


Hoca Bey
Serin bir Sonbahar sabahı... Başkent Üniversitesi'ndeyiz... Profesörler... Bakanlar... Milletvekilleri... Öğrenciler...
Herkesin gözü "bir kişiye" kitlenmiş.
"Acaba konuşacak mı?" diye.
Üniversitenin "yeni öğretim yılı" törenle açıldı.
Ve son olarak...
"O kişi" kürsüye çağrıldı:
- Hocamız... Değerli büyüğümüz... Hocaların Hocası... Prof. Dr. İhsan Doğramacı...
Gerçekten "görülecek" bir sahneydi.
"Profesörlere" dikkat ettik.
"Ayağa kalkan... Önlerini ilikleyen... Hocalarına saygıda kusur etmeyen... Gözleri yaşaran" yüzlerce profesöre.
"Yaşlı adam" kürsüye yürüdü:
- İki şey söylemek istiyorum.
Tören alanındaki binlerce kişi. "Hocaların Hocasını" çıt çıkarmadan dinledi.
Kimi "nasihat" diye.
Kimi de "vasiyet" diye.
***
- 85 yıllık hayat hikayemde eğer bazı başarı sayfaları varsa... Bunun iki formülünü sizlere söylemek istiyorum.
Bir:
- Yetenekli gençlerin önünü açtım... Onlara fırsat verdim.
İki:
- Bilmemek ayıp değildir... Bilmediğini bilmemek ise... Ayıpların en büyüğüdür... Hele bir de... Bilmediğini bilmeyip de ahkam kesenler var ki... Onlara bir çift söz söylemek için kürsüdeyim.
İşte o bir çift söz:
- Söylediklerimden kimse alınmasın. YÖK sistemi tartışılıyor... Bilen de konuşuyor, bilmeyen de... Kendimi bilmeyenler sınıfına dahil ediyorum... Bilmediğimi okudum, sordum, araştırdım, öğrendim... Bilmeyenlere... Bilmediğini de bilmeyenlere... Ve bilmediğini bilmediğinin farkında olmayıp ahkam keserek Türkiye'ye zarar verenlere şunu öneriyorum... Araştırın, öğrenin, ondan sonra konuşun.
***
Yaşlı adam kürsüden indi ve...
Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun koluna girdi:
- Beğendiniz mi?
- Hocam, sizin konuşmanızı değerlendirmek kimin haddine...
- Teşekkür ederim... Beğendiniz mi?
- Tabii Hocam.
- Mesajım yerine gitti mi?
- Elbette Hocam.
***
Sonra yanımıza "bazı görevliler" geldiler:
- Hoca Bey sizi soruyor.
"Hoca Bey" Hocaların Hocası.
Gittik:
- Buyrun Hocam.
- Yarın ne yazacaksınız?
- Bugünkü töreni.
- Ya benim konuşmamı?
- Özellikle de konuşmanızı yazacağım.
- Ama büyük yazacaksınız değil mi?
Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu "Merak etmeyin Hocam" dedi:
- Sizin konuştuğunuz yerde Yavuz Bey herhalde bizlerden bahsedecek değil.
***
Prof. Doğramacı... Prof. Mehmet Haberal... Metin Bostancıoğlu... Yaşar Okuyan... Ve biz... Bir kenara çekildik.
Milli Eğitim Bakanı'na sorduk:
- Hoca Bey'in mesajının "hedef şahsı... Ya da hedef kitlesi" hangi adres?
- Hedef, şimdiki sistem.
- Yani?
- Rektörlük seçimleri... Rektörün nasıl atanacağı... Şimdiki sistem çöktü... Bu, böyle gidemez.
***
Vedalaşırken, Hoca Bey "bir kez daha" sordu:
- Yazacak mısınız?
- Evet.
- Öyleyse... En başa şunu yazın... Kimse, bilmediği konuda ahkam kesmesin. Bilgi, en yüce değer... Bilmeyen araştırsın, öğrensin.