Çarşamba günü 2001 yılı bütçe taslağı üzerine yazdığımız ilk yazıda bazı genel yorumlar yapmıştık. Bütçe hedeflerinin tutturulması durumunda gelecek yıl için belirlenen yüzde 4.5'lik milli gelir büyüme hedefinin yakalanmasının zor olacağı da yorumlarımız arasındaydı. Bugün yorumlarımıza devam ediyoruz. Çok fazla detaya girmek hala çok anlamlı değil çünkü açıklanmış olan vergi geliri hedeflerinin nasıl gerçekleştirileceği konusu henüz net olarak ortaya açıklanmadı.
Vergi gelirlerinin nasıl artacağı konusu hala net değil: Tabloda seçilmiş bazı vergi kalemlerindeki hedefler trilyon TL ve yüzde artış olarak veriliyor. Bu artış oranlarının yüksek ya da düşük olduğu konusunda fikir yürütebilmek için en uygun ölçüt, nominal milli gelirdeki yüzde 23.3'lük artış hedefi. Buna göre bakıldığında, gelir, motorlu taşıt, KDV, taşıt alım, damga ve gümrük vergi gelirleri ile harçlarda hedeflenen artışların bir hayli yüksek olduğu görülüyor. Diğer bir deyişle, kendi haline bırakılsa nominal milli gelir kadar artması beklenecek olan bu vergi kalemlerinde ilave artışlar öngörülmüş. Ancak bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için hagi yöntemlerin kullanılacağı henüz belli değil. Örnek verelim: nominal milli gelirdeki artış yüzde 23.3 olarak hedeflenirken dahilde alınan KDV tahsilatının yüzde 34.4 artması için bu verginin oranında bir artış yapılabileceği gibi, verginin kapsamının yeniden tanımlanması ve daha sıkı denetim yapılması gibi yöntemler de kullanılabilir.
Bir başka olasılık ise gelecek yıl da devam ettirileceği açıklanan özel işlem ve iletişim vergileri için gerekli yasal değişiklikler yapıldıktan sonra normal vergi gelirleri hedeflerinin daha makul düzeylere revize edilmesi. Dün yapılan liderler zirvesi sonrasında yapılan açıklamada, Bakanlar Kurulu'nun yapacağı ilk toplantıda kendi yetkisi dahilindeki vergi değişikliklerini yapacağı açıklanmıştı. Sanırız bu toplantıya kadar konunun tam olarak netleşmesi mümkün olmayacak.
Yine gelir artışlarına dayalı bir düzeltme hedeflenmiş ama daha dengeli: Toplam vergi gelirleri için konulan hedefin iddialı oluşu, buna karşılık faiz dışı harcamalardaki artışın nominal milli gelirdeki artışa paralel olması kamu maliyesinde düzelmenin yine ağırlıkla gelir tarafında olacağını gösteriyor. "Yine" diyoruz çünkü 2000 yılı bütçesi de aynı temele oturtulmuştu. 2001 yılı bütçesinde faiz harcamalarının düşmesi sayesinde toplam harcamaların az artacak olması bu sonucu değiştirmiyor çünkü gelecek yılın faiz ödemeleri büyük ölçüde bu yıldan belirlenmiş durumda. Ancak şunu ilave etmekte yarar var: 2001 bütçesi de gelir artışını esas almakla birlikte bu yıla göre biraz daha dengeli görünüyor.
Uzun vadeyi de düşünmek gerekiyor: Bir kaç yıl üstüste gelirlerin artırılmasına dayalı bir mali düzeltme programının uygulanırsa sonuçta kamu maliyesi düzelebilir ama özel sektörden geriye ne kalacağı da önemli. Kamu sektörü pek çok işte olduğu gibi bu işte de kendisini kayırıp tüm yükü daha fazla vergileme yoluyla özel sektöre yıkarsa bunun sonuçlarını düzeltmek de daha sonra ayrı bir program gerektirecek. Salınmakta olan yeni vergi yükünün genellikle ekonominin kayıt içi kesimini hedeflediği de hatırlanırsa, yapılmakta olan işlerin kayıt dışı ekonomiyi daha da artırması şaşırtıcı olmaz.
Özetle, içilen ilacın acı olması herkesin katlanması gereken kısa vadeli bir olgu ama aynı ilacın uzun vadeli yan etkilerine de dikkat etmek gerekiyor.