|
|
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr
)
|
  
Ferhat Tunç meğer bir efsaneymiş
Birkaç gündür bazı gazetelerde Hakkari'de engellenen bir konserle ilgili haber ve yazılar var. Özellikle Can Dündar ve Oral Çalışlar "İstanbul-Hakkari Sanat Köprüsü" kampanyası boyunca yaşadıklarını çok güzel anlattılar.
Bir grup aydın ve entelektüel geçtiğimiz hafta Hakkari'ye gitti ve çeşitli etkinliklere katıldı. Bu etkinliklerin bir parçası da Ferhat Tunç konseriydi. Ancak valilik "hassasiyet" var diyerek bu konsere izin vermedi. Ama Mesut Yılmaz'ın talimatıyla bu karardan geri dönüldü, Ferhat Tunç önümüzdeki hafta Hakkari'de konser verecek.
Cehaletime verin, Ferhat Tunç'u bu güne kadar hiç dinlemedim. Ayrıca yine cehaletime verin, gerçekten adını da duymadım. Oysa Prestij Müzik grubunun sanatçısıymış. 17 yıldır da protest müzik yapıyormuş.
Can Dündar Aktüel'deki yazısında "Köprünün batı ucundaki kimileri, bu ismi hiç duymamış ya da bir türküsünü hiç dinlememişlerdir" diyor.
Oysa Ferhat Tunç Güneydoğu Anadolu'da bir efsane olmuş.
O kadar aydın ve entelektüel kalkıp taaa Hakkari'ye gitmişler, amaç sanat etkinliklerini Hakkari'ye de taşımak, ama daha grup Hakkari'ye ayak bastığı andan itibaren tek şey sorulmaya başlanmış "Ferhat Tunç gerçekten geliyor mu, konser verecek mi?"
Açıkçası yazıları okuyunca ben de merak ettim Ferhat Tunç'u.
Henüz 35 yaşında. Zaza kökenli. Uzun yıllar Almanya'da yaşamış. Burada Amerikalı, Alman, Yunan müzisyenlerle birlikte olmuş ve değişik müzik türlerinden etkilenmiş. Notaları ve sözleriyle özgün müzik üzerine yoğunlaşmış. Bugüne kadar 14 albüm çıkarmış.
Şimdi bunları yazarken kendime kızmıyor değilim, 14 albüm çıkarmış bir sanatçının tek eserini bile dinlememiş olmak, en azından gazeteci olarak eleştirilecek bir tutum. Ferhat Tunç, halk arasında inanılmaz bir popülerlik kazanmış. Özellikle Güneydoğu'da çok ünlenmiş. Her konseri bir olay olmuş. Binlerce kişi birbirini ezerek dinlemiş Ferhat Tunç'u. Tabii bu konserlerde Kürtçe türküler de söyleniyor. Bu da güvenlik yetkililerinin hiç hoşuna gitmemiş. Çareyi yasak koymakta bulmuşlar. Önce Ferhat Tunç'u sokmamışlar bölgeye, sonra da kasetlerini, cd'lerini. Tabii her yasak Ferhat Tunç'a yaramış, ünlendikçe ünlenmiş, önü alınmaz bir çığa dönüşmüş.
Hakkari halkı şimdi ilk kez kentlerine sokulan Ferhat Tunç'un konserini bekliyor özlemle.
Hayatı hep eylemle geçti
Ferhat Tunç Tunceli 1964 doğumlu. Almanya'da yaşarken kaset yapmaya karar vermiş. İlk albümü "Bu yürek bu sevda var iken" 12 Eylül dönemine olan tepkiyi de taşıyormuş içinde. Ferhat Tunç daha sonra bu yönde türküler söylemeye başlamış. 1984'te Türkiye'ye döndükten sonra hep muhalefetin yanında olmuş, Cumartesi Anneleri'nin eylemlerine destek vermiş, konserlerini bir miting havasında yapmış. Belli ki çok ilginç bir kişilik, aynı zamanda çok ilginç bir çıkış noktası yakalamış. Bugün bunca medya gürültüsü içinde, imajın, tanıtımın, çok para harcanarak yapılan şovların gölgesinden çıkıp da toplumun bir bölümünün efsanesi olabilmek herhalde kolay anlatılacak bir olgu değil. Sordum, "Ferhat Tunç'un albümleri ne kadar satar?" diye, "600 bini geçer" dediler. Vay canına.
Rüşvetle suçlanınca sırtını dön, oy ihtiyacı olunca el altından ricada bulun
DSP milletvekili Bülent Gök, bir iş takibi için rüşvet aldığı gizli kamerayla saptanınca biliyorsunuz partisinden istifa etti. Tabii aslında etmedi de, etmesi bizzat Genel Başkan Bülent Ecevit tarafından istendi. Bu elbette yanlış bir tavır değil. Hiçbir parti genel başkanı adı yüz kızartıcı bir suça karışan milletvekilini partisinde istemez. Nitekim Bülent Gök de bu isteği anında yerine getirdi.
Ancak bundan bir gün sonra yani önceki gün, Meclis'te önemli bir oylama vardı. Meclis Başkanlığı seçiminde koalisyon ortaklarından ANAP da aday çıkarmıştı. Oysa Ecevit Devlet Bahçeli'ye başkanın MHP'den seçileceği konusunda söz vermişti. Ecevit bu sözünü yerine getirmek için biliyorsunuz çok uğraş verdi.
Ancak sayısal destek belki de bir ya da iki oyla sağlanacaktı. Meclis aritmetiği bunu gösteriyordu. Partisinden istifa eden Bülent Gök, tepki olarak gidip ANAP adayına oy verebilirdi. İşte bu tehlikenin başgöstermesi üzerine kulislerde söylenenlere göre Ecevit devreye girdi. Bülent Gök'e haber salındı, "son bir ricada" bulunuldu. Oylamada MHP adayını desteklemesi istendi. Yine ileri sürüldüğüne göre Bülent Gök, bu ricayı kırmadı, Meclis'e garajdan girdi, muhalefet kulislerinden dolaşarak Genel Kurul salonuna geldi, oyunu MHP için kullandı ve çıkıp gitti.
Eğer Gök, ANAP adayına oy verseydi, her iki aday da 263 oy almış olacaktı. Yani beraberlik. Bu durumda Türkiye'de yeni bir tartışma ve belki de kriz başlayacaktı. Rüşvetle suçlanan milletvekiline gizlice uygulanan çifte standart işe yaramış doğrusu. Siyaset böyledir işte.
Kombine biletli Beşiktaş seyircisini kızdıran uygulama
Her takım sezon başında kendi sahalarında yapılacak maçlar için taraftara kombine bilet satar. Kombine bilet almanın taraftara faydası şudur; bir kere bileti hazır olduğu için her maça gider, kötü havalarda stad kapılarında beklemekten kurtulur, iyi yerde, doğru dürüst bir koltukta oturur, çevresinde hep tanıdığı arkadaşları vardır, onlarla sohbet eder, çay, kahve, meşrubat gibi içecekleri daha rahat alır.
Kulüpler de bu işten çok karlı çıkar, çünkü daha sezon başından peşin parayla koltuklarını satar, en azından bu paranın erkenden işletilmesini sağlar.
Dün Beşiktaşlı kombine biletli taraftarlardan öfkeli mesajlar aldım, bazıları ile de telefonla konuştum. Sorun şu; Beşiktaş yönetimi bir süre önce kombine bilet sahiplerine mektup göndermiş. Burada diyor ki "Kurallar gereği Şampiyonlar Ligi maçlarında stad UEFA'nın malı oluyor. Bu nedenle seyirci düzenini onlar yapıyor." Yanisi şu; bu maçlarda yeriniz değişebilir. Nitekim öyle de olmuş. Tabii kombine bilet seyircisi kendi yerlerinde yabancı konukların, yabancı spor otoritelerinin, gazetecilerin oturacağını tahmin ediyor. Kombine biletli seyirciler kendilerine çok kötü bir yer gösterilmesine rağmen sırf konukseverlik adına duruma ses çıkarmıyorlar.
Ancak dün maça geldiklerinde bir de ne görsünler, UEFA'nın el koyduğu denilen yerde, yani kendi yerlerinde yine Beşiktaşlılar oturuyor. Meğer kulüp buraları bu maç için 100 milyondan satmış.
Beşiktaş Kulübü kendini savunurken, yerin UEFA tarafından ayrıldığını ancak son anda gelen olmayınca buranın kulübe gelir olması nedeniyle teberrulu olarak satıldığını söylüyor. Onlar da haklı olabilir ama sezon başında kombine bilet alanlara büyük haksızlık yapılmış bu durumda. Yer boş kaldıysa o zaman eski sahipleri oturtulur, başkasına satmak olmaz.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|