GAYRETTEPE'den okurumuz Mecit Küpücü, "bu haliyle metronun kullanım oranının artmasının çok zor olduğunu" yazıyor, şu eleştirileri getiriyor:
"AVRUPA'yı Anadolu'ya bağlayan ulaşım merkezi Mecidiyeköy'de istasyon yok. En yakın istasyon Şişli'de. Hiç bir işyerinin ve ulaşım akışının olmadığı mezarlığa denk geliyor. Ara istasyonlar (Gayrettepe istasyonu gibi) otobüs durakları ile koordineli değil. Hiç kimse o kadar yolu yürüyerek ve hatta metro istasyonlarındaki anlamsız yürüyen merdiven ve merdiven karmaşasına tahammül ederek metroya binmez. Ben Gayrettepe'nin göbeğinde oturuyorum. Metrroya binmek için en az 1 kilometre yürümek zorundayım. Ama Mecidiyeköy'e 300-400 metre yürüyerek Taksim-Karaköy istikametine gidebiliyorum."
OKURUMUZ haklı. İstanbul metrosunun şu anda "sembolik" denebilecek güzergahı, fazla tatmin edici değil. Gerek vagonlara ulaşmak için "istasyon içi mesafeler"in uzunluğu, gerekse "yerleşim birimleriyle entegrasyon" açısından eleştiriye açık noktalar var.
AMA şunu kabul etmeliyiz: Taksim-4.Levent hattının açılmasıyla, İstanbul'un en çağdaş ve rasyonel toplu taşımacılık biçimi olan metro ile gecikmeli de olsa tanışması sağlandı. Güzergah kısa, hatalar var. Ama atılan adım yine de büyük. Olay bundan sonra kamuoyunun eleştirileriyle, takipçiliğiyle, talep ve baskısıyla gelişecek; İstanbul yeralrını örümcek ağı gibi saran metro şebekesine kavuşacak. O bakımdan elbette ki eleştirelim, yetkilileri yönlendirelim, işi hızlandıralım. Ama karamsar olmayalım.