Başkan seçildiğine ilişkin Resmi Gazete'ye gönderilecek Cumhurbaşkanı'na vekalet ettiği için kendisi imzalayan İzgi, ilk gününü tıpkı Sezer gibi mütevazı bir şekilde geçirdi. Devir-teslimin ardından evine giden İzgi, 001 kırmızı plakalı makam aracıyla tüm kırmızı ışıklarda durdu. İlk gününe Sıhhıye'deki özel bürosunda gazetecilerle birlikte tost-ekmekten oluşan mütevazı bir kahvaltı yaparak başlayan İzgi, soruları da yanıtladı.
*Nasıl bir başkan olacaksınız?
- Günlük hayatımda mütevazı bir kişiyim. Bunu sürdürmeyi düşünüyorum. Kırmızı ışıkta durduk, duracağım da. Tabii bunu Cumhurbaşkanı öyle yapıyor diye değil, buna inandığım için istedim.
* Yeni projeleriniz var mı?
- Meclis'in verimsiz bir KİT görüntüsünden çıkmasını arzuluyorum. Meclis'in 4585 çalışanı var, şişkin bir kadro, buna çeki-düzen verilmesi gerekiyor. Norm kadro, kişisel kadro uygulamasına bir an evvel geçilmesinde yarar görüyorum. Kimsenin mağdur edilmemesine de özen gösterilmeli. Tabii bunu kaç yılda gerçekleştirebiliriz bilemiyorum.
*Seçimde çıkan sonucu bekliyor muydunuz?
- Zorlu bir seçim oldu. Kızım Ege seçimin olacağı günün sabahı, "Rüyamda gördüm 264 olacak ve seçimi kazanacaksın" demişti. Gerçekten de öyle oldu. Diğer partilerden oy verenlerin listesi cebimde.
* MHP'de protokol sıkıntısı yaşanır mı?
- Devletin düzeni ve protokol içinde gereken yapılır. Devlete Devlet Bey de saygılıdır, hassastır. Herhangi bir sorun yaşanmaz.
* Öz ve arı Türkçe hayranlığınız var değil mi?
- Atatürk döneminde kullanılan dil asıl Türkçe'dir. Öz Türkçe'nin kullanılması, taraftarıyım.
*Şiire hayranlığınız da var, konuşmalarınız da bundan örnekler görebilecek miyiz?
- Şiiri çok seviyorum. Öğrenciyken, şiir okumada Ankara birincisi, yazma da Ankara ikincisi oldum.
*TBMM'deki kadro şişkinliğinden sözettiniz, ama kızınız Bige'yi Meclis'e aldırdınız...
- Kızım Numune Hastanesi'nde doktordu. İş yoğunluğu fazlaydı. Kendisi rahatsız olduğu için özel durumundan dolayı iş yoğunluğu az olan Meclis'e görevlendirmeyle geçmiştir. Maaş kaybı da olmuştur.
* Büronuzda, neden bozkurt fotoğrafı yok?
- Evde bozkurt çok. Buraya getirme fırsatı olmadı. Büromdaki en büyük bozkurtu görmüyor musunuz? Masamın hemen başında asılı Atatürk. İşte benim bozkurtum Atatürk.
- Babamı 7 yaşında kaybettim. Ailemin bir kolu Demokrat Partili, bir kolu da CHP'liydi. Ben çocukluğumda CHP'li dayımın çok etkisinde kaldım. O dönemde arkadaşlarım da o düşünceye sahipti. Tabii tek parti döneminde CHP'ye sempati duymamak mümkün değildi. O dönemde halkevleri vardı. Gazeteci Yalçın Doğan'ın amcaoğlu Orhan Doğan öğretmenliğimi yapmıştı. Tabii o dönemde Türk Milliyetçiliği fikri hakimdi. CHP'ye üyelik anlamında hiçbir kaydım olmadı, görev almadım, organik bağım olmadı. Hayatımdaki CHP'lilik bundan ibaret. Ama ben her zaman Atatürk ve Türk Milliyetçiliği hayranı ve taraftarı oldum.
* Milliyetçilerle birliktelik nasıl başladı, eşinizin etkisi nedir?
- Biz Aysel Hanım'la 1964'te evlendik. 1968-1969'da Türkiye Sağlık Memurları Sendikası Başkanı oldum. Türkeş'le tanıştım, aile dostu olduk. 12 Mart Muhtırası'nın ardından dostluk devam etti. Aysel Hanım, 1974'te Ülkücü Hanımlar Derneği Başkanı oldu. 1994'e kadar yürüttü. 1980'li yıllarda da aktif olarak Muhafazakar Parti'nin kurucusu oldum. Zaten ülkücülüğün içindeydim. Tabii Aysel Hanım'dan da etkilenmemek mümkün değil, harekette daha rahat yer almamı sağladı. O ülkücülerin anası olarak bilinir. Aslında eşimin babası, kayınpederim tam bir CHP'lidir. Evinde, yemek masasında, CHP bayrakları asılıdır.
* Nasıl bir Atatürkçü'sünüz, Atatürkçü kimliğinizi tanımlar mısınız?
- Atatürk bize Allah'ın bir lütfudur. Kitap arşivlerim, sandıklar Atatürk kitaplarıyla dolu. bunları okumak bana büyük zevk veriyor. Atatürk, siyasal yönü çok önemli birisi. Şevket Süreyya Aydemir'in "Tek adam" sözü gerçekten onu çok iyi tanımlıyor.