kapat

23.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )


Perde arkası

Ne oldu? Nasıl oldu? Clinton, Temsilciler Meclisi Başkanı Hastert'e bir son dakika mektubunu neden gönderdi? Başkan Clinton bu noktaya nasıl geldi? Kimdi bu planın arkasındaki beyin?

Şimdi geri gidelim.. Dosyaları artık açalım ve bildiklerimizi sizlerle paylaşalım..

Washington'dayız tekrar.. Yahudi lobileri ile yoğun konuşmalarımız oluyor.. AIPAC, Jinsa, Bnai Brith ve ADL.. AJC ise biraz uzak duruyor.. Bize durumu soruyorlar.. Vermeye çalıştığımız mesaj, "Bu tasarının geçmesinin, sadece Türkiye ile ABD stratejik ilişkileri değil, ama Türkiye ile İsrail arasındaki stratejik ilişkileri de çok olumsuz etkileyeceği" idi..

Türkiye'deki Musevi lobisi de, ABD yönetimi ve Temsilciler Meclisi'ne üst üste mesajlar gönderiyor ve tasarının durdurulmasını istiyordu.. Türkiye bütün resmi kurumları yanında, Müslüman, Yahudi ve Ermeni vatandaşları ile de elinden gelen cabayı harcıyordu.. Washington büyükelçiliğimiz, sadece 9 kişilik minicik ve Türkiye için utanç verici küçüklükteki kadrosu ile olağanüstü bir çaba içindeydi.. Bu ülkedeki Türk kurumları da, örneğin ATAA ve diğerleri, çok hereketli idiler.. Amerikan yönetimi yapabileceğini biraz geç de olsa yapmıştı..

Washington'da ise, Yahudi lobisi, geçen hafta sonuna doğru artık bütün ağırlığını bu işe koydu.. Hem de açık açık.. AIPEC Başkanı, hafta sonu Hastert ile yaptığı görüşmede, "Bunun sakıncalarını açık açık anlattı" ve onu çok sıkıştırdı.. Sonra da şöyle dedi:

"Sayın Başkan, bunu oylatarak belki bir miktar Ermeni oyu alacaksınız.. Ama kaç tane Yahudi oyu kaybedeceğinizi hesap ettiniz mi?"

Hastert'te alarm zilleri çalmaya başlamıştı.. Ama hala hedefe ulaşılamamıştı..

Hastert'in bu işten bir çıkış noktası aramaya başladığı haberleri, işte bu sırada geldi.. O, Ermenilere söz vermişti.. Bundan yara almadan, bu sıkışık pozisyondan kurtulması gerekiyordu.. Nihayet ağzından şu cümle çıktı:

"Başkan Clinton bana mektupla durumu bildirirse bu oylatmayı yaptırmam..."

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı'nın bir çıkış noktası aradığı artık iyice belirginleşmişti.. Şikago'dan gelen bir başka Yahudi de, Hastert'i iyice sıkıştırmıştı.. Çünkü, Cumhuriyetçilere verdikleri yardım 10 milyon doların üzerindeydi..

Peki kim devreye girmeliydi de, bu mesaj Başkan Clinton'a ulaştırılmalı ve Hastert son kez uyarılmalıydı? Kimdi bu isim?

Bütün bunlar olurken ve nefesler adeta tutulmuşken, Clinton Mısır'daydı.. Ve işi başından aşkındı.. Ortadoğu'da olası bir savaşı önlemeye çalışıyordu..

Zaman iyice daralmıştı.. İşte tam bu sıralarda, İsrail'de bir ismin telefonu çaldı.. Arayan İstanbul'dan bir Türk Yahudisi idi.. Durumu ve bunun sonuçlarının nereye kadar gidebileceğini bütün açıklığı ile telefonun öteki ucundaki İsrail'liye anlattı.. Devreye girmesinin şart olduğunu söyledi.. Telefonun öteki ucunda bulunan dünyaca saygın İsrail'li şunu söyledi:

"Ben İsrail-Filistin barışının gerçekleşmesine çok büyük emek verdim.. Bunun yok olmasına izin vermemek için elimden geleni yapıyorum. Ben aynı zamanda Türk-İsrail anlaşmasına da çok büyük emek verdim.. Bunun zedelenmemesi için, hiç merak etmeyin, elimden gelen herşeyi yapacağım..."

Bunları söyleyen kişi, Şimon Peres idi... Ve Peres, planını yapıp hemen devreye girdi...

Durum Başkan Clinton'a iletildi.. Clinton çarşamba günü mektubu yazdı ve Hastert'e gönderdi.. Bu arada Genelkurmay Başkanı Shelton ile Dışişleri ve Milli Savunma Bakanları Albright ve Cohen'in görüşleri de Hastert'in önüne kondu..

Temsilciler Meclisi Başkanı da, tasarıyı oylatmaktan vazgeçti.. Bu plana göre, o da durumunu kurtarıyordu.. Ermenilere "Ben elimden geleni yaptım. Komisyonlardan geçirdim.. Gündeme de aldırdım. Ama sonuçta ABD Başkanı'nın mektubu burada durulması gerektiğini açıkça gösterdi.. Bu mektuba karşı yapabileceğim hiçbir şey yoktu" diyebilecekti.. California'da kazanılacak bir koltuk uğruna yapılan sersemlik sona ermişti..

İşte size gerçek bir lobi hikayesi.. Peki bu bir zafer mi? Bizce değil.. Esas yapılacaklar daha yeni başlıyor..

Son dakika: Türkiye, Ermeni tasarısı konusunda kendisine müthiş destek verilmesine rağmen, BM'de İsrail aleyhine oy vererek yine yanlış yaptı. En azından çekimser kalabilir veya oylamaya katılmazdı..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır