Otobüsün Polonyalı şoförü, "Grenz" dedi. Yani, "sınır"... Hannover'den Berlin'e doğru ilerlerken, eski "Doğu Almanya" sınırı gösterdi. Sınır kuleleri, pasaport kontrol noktaları ve gümrük, Almanya'da pek görülmesi mümkün olmayan köhne görüntülerle, otoyolun sağ yanında dizilmişlerdi. Bunun dışında hiçbirşey, buraların bir zamanlar iki ayrı devletin egemenliğinde bulunduğunu yansıtmıyordu. Aşağı Saksonya (Niedersachsen) eyaletinden, bir zamanların güçlü askeri devleti Prusya'nın kalbini teşkil eden Brandenburg'a böylece geçiverdik. TOBB'un Hannover'deki Expo 2000 çıkartmasından arta kalan yöneticileri ve bir grup meslektaşımızla birlikte...
TOBB, Anadolu'nun her yanından 200 sanayi ve ticaret odası başkanı ile Hannover'e geldi. Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde, KOBİ'ler arasında "entegrasyon" sağlama amaçlı bir gezi bu. Bir süre sonra, bir başka 200 sanayi ve ticaret odası başkanıyla Frankfurt'a da gelecek.
Nasıl Hannover-Berlin yolunda, Batı Almanya'dan Doğu Almanya'ya, Almanya Federal Cumhuriyeti'nin Aşağı Saksonya eyaletinden Brandenburg eyaletine geçtiğiniz anlaşılmıyorsa; TOBB ile Almanya'ya geldiğimizde de, ülke değiştirdiğimiz anlaşılmadı. Simgesel anlamda, "Avrupalılık"ın geleceğini, daha dar çerçevede Türkiye'nin Helsinki 1999'dan sonra elde ettiği "AB aday üyeliği"nin ufuklarını hissettik. Hannover'den Berlin'e uzanan otoyolda, bir zamanlar bölünmüş, bölünmesiyle Almanya'nın bölünmesini, Almanya'nın bölünmesiyle Avrupa'nın bölünmesini, Avrupa'nın bölünmesiyle geçen yüzyıla damgasını vurmuş olan "Soğuk Savaş"ın başlamasını ifade etmiş olan şehre de doğru yol alırken, bütün bunların belleğimde sisli anılar olarak kaldığını farkediyorum. Berlin'e, hem de Doğu Berlin'e ilk kez, "duvar"ın yıkılmasından bir buçuk ay kadar önce ayak basmıştım. Ardından "duvar" yıkılırken...
Hannover-Berlin yolunda okuduğum ve İsrail'in en parlak oryantalistleri tarafından kaleme alınmış kitabın "Studies on Palestine During the Ottoman Period" (Osmanlı Dönemindeki Filistin Üzerine Çalışmalar" olmasının da ilginç bir "ironi"yi ifade ettiğini de farkediyorum. Ortadoğu, şu Avrupa'nın ortasından bambaşka bir tarihi ortam ve siyasi iklimde. Acaba, on yıl içinde Avrupa'ya, Almanya'ya, Berlin'e ilişkin tepeden tırnağa değişen ve zihinlerimizde sisli anılar olarak kalıveren olgular, yakın gelecekte Ortadoğu için de geçerli olabilecek mi? "Kudüs sorunu"na çözüm bulunabilecek mi? Filistin sorunu çözülecek mi? Onunla birlikte Ortadoğu'nun tüm manzarası, bundan on yıl sonra, bugüne oranla çok farklı bir fotoğraf verecek mi?
Türkiye'nin "temel boyutu" ve geleceği, Avrupa ise; diğer boyutlarından ve en önemlilerinden biri ve geçmişinin, dolayısıyla kimliğinin en önemli kaynağı Ortadoğu. "Türkiye jeopolitiği" nedeniyle, Ortadoğu'nun bugünü ve geleceği de, Türkiye'nin geleceği açısından anlam taşıyor.
Türkler, Ortadoğu'yu, Ortadoğu'daki tarihlerini Avrupa'yı bildiklerinden daha fazla bilmiyorlar. İsrailli tarihçilerin kaleminden okuduklarınız bile, Türkiye'nin Kudüs ve Filistin ile "tarihi irtibatı"nı, "Arapların Türkleri sevmediği" ve "arkadan vurdukları" biçimindeki abartmalı genellemelerin bilimsel gerçeklik açısından hiçbir değeri olmadığını ortaya koyuyor. Türkiye, "Avrupalı kimlik" kazandıkça, Ortadoğu'da bugün olduğundan çok daha "dengeli" bir konuma kaymak zorunda kalacak. Çünkü, Şarm el-Şeyh Zirvesi'nin sonuçlarını uzun süre ayakta tutabilmek imkansız. Bölge dinamikleri buna izin vermiyor. 28 Eylül 2000'den itibaren, Ortadoğu, 1993-2000 arasındaki "Oslo evresi"nden farklı bir döneme ayak bastı bile. Ortadoğu'daki "Soğuk Savaş" ya da muhtemel ve kanlı çatışma ortamı, Amerikan ve Avrupa pozisyonlarında farklılaşmayı da davet edecek. Türkiye, İsrail'in "yedek gücü" durumunda, "Amerikan nüfuzu" altındaki bir ülke imajı ile, "etkili" bir Ortadoğu politikasına sahip olamaz.
Hatta Ortadoğu'daki çatışma ortamı, İsrail'i, çıkarları gereği, Türkiye'nin "Avrupa'dan uzaklaşan", kendi "yedek gücü" rolünde bir "güvenlik devleti" kalmasını arzular hale sokabilir.
Türkiye'nin "Avrupa yolu" ve "demokratikleşme" ile Ortadoğu politikasında "revizyon", bu yüzden, birbiriyle bağlantılıdır...