Bugün size, medyadaki "asıl" ve "gizli" pislikleri, içimizdeki asalakları anlatacağım.
Size, "temiz medya" konusunda "geviş getirenleri" tanıtacağım.
Önce pisliğin tarifini yapalım.
Rüşvetçi pislik midir? Pisliktir!
Peki hiç rüşvet almamış biri de pislik olabilir mi? Evet olabilir!
Hem de pisliğin feriştahı olabilir!
Mesela, medyadan maaşını her ay cebe indirip de, bir gazetenin ya da televizyonun ne emeklerle hazırlandığını, ne fedakarlıklarla ayakta durduğunu, kör topal yürüyen ekonomide "kârlılığın" sürmesi için ne uğraşların verildiğini hiç merak etmeyip...
Köşesinden veya ekrandan "sürekli" medyaya veryansın eden, medyanın "demokrasi ve temizlik" konusundaki titizliğini hiçe sayan tipler, benim gözümde birinci sınıf asalaktır, pisliktir. Sadece benim değil "medyanın" gözünde de bunlar birinci sınıf pisliktir.
Bunlar, medyayı sürekli aşağılayarak kendi reytinglerinin, kişisel tatminlerinin peşinde koşan pisliklerdir.
Bu tiplerden, mostralık gibi üçer beşer tane bütün gazetelerde, bütün televizyonlarda var!
Bunlar sadece yedikleri kaba pisleyen asalaklar değil, medyayı aşağılamakla kimlere hizmet ettiklerinin farkında olmayacak kadar da geri zekalılar!
Tanımanız için "ipucu" vereyim.
Bunlar, genellikle "demokrat" geçinirler...
"Entel"likten muzdariptirler!
Dincilerle aralarından su sızmaz!
Kombassan kepazeliğini alenen savunan dinci basın, Egebank Skandalı'nın üstüne mal bulmuş mağribi gibi atladı.
Sanki Kombassan "yürütme"si ile Egebank yürütmesi farklı şeyler!
Fakat dinci basın ile bizim pislikler Kombassan'ı değil, Egebank'ı ve "rüşvetçi gazeteci" konusunu dillerine doladılar.
Kombassan'ı savunmaya kalkışacak kadar gözü dönenleri zaten saymıyorum bile...
Bunlar, dinci basındaki silahşorlerin döndürdüğü dolabın farkında değiller. Dinciler, "temizlik istiyor" numarasıyla bilinçli olarak, "kirlilik ihalesinin" demotratik medyanın üzerinde kalmasına çalışıyorlar.
Bizim içimizdeki "asalaklar" da aynı değirmeye su taşıyorlar.
Aslında bunlara, "Hadi kardeşim gidin dinci basında çalışın" demek lazım ama...
"Kir atıkları" medyaya bakalım!
Egebank hadisesini ortaya çıkaran Tanzanya medyası mı?
Bir söylenti ile yazarının işine son veren medya, hangi medya?
Susurluk'ta bas bas bağıran medya hangi medyaydı?
İSKİ'yi, İLKSAN'ı, Rabıta'ları, Mercümek'leri, Şevki Yılmaz'ları kim ortaya koydu?
Hatta, zaman zaman aşırıya kaçan yolsuzlukları ortaya çıkaracağım diye masumları bile "insan içine çıkamaz" hale getiren bu medya değil mi?
Hakimleri, "beraat kararı" veremez hale getiren bu medya değil mi?
Demokrasi ve temizlik uğruna sayısız basın şehidi veren, yine de bildiği yoldan vazgeçmeyen medya bu medya değil mi?
Elbet, bizim içimizden de "paraya zaafı olanlar" çıkabilir!
Ama biz, gerektiğinde kendi ipimizi hiç tereddüt etmeden çekiyoruz.
İçimizdeki "gizli asalaklara" yobazların "gizli" müttefiklerine ve bir baltaya sap olamamış "medya fesatlarına" rağmen!..
Medya, doğru yolda yürüyor!