kapat

23.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
AHMET TAN(tana@sabah.com.tr )


Bir başka olimpiyat

Hız çağında hızla ilerliyoruz. Hızın bir neden mi sonuç mu olduğunu düşünmeye bile vakit yok.

Makinenin icadından bu yana, hız kavramı da hızla değişiyor. Hız bir araç olmaktan çıkıyor. Neredeyse kutsal bir amaç haline geliyor.

Her şeyin en hızlısı, en güçlü sayılıyor.

Hızlı bilgisayar, hızlı otomobil, hızlı delikanlı, hızlı imam (Hayır. Teraviyi ve vakit namazlarını çok çabuk kıldıran anlamına) sıfatları nihayet hızlı en hızlı bankacılığı da kapsamına alıyor.

Hız, bu yüzdendir ki, hayatta ve ayakta kalmayı belirleyen en önemli etken sayılıyor.

Bu yüzden insanlar elde olmadan, hızla hızın tutsağı haline geliyor. Şahin'ninizi topuklamaya ya da, emniyet şeridine tam gaz dalış yapmaya hacet yok. Köfteci yerine fast food'u tercih ediyorsanız, siz de çağın trendini yakaladınız demektir.

İnsanın en temel içgüsü beslenme. Ama hız temel içgüdüyü bile baskı altına alıyor. Süratle yeme içme biçimi belirliyor.

1700'lerde yaşamış bir İngiliz Lordu olan Mr. Sandviç'in ekmek arası salam sosisini, bu hız sayesinde Amerikalı esnaf Mr. Mc Donald 20 yılda solluyor.

Dünyada 100'ü aşkın ülkede her 55 dakikada bir hamburgercinin hizmete girmesi hızlı beslenmenin başdöndürücü hızını kanıtlıyor.

Hızlı yeme düzeni hamburgerle sınırlı kalsa iyi. Fast food ülkenin tüm yeme içme kültürünü, toplumsal alışkanlıklarını, tarımsal üretimini değiştiriyor..

Gıda üretimi yapan küçük aile işletmelerinden, mütevazı lokantalara kadar yerel ve ulusal tüm bir toplumsal yaşam, hızla bu Fast food düzeninin ayakları altına itiliyor.

Fast food'u "hızlı tıkınma" ya da, "ayaküstü yeme içme" diye çevirmek mümkün.

Ama sorun işin hızından çok, bir ulusun tüm bir yeme içme kültürünü tehdit etmesinde.

Bir ulusun mutfağı o ulusun ulusal kimliği demek. Tarihinin coğrafyasının ve halkının becerisi ve zevki demek. Fast food düzeni blucin gibi, tek düze bir görüntünün ötesinde o ülkenin topyekün yaşam tarzını etkiliyor. Marketlerdeki dondurulmuş gıda reyonlarının hızla genişmelesi, peynirlerin süt ürünlerinin naylonlara sarmalanıp yavanlaşması demek. Tatların, lezzetlerin tek düzeleşmesi, sofralardaki tat zenginliğinin kaybolması demek.

Bu hızlı yokoluşa karşı bir Yeniden Doğuş, bir Rönesans gerekiyor.

Bu nedenle, Slow Food bayrağının İtalya'da açılması rastlantı değil. Bu laf ötekine tepkiyi simgeliyor. Yani ayak üstü değil, "adam gibi oturarak yeme içme" anlamına. Yoksa slow'luktan kasıt yavaş yavaş ağır ağır yiyip içme değil.

İlk hamburgerci dükkanının Roma'da açılmasına karşı gazeteci ve politikacılardan oluşan bir grup aydın Slow Food Hareketi'nin bayrağını açtılar.

Ama küreselleşme öylesine hızlıydı ki, donmuş gıda endüstrisi o kadar süratle yayılıyordu ve hıza o kadar kendilerini kaptırmışlardı ki, kapanan "pasta" dükkanlarını lokantaları fark bile etmiyorlardı.

Slow food ağır ama emin adımlarla yayılıyor. Türkiye dahil 70 ülkede örgütlenmiş ve toplam üyesi 70 bine ulaştı.

Slow Food Hareketi her yıl yiyecek içiçek kültürüne sahip çıkan ülkelerden yarışmacılarının katıldığı bir olimpiyat düzenliyor.

Bu yılki olimpiyatlara Türkiye Çamlıhemşinli Veli Gülas ile katılıyor.

Veli Dayı doğduğu günden beri arıcılık yapıyor. Yalnızca ıhlamur ağacı kütüğünden oyulan ve en az yirmi metrelik ağaç tepelerine yerleştirilen kovanlara petek yapan ve oğul veren ve kafkas arısı diye bilinen bir arının yaptığı karakovan balı ile katılıyor. Finale kalanlar arasında bir Köyceğiz Dalyan balıkçılarının ürünü Mumlu Balık Yumurtası var.

Bu iki ürün, 70 ülkeden yüzlerce geleneksel ürünü eledi, 13 finalist arasına girdi. İki ürünü birden finale kalan hiçbir ülke yok.

Veli Dayı veya Dalyancılar, büyük bir olasılıkla pehlivanlarımızın Sidney'de yapamadığını yapıp 70 ülkenin oylarıyla Türkiye'ye "madalya" getirecek. Çünkü 70 ülke arasında iki ürün de finale kalan 6 ürün arasında .

Karakovan balcılık da balık yumurtacılığı da çok çok sabır istiyor. Sabırlı insan sayısı da Türkiye'de dünyadaki 60 bin kişi arasına girecek kadar azaldı.

Türk Slow Food Hareketi'ne hız ve başarı dileriz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır