kapat

20.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


Siyasette ve basında popülizm..

Susurluk olayı çözülemedi, su yüzüne çıkması gereken siyaset-emniyet-mafya ilişkisi açıklığa kavuşturulamadı ama yine de o olayın Türkiye'ye sağladığı yarar inkâr edilemez.

Toplumun o günlerde başlattığı "Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık" eylemi, insanların her akşam ellerindeki mumlarla sokaklara verdikleri cılız ışık geleceğimizi aydınlatmaya yetti.

Korkmaz Yiğit'inden Çakıcı'sına, kendi çıkarı için banka batıran patronlardan, yolsuzluğa yeltenen siyasetçilere, hakimlere kadar hepsi sapır sapır ortalara döküldüler. Türkiye'nin "Temiz Eller" operasyonu kendiliğinden sessizce başladı ve sürüyor. Eğer varsa -her meslekte olabileceği gibi- medyanın içindeki, karanlık olaylara bulaşmış isimleri de önüne katarak ve temizleyerek sürmeye devam edecek.

Olması gereken de bu... Türkiye'de kısa yoldan köşe dönmecilik, "kara" bile olsa kolay elde edilen kazançların itibar görmesi madem ki bizim kuşağımız döneminde yapılan siyasi, ticari ve etik hatalardan dolayı yaşamın bir parçası oldu, bu sistemi düzeltmek, temizlemek de bu kuşağın görevidir.

Ama bunu yaparken, popülist yaklaşımlarla çıkar sağlamak uğruna, toplumun kendine destek olarak gördüğü basına gölge düşürmenin de bir başka ciddi hata olduğunu unutmamak gerekiyor.

Suçlama furyası..
Günlerdir medya, gazetecilik ve bu meslekteki kirlenme-yozlaşma üzerine yazılan yazıları okuyoruz.

Tek bir yazarın suçlanmasından dolayı neredeyse bütün medya zan altında bırakılıyor. İsim verilmeden Uğur Dündar suçlanıyor, "İspat edin, intihar edeyim" demek zorunda kalıyor. Bir gazeteci çıkıyor "Bir bilseniz daha basında kimler var böyle" diyor. Diğeri "Merak etmeyin, 1 milyon doları alan gazeteci kısa süre sonra gazetesine döner" diyor. Bir başkası Boğaz'da yalısı, yatı olan gazetecilerden sözediyor, lüks otele giden, marka şarap içen, lüks arabaya binen gazetecileri suçluyor.

"Gazeteci siyasetçiyle, işadamıyla, müteahhitle vb.. ile arkadaş olamaz" deniyor.

Gazeteci özgürdür, kısıtlanamaz.

Ah şu popülizm..
Aynen sığ siyasetçilerin halkın nabzına göre şerbet vermek için izledikleri popülist politika, yaptıkları abuk subuk konuşmalar gibi bu da basının yaptığı popülizm..

Acaba bu sözleri söyleyince kendilerini, suçladıkları "basın"dan soyutlanmış mı hissediyorlar, okuyanı kendilerinin tek temiz adam olduğuna mı inandırmış oluyorlar; belli değil.

Belli olan ise şu; Eğer elinizde somut olarak isimleri yoksa "basında daha kimler var bunlar gibi" denemeyeceği.. Yatları olan, Boğaz'da yalıları olan gazetecilerden söz ederken bunların ismini vermenizin gerektiği.. Öyle "Bunlara sahip olanlara bakın, anlayın" demek de hiçbir basın anlayışına sığmaz. Onları neye dayanarak suçladığınızı açıklamak zorundasınız. Örneğin; bütün yaşamını gazeteciliğe adamış ve çalışması sonucunda iyi yaşam şartlarına kavuşmuş isimleri suçlayabilir misiniz? Bir Uğur Dündar'ı, Ali Kırca'yı, basının liderliğini yapan yazarları, yöneticileri diğerleriyle bir tutabilir misiniz?

Bu isimler arasında bile yatı olan birinin bulunduğunu sanmıyorum ben. Ama varsa dahi kim ne diyebilir? (O zaman gazete binalarında daha iyi odalarda oturanların da, oturmayanlar tarafından suçlanması mümkün).

Gazeteciler yurt içi ve yurt dışındaki fuarları, bilimsel gelişmeleri, açılışları, sanat olaylarını izlemek üzere davet edilirler. Siyasi olayları izlemek, konuşup bilgi almak için siyasetçilerin bulundukları toplantılara, mekânlara gitmek zorundadırlar. Sanat olaylarını izledikleri, restorana, otele, konsere gittikleri ve bunları okurlarına aktardıkları için onları kim suçlayabilir ve "Yazılarına bakın, anlayın" diyebilir? Bunlar mesleğin gereğidir zaten. Deprem bölgesine de gidersiniz, maça, defileye de..

Oturduğunuz yerden uydurup kaydırarak, birkaç yabancı yazar veya kitap ismi, istatistik vererek yazmıyor, ahkâm kesmiyorsanız tabii.

Ecevit, adı rüşvet skandalına karışan milletvekilinin istifasını istedi. Şimdi diğer DSP'lilerin ortaya atılıp "DSP'yi temizleyelim. Bu parti yozlaştı. Aramızda kimbilir daha kaç ahlâksız var" demesi (veya bizim onları suçlamamız) mi gerekiyor?

Bir Meclis Başkanı, siyasetçi, banka sahibi veya iş adamı yolsuzluk yapınca tüm mesleği mi karalıyoruz?

Bugüne kadar haksız kazanç sağlayan kaç gazeteci yakalanmış veya suçlanmış?

Kendimize gelelim..
Onun için bırakalım bu halk adamı, popülist gazeteci yaklaşımlarını da kendimize gelelim lütfen.. Türkiye'de her alanda yapılan yanlışlara ve yapanlara karşı çıktığımız gibi kendi mesleğimizdekilere de çıkalım.

Ama bir yanlışı bir başka yanlışla karıştırarak sonuca varamayacağımızı da bilelim.

Basını güven erozyonuna uğratmaya hakkımız yok!

Küçük Esra'nın gözyaşları
13 Ekim Cuma günkü Star'dan kesip saklamışım onun resmini. Sık sık masamın üzerinde gözüme ilişiyor.

11 yaşındaki Esra'nın o güzel masum yüzünü, ağlayan gözlerindeki umutsuzluk dolu ifadeyi bir kez görünce unutmak zaten mümkün değil.

Adapazarı depreminde evleri yıkılınca ailesiyle sokakta kalmış. Sonra bir süre çadırda.. Daha sonra kendilerine bir baraka yapmışlar. Yazın sıcaktan bunalarak, kışın soğuktan donarak bir yıl geçirmişler.

Bu kış üşümemek için barakayı sağlamlaştırmışlar ama bu kez de yangından kurtaramamışlar. Erenler İlköğretim okulu öğrencisi Esra'nın defterleri, kitapları, oyuncakları da diğer eşyalarla birlikte yanmış.

Ağlıyor Esra ve "Allahım bir daha çadıra dönmek istemiyorum" diyor. Belki gözlerinden kaçmıştır diye düşünerek TEGV, ÇYDD gibi vakıflara, Bayındırlık Bakanlığı'na ve zengin işadamlarımıza bir kez daha duyurmak istedim.

Küçük Esra'ya kaybettiklerini geri verebilir, ona hakkı olan "çocukluk" mutluluğunu sağlayabilir misiniz acaba?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır