Dünkü Sabah'ın manşetine; İçişleri Bakanı Saadettin Tantan'ın, Yavuz Donat'la yaptığı bir konuşmada, hapazlamacılara karşı yürütülen operasyonları yorumlarken söylemiş olduğu bir cümle gelip oturmuştu:
"Bunlar daha pisliğin binde biri"
"Kulluk" koşullanmasından bir türlü kurtulamadıkları için, eski Padişah efendileri de dahil, kendilerini kazıklaya kazıklaya her yöneteni, "büyük" olarak görmeye alışmış ve alıştırılmış mesleksiz halk yığınları, iyice şaşkın..
"Amma da soymuşlar memleketi haa..." deyip duruyorlar...
Oysa bu çok doğaldır.
"Kulluk" koşullanmasından arınamamış mesleksiz köylü yığınlarının tepesine; politikacı ve bürokrat olarak geçip, Hazine'yi diledikleri gibi kullanmaya başlayan yönetici kadrolar; ancak hapazlama yöntemiyle üst düzey bir yaşama kavuşabilir ve yine aynı yöntemle zengin edebilirler çevrelerini...
Bağımsızlık haraketleri; ya mevcut bir ülkenin, ya yaratılacak yeni bir ülkenin tepesine kurulup egemenliğin tadını çıkarma hareketleridir biraz da...
Halk yığınları ise hamaset edebiyatıyla sürekli uyutulur:
- Sen şöyle kurtuldun, sen böyle kurtuldun; sen şöyle kahramansın, sen böyle kahramansın; senin ataların da şöyle kahramandı, böyle kahramandı v.s..
Ve asla ekonomik tablolar gündeme getirilmez.
Bugün evrensel bir saydamlaşma sonucu ekonomik tablolar ortaya çıkıyor ve anlaşılıyor ki, Türkiye biten yüzyılda da çok kötü yönetilmiş. O kadar kötü yönetilmiş ki, "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan'ın bile 65 basamak altına düşmüş... Ülke paralarının değer sıralamasında ise Türk Lirası'nın yeri sondan üçüncü... Değersizden de, değersiz yani...
Gelelim şimdi İçişleri Bakanı Saadettin Tantan'ın, ortaya dökülmeye başlayan rezillikler için:
- Bunlar daha pisliğin binde biri, demesine..
Acaba daha önce iktidardan geçmiş olan siyasal kadrolar, hiç mi bilmiyorlardı bu pislikleri?
Bilmez olurlar mı canım...
Bir kez Türkiye'de Hazine'ye ait toprakların kadastrosu kasıtlı olarak çıkartılmamıştır...
Çıkartılmış olsa, Hazine topraklarının kimler tarafından ve kimler aracılığıyla nasıl yağmalanmış olduğu çok hızlı saptanabilirdi...
Ancak siyasetçiler böyle bir saydamlığı istememişlerdir.
Peki, son 70 yılda Devlet Bakanları'ndan verilip de geri dönmemiş olan kredilerin bir kaydı yok mudur?
Çok zor bir iş değildir bunların ortaya çıkarılması..
Ya bir de ihaleler...
Özellikle Savunma Bakanlığı'nın ihaleleri...
Aslında mekanizma, "Karma ekonomi" adı altında basit bir mekanizmadır. "Devlet eliyle kişi zengin etme" mekanizmasıdır bu..
Örneğin ormanlar Devlet'e aittir. Ancak Orman İşletmeleri, çıkardıkları tomrukları, çok ucuz bir fiatla "özel sektöre"; daha doğrusu, iktidardaki üst düzey bir siyasetçinin, yahut siyasetçilerin yakınına satarlar.
O da tomruklardan kereste çıkartır ve keresteleri, yine iktidardaki siyasetçi aracılığıyla Devlet kurumlarından birine satar...
Böyle bir mekanizmanın üstüne gidenler ise, "komünist" damgası yer ve kazara şurada burada kaybolmaktan kurtulabilirlerse, kendilerini zindanda bulurlar...
"Karma ekonomi" mekanizmasının ne anlama geldiğini yeterince bilmeyen, yahut bilmez görünen bir militer de çıkar, patlatır demecini:
- Halk, kalkınma hızından çok daha çabuk uyanmaya başladı; durdurmak gerek...
Son 70 yılda daha başka yan mekanizmalar da girmiştir devreye..
Örneğin Amerikan sigaralarıyla, İngiliz viskisi yasak edilmiştir içerde...
Neden?
Dışarda yasaklı sayılmayan bu maddeler, rahatça alınıp içerde yüksek fiatlarla satılabilsin, diye...
Ankara, Enterpol'e göre suç sayılmayan böyle bir kaçakçılığı Türkiye'de kimlerin yönetmiş olduğunu bilmez mi?
Bilir...
Bu maddelerin Türkiye'de de serbest satılmasının sağlanması; acaba en çok kimleri kimlere karşı kızdırmıştır?
Bütün bunların hepsi bilinir ama, şimdiye dek ne muhalefet su yüzüne çıkarmıştır bunları, ne basın...
Bakın, bütün bunları sarsıp sallamaya başlayan bir Tantan, ne kadar büyük bir sevgi ve itibar kazanmakta...
Tıpkı üst düzey bir hukukçu olan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, içerde ve dışarda sağladığı büyük itibar gibi...
Ya hapazlamacılara şemsiyecilik etmiş siyasetçiler şimdi ne sağlıyor?
Gerçekleri görmeye başlayan kitlelerde bir yüz buruşturması...