
Sonuna kadar!
Bir pislik açığa çıktığında devlet büyükleri hep şu klişeyi tekrarlar: "Kime dayanırsa dayansın sonuna kadar gideceğiz!"
Ama en fazla küçük hırsızlar yakalanır, onları kullanan, onlardan menfaat sağlayan kodamanlar yakalarını kurtarırlar.
Bu defa farklı olacak mı?
Türkiye'nin köklü bir hukuk ve ahlâk dönüşümü geçirmesinin olmazsa olmaz şartı bu farkı yaratmaktır.
En büyük tarihi görev de yargıya ve soruşturmalarda onun eli, ayağı olan polise düşüyor. Siyaset içindeki korucu ve ortaklar, eskiden olduğu gibi engelleme yapamazlar.
Hem bu iktidarın yapısından gelen güvenceler var, hem de "Temiz Eller"i tutmaya kalkışacak soysuz etkilere karşı medyanın tecrübesi ve duyarlılığı arttı.
Egebank soygununu bütün ilişkileri ile çözmek, helâl para ile dönen bir ekonomiye, adaletin güvence altına aldığı barışçıl bir yaşama ve dürüst yöneticilere kavuşmanın ilk şartı ve son şansıdır.
Soyguna fırsat..
Bu bankanın bir daha kurtarılamayacak kadar soyulduğu, yeminli murakıplar tarafından 23 Haziran 1999'da rapor edilmiş.
Rapor, gereğinin yapılması için hemen Hazine Müsteşarlığı'na gönderilmiş.
Ve öteki dört banka ile birlikte Egebank'a tam altı ay sonra el konulabilmiş.
O dönemde sorumlu bakan Hikmet Uluğbay.. Sonra da şimdiki bakan Recep Önal..
"Neden gereğini yapmadınız?."
Uluğbay "kem-küm" ediyor, Önal konuşmak istemediğini söylüyor.
Susma hakları yok..
Çünkü geciken bu işlem nedeniyle "yangından mal kaçırma" yöntemi ile bu banka yoğun bir reklâm kampanyası desteğinde halktan 150 milyon dolar daha toplamış.
O altı ayda örgütlü bir dolandırıcılık var.
Siyasi otorite bu suç ortaklığının ihmalden mi, yoksa menfaat sağlamaktan mı kaynaklandığını bulmak ve sorumlularını Murat Demirel'in yanına göndermek zorundadır.
Bu yüreği, bu ahlâkı göstermeyen bir iktidar, enflasyonla mücadele programının halka düşen fedakârlıklarını talep edemez.
Çık ortaya çık..
Rüşdü Saracoğlu, Devlet Bakanlığı ve Merkez Bankası Başkanlığı yapmış bir zattır.
Egebank soruşturması kapsamında savcılığın kendisini aramakta olduğu günlerden beri gazetelerde yazılıyor, TV'lerde anons ediliyor.
Yönetici olarak, danışman olarak, 500 bin dolarlık bir kredi müşterisi olarak bu banka ile olan ilişkilerinin sorgulanması gerektiğine göre niçin saklanıyor?
Bir faninin, bir kaç kuşak soyuna yetecek şerefler sağlayan birikim ve ilişkilerini, pis işler yaptığını bile bile bir soyguncunun emrine sunma günahı, onu utanç duygusu içinde saklanma çaresizliğine sürükleyebilir.
Ama bu çare değildir.
Onu, hizmet sunduğu banka, haydut gibi halkı soyarken düşünecekti.
Saracoğlu, kapısına polis dayanmadan savcılığa gitmeli..
Hükümet de 150 milyon dolarlık soyguna fırsat veren sorumluları hemen açığa çıkarmalıdır.