kapat

19.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
Savcı İrina Amele Yusuf
Sıradan bir inşaat işçisi olarak Rusya'ya giden Yusuf Terzioğlu ile savcı İrina'nın aşkı, pembe dizilerdeki mucizevi ilişkilere benziyor

Metroda başlayan aşk
Metroyla işe giderken İrina isimli Rus kızıyla tanışıyor Yusuf. İkisi birbirlerini gördükleri anda yüreklerinde bir kıpırtı hissediyorlar. Çat pat Rusça konuşan Yusuf, İrina'ya derdini anlatabiliyor. Yusuf'un elinde, Türkiye'den Moskova'ya gelirken yanında taşıdığı mavi çantası da var. İçinde de küçük bir fotoğraf makinesi... Vagonlar gelip geçiyor. Onlar hala istasyonda birbirlerine birşeyler anlatıyorlar. Yusuf, çantasını İrina'ya verip fotoğrafını çekiyor. Sonra kendisi geçiyor objektifin karşısına... Bu defa İrina basıyor deklansöre... Ama aslında Yusuf'un kalbine mührü basıyor...

Oracıkta bir bank var. Oturuyorlar. Yusuf soruyor İrina'ya:

- Ne iş yapıyorsun?

İrina'nın cevabı Yusuf'un midesine oturuyor:

- Savcı'yım.

Yusuf'un yüzü buruşuyor, yutkunuyor. İki büklüm oluyor.

İrina soruyor:

- Ya sen?

- Bir inşaatta çalışıyorum.

Bu kadar diyebiliyor Yusuf ve o andan sonra savcı İrina, amele Yusuf'u metro istasyonunda 'tutukluyor'!

Türkiye'de yaşarken ne İstanbul'u, ne Ankara'yı, ne de İzmir'i gördü. Bir anda kendini Moskova'da buldu amele Yusuf... Sonra mı? Allah bir kere "Yürü ya kulum..." demişti bizim ameleye...

Moskova'da, savcı olarak görev yapan İrina ile metroda işe giderken tanıştı. Hayatında ilk kez gördüğü hem de çok güzel bir kadın Yusuf'un oluvermişti. Olanlara hiç anlam veremiyordu. Rüyada gibiydi... İrina'ya evlenme teklif etti.

Aaa, o dane? İrina, Yusuf'un boynuna sarılarak "evet" demişti. Evlendiler. Çocukları dünyaya geldi. İrina, Yusuf'u öylesine değiştirdi ki, köyündeki ilkokuldan mezun olduktan sonra çobanlıktan başka iş yapmayan kocasına Rusça'yı 'okur-yazar, konuşur-anlar' şekilde öğrettti...

Çiftetelli bile oynayamayan Yusuf artık karısıyla rock'n roll, vals, samba yapıyor. Tiyatronun keyfini yaşıyor. Her Cumartesi akşamı operaya, baleye gidiyor. Moskova'da açılan sergilerin devamlı konuğu oluyor. Boş zamanlarında özellikle metro ile işe gidip gelirken kitap okuyor.

Yusuf'taki bu sosyal değişiklik kısa sürede iş hayatına da yansımış durumda. Çalıştığı Türk inşaat firması Urban'ın yetkilileri 'az zamanda çok iş' yapan Yusuf'u, amelelikten kurtarıp alıp satın alma memurluğuna terfi ettirmiş!

GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Şimdi gelelim amele Yusuf'un hikayesine... Moskova'da önemli yatırımlara imza atan Türk inşaat şirketi Urban'ın sekizinci katında Satın Alma Müdürü Mustafa Öztürk'ün odasındayım... Öztürk, Yusuf'un aşk hikayesinden kısaca bahsedince, "İşte tam bana göre bir hikaye!" diye bağırıvermişim.

Bunun üzerine Öztürk, Yusuf'u odasına çağırdı. Kapıdan içeri giren genç adam koyu renkli takım elbisesi içinde, elleri önünde bağlı, gayet saygılı bir ifadeyle girdi.

"Yusuf" dedi Mustafa Öztürk... "Arkadaşımız gazeteci.. Senin hikayeni yazacak. Ne dersin..." Yusuf'un yüzünde bir tebessüm belirdi. Müdürüne karşı öylesine saygılıydı ki, emir almışcasına, "Olur efendim.." dedi.

Yusuf Terzioğlu öylece ayakta duruyordu... Gözlerinde hala, İnebolu'nun bir köyünde geçen çocukluğunun pırıl pırıl bakışları vardı. Hani "cin" gibi derler ya.. Aynen öyleydi işte... Kısa siyah saçlarının da, çocukluğundaki alabrosundan hiç farkı yoktu...

'O ÇOK BÜYÜK BİR KADIN'
Yıl 1991... 1972 doğumlu Yusuf, doğup büyüdüğü İnebolu'nun Çamlıca Köyü'ndeki kahvede otururken, gazetede Moskova'da inşaat yapacak olan bir Türk inşaat şirketinin işçi aradığını görüyor... Böylece kendini bir anda Moskova'da buluyor. İşi amelelik... Henüz 19 yaşında... Derken İrina ile tanışıyor (öyküsü yukarıda) Kısa süre içinde evleniyor İrina ile Yusuf... Ancak bir yabancı ile evlendiği için Rusya yasalarına göre, savcılık yapamayacağı için mesleğinden istifa ediyor. İrina'nın ilk evliliğinden Ruslan adında bir oğlu var. Yusuf, Ruslan'ı da çok seviyor ve onun babası oluyor seve seve... Yusuf o günleri anlatırken, Ruslan'ın babası olmasını da kaderin bir cilvesi olarak anlatıyor ve sözlerine şu cümleleri ekliyor:

"İrina öylesine büyük bir kadın ki. Bana Tanrı'nın bir lütfu. Değil bir daha çok çocuğu olsaydı hepsinin babası olmayı kabul ederdim."

Karısının elini ilk gördüğü anda tuttuğunu bir daha da hiç bırakmadığını belirten Terzioğlu, bir süre sonra bir kızları olduğunu hatırlatıyor.

Artık onlar dört kişilik bir aile... Minik Amira aralarına katılmış. Ancak bu sıralarda bir aksilik yaşanıyor. Yusuf'un çalıştığı firma işçi tenkisatı yapıyor ve Yusuf'u işten çıkarıyor. Zorlu günler başlıyor. İrina, boşanıp yeniden mesleğine dönmeyi öneriyor. Yusuf kabul etmiyor. Ve semt pazarlarında birlikte pazarcılık yapmaya başlıyorlar. Bunları anlatırken gözleri dolu, dolu: "Beni hiç bırakmadı, hiç, hiç..."

Yusuf bir süre sonra Urban'da işçi olarak işe başlıyor. Kısa sürede kendisini kabul ettirip satın alma müdürü Mustafa Öztürk'ün dikkatini çekiyor. Öztürk onu yanına satın alma memuru olarak alıyor. Yusuf bu işte öylesine başarılı oluyor ki, Mustafa Öztürk'ü mahcup etmiyor.

Yusuf'un şu andaki maaşı 800 dolar. Oturduğu ev kendinin. Moskova dışında bir de yazlığı var. Altında da otomobili...

Çok mutlu o ve ailesi...

YARIN
Hataylı içine kapanık aşçı İrfan, karısı Angelika ile hangi yolla tanıştı?

Ayda 650 dolar kazanan İrfan onca parayı nasıl biriktirebildi?

Ruslar İrfan ustanın yaptığı yemekler arasında en çok hangisini beğeniyor?


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır