


Terazi var, tartı var
Salı saat 15.00... İçişleri Bakanı Sadettin Tantan dedi ki... "Ben sana aylarca önce bütün bunları söylemiştim... Hatırlıyor musun?"
- Evet... Hatırlıyoruz.
- Sen sormuştun... "Bu pislik... Bu çirkin ilişkiler... Çeteler... Mafyalar... Ne zaman sona erecek?" diye... (3 Temmuz 2000)
- Evet Sayın Bakan... Siz de "Bunların düzelmesini görmeye benim ömrüm yetmez" yanıtını vermiştiniz... Bu yanıttan dolayı da... Hayli eleştirilmiştiniz.
- Doğru... Ama benim orada kastım şuydu... "Pislik öylesine çok, ilişkiler öylesine derin ki... Allah bilir... İnsanın ömrü yeter mi, yetmez mi?"
***
- Sayın Tantan... Bu işlerin... Yani temizlik operasyonlarının neresindeyiz?
- Olaylar çok hızlı cereyan ediyor.
- Tamam da... Şu anda bulunulan nokta... Hangi nokta?
- Benim için bir husus çok önemli.
- Hangi husus.
- Destek?
- Ne desteği?
- Türkiye "bu işlerin" "aydınlatılmasını istiyor... Ama bu desteksiz olmaz... Başbakan'ın, Hükümet'in siyasetin, vatandaşın desteğini aldık... Bu çok önemli... Hele medya... Çok büyük destek verdi.
***
Türkiye günlerdir Egebank ile yatıyor, Egebank ile kalkıyor.
"Sırada" başka banka ile ilgili "açıklamalar... Bombalar... Dosyalar" var mı?
İçişleri Bakanı:
- Hiç bilmiyorum.
- Gerçekten bu konuda bir şey bilmiyor musunuz?
Tantan önce güldü.
Sonra da...
Şöyle dedi:
- Yapılması gereken şey konuşmak değil, gerekeni yapmaktır... Laf değil, eylem... Benim işim o...
Sohbet sırasında Tantan "birkaç kez" aynı şeyi tekrarladı:
- Bilgi akışı hareketleniyor.
- Bunu "neye" bağlıyorsunuz?
- Şuna bağlıyorum... Vatandaşın bize güveni arttıkça... Bilgi akışı da artıyor.
Demek ki "vatandaş daha önce devletine güvenmiyormuş."
"Vereceğim bilgi, hakkında bilgi verdiğim suçluya duyurulur" diye endişe ediyormuş.
***
Tantan'ın anlattığına göre...
Her şey "çorap söküğü gibi" ortaya dökülüyor.
- Sayın Bakan... Söküğün ucu nerelere uzanıyor?
- Ortada haksız kazanç var... İllegal olarak edinilen servetler var... Ve bir de halkın talebi var. Bu talebin gereği yerine getirilecek.
- Yani?
- Yani... Halktan illegal olarak alınan paralar, halka iade edilecek... Halktan alınan, halka geri dönecek... Halk buna inandı... Zaten başka bir çare, bir çıkış yolu da yok.
***
"Yazının başında" sormuştuk.
"Şu anda bu işlerin hangi aşamasındayız" diye.
Yine sorduk:
- Yolun neresindeyiz?
- Başlangıcında... Daha olayların binde bir ortaya döküldü.
- Binde biri mi?
- İstatistik tutmuyorum... Binde bir derken... Sözün gelişi... Demek istiyorum ki... Daha çok azı aydınlatıldı.
- Yani... Diyorsunuz ki... Bu görülenler aysbergin suyun üstündeki kısmı...
- Evet... Aynen öyle.
***
- Sayın Tantan... Bu işlerin idaredeki uzantıları... Bürokrasi ile bağlantıları... Onlar ne durumda?
- Acele etme... Her konuda çalışma var... Ama şimdi söyleyemem... Sorma... Bekle...
- Yani diyorsunuz ki... Terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var.
- Vallahi tam dediğin gibi... Olup, biteni ancak bu sözle anlatabilirim... Neydi?.. Terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var... Evet, evet...
***
Sohbetin sonunda Tantan "3 Temmuz 2000'e geri döndü."
Ve dedi ki:
- Ben o zaman "ömrüm yetmez" demiştim... Görüyorsun... Bunca pislik... Oluk oluk... Ömür mü yeter?
- Sadettin Bey... Gerçekten... Ömrünüz yetecek mi?
- Tantan'ın ömrünün yetip, yetmeyeceğini Allah bilir... Ama Türkiye artık öyle bir yola girdi ki... Halkın parasını illegal yoldan almak çok zor... Alanlar ise... Halka geri verecekler.