Benim işim parlak sözler söylemek, gönül çalıcı sloganlar atmak değil... Bu yüzden uzatmadan şu noktanın altını çizeceğiz:
Beşiktaş, çarşamba akşamı Leeds karşısında haftalardır süren sıkıntılarını giderirken, önemli problemlerin doğmasına kapıyı araladı. Leeds karşısında alınan tek puan siyah-beyazlıların üzerinde dolaşan kara bulutları dağıttı, moralleri düzeltti. Takımın özgüveni bir parça da olsa yerine geldi. Bunlar çok güzel. Ama şu sorular da yanıtlanmalı:
Beşiktaş'ın 11'ini kim yaptı? İlkeler mi? Futbolun gerekleri mi? Medyanın şamatası mı? Yöneticilerin önerileri mi? Futbolculardan yükselen itiraz sesleri mi? Yoksa, Scala'nın bağımsız tercihleri mi?
Gelelim futbola... Beşiktaş topla hep daha çok oynadı. Leeds maçında da topa daha çok sahip olan taraftı. Ancak siyah-beyazlı futbolcular topla çok oynamanın, topla iyi oynamak olmadığını bir türlü anlayamıyorlardı.
Üstelik Beşiktaş'ın golcüleri, rakip oynarken kapılacak toplardan atılan koridor paslarıyla gol bulabilecek tipte oyuncular. Karşılaşma sonrası televizyon kameraları karşısında sızlanmaları biraz da bundan kaynaklanıyor.