  
Gizli müzeler
Yanından geçip gittiğimiz "tarih"in farkında değiliz
BAŞTA Büyükşehir olmak üzere tüm belediyeler İstanbul'u "kent mobilyaları" ile süsleme yarışında. Şirin, kübik saksılar, oturma grupları, şeffaf otobüs durakları İstanbul'a yakışıyor. Ama, gelişmiş batılı ülke kentlerinde üzerine titrenen bir unsuru biz İstanbul'da, ona sınırsız şekilde sahip olduğumuz halde ortaya çıkarıp tüm haşmetiyle gözler önüne seremiyoruz. Yaşayan, soluk alan, günlük yaşamla içiçe olan "kent müzeleri" İstanbul'da sanki gizleniyor, üzerleri örtülüyor.
İSTİKLAL Caddesi'nde, Kuledibi'nde, Galata'da, Dolapdere'de, Cihangir'de, Tarlabaşı'nda, yanından geçip gittiğimiz "tarih"in çoğu zaman farkında bile olmuyoruz. Örneğin Kuledibi'ndeki Tomtom'u, yani Küçük İtalya'yı kaçımız biliyor? Kaçımız Tomtom Meydanı'ndaki İtalyan üslubundaki zarıf binaları farketmiş, o enfes mimarinin tadına vararak incelemiştir? Beyoğlu'ndaki Afrika Han'ın, Avrupa Pasajı'nın, Dudu Odaları Sokak'ın, Atlas, Rumeli, Lütfullah pasajları'nın, Narmanlı ve Santa Maria hanlarının, Küçük Hendek Sokak'a inen geçitteki Barnathan Apartmanları'nın büyüsünü kaçımız, oralardan geçerken hissedebiliyoruz?
EĞER bu tarih ve kültür hazinelerinin farkında değilsek kabahat bizim değil. Çünkü öylesine kamufle edilmişler ki, farkedilmelerine adeta olanak bırakılmamış. Hepsi kişiliksiz atelyeler, depolar, çöp yığınları, boğucu bir kirlilik ve bakımsızlık kaosunun ortasında, tek tük açan bataklık çiçekleri gibi yitip gitmiş. "Kent mobilyaları"na verilen önem, güzel. Ama öncelikle o mobilyayı koyacağımız "ev"i sevmeliyiz.
|