|
|
'Sis gitti darbe bitti'
Fransa'nın tanınmış gazetelerinden Liberation, Yugoslavya'da Miloseviç'in devrildiği halk ihtilalindeki atmosferi ve duyguları, eylemcilerin gözüyle anlattı
Devrim için çok güzel bir gündü. "Saatler nasıl geçti anlamadık. Oradaydık ama aslında orada değildik. Güneşli bir hava vardı, biraz da sis. Hatırladığım kadarıyla sis, atılan gözyaşartıcı bombalardan kaynaklanıyordu. Hiçbir şey göremiyor, hiçbir şey anlamıyorduk. İtişmeler bittiğinde, her şey çoktan sona ermişti..." Belgrad'da profesör olan Anka, Sırp lider Slobodan Miloseviç'in devrilişini işte böyle anlatıyor. Zafer çığlığını ilk atan, Cacak Belediye Başkanı Iliç'ti: "Bir planımız vardı, hazırlanılmış operasyondu".
'Onları sevmiyorum'
Bu 5 Ekim gününde Sırbistan'ın heryerinden insanlar toplanıyordu. Motor sesleri, otomobillerin klakson sesleri duyuluyordu. Hafta başından bu yana 40 şehirden insanlar, muhalefetin genel grev çağrısı üzerine harekete geçmişti. Pancevo kentinden postacı Zoran, başkentte bir konsere gidildiğini sanıyordu. Diğerleri de parlamento önünde toplanılacağını. Hep bir ağızdan "Herkes Belgrad'a" diye bağırıyorlardı. Cukariça'dan gelen konvoyun başını çekenlerden çiftçi Ljubivoje Dokic, "Muhalefeti sevmiyorum. Miloseviç'i de sevmiyorum. Ama Batı'da yaşasaydım daha zengin olacağımı biliyorum. İşte bu yüzden buradayım" diyordu.
Sanki pazar gezintisi
Cacak Belediye Başkanı, "Gerçek bir lider, güçlü ve inançlı, herşeyi ansanlara göre, insanlar için yöneten biri" diyerek Kostunica'yı anlatıyordu. Randevu, parlamento önünde saat 14'teydi. Belgrad'a giriş, bir Pazar gezintisi gibiydi. Cacak konvoyunun başkanı, ilk gözyaşartıcı bombaların atılmasıyla sinirlendi: Sizi aptallar! Herşeyi mahvedeceksiniz. Yol boyunca "E-ŞİT-LİK" sürekli konvoydakilere tekrarlatılmıştı. Her ne pahasına olursa olsun, Kostunica, başa gelmeliydi. Her meydandan, sokaktan yoğun bir kalabalık buraya akmaya başladı. Yeni Demokrasi Partisi'nden Dusan Mihajloviç, "Bu kadar kalabalık olmasaydık hiçbir şeyi başaramazdık. Eylemimimizi daha yasal kılmak için kalabalığa ihtiyacımız vardı. Ve güvenlik güçlerinin karşısında fiziksel güce" diye anlatıyor.
Miloseviç'in ihaneti
Parlamentodaki polislerin karşısına dikilen kalabalığın arasından işçi Miliza, "Rejimin tanrıları, siz de bizim saflarımıza katılın" diye bağırdı. Kimisi ağlıyor, kimisi fotoğraf çekiyor, kimisi de bağırıyordu. Komiser Miladin Milojeviç, "Gündüzler resmi üniformayla, akşam da sivil olarak muhalefetin saflarında geçti. Aramızdan çoğu böyleydi" diyor. O sabahı, destek polis istemekle geçirmiş. O gün, 110 bin polis bulunan ülkede 3 bin polis, Belgrad'da görevliydi.
Saat 15.00 olduğunda parlamento önü kıpırdanamaz hale geldi. Otpor (Direniş) grubu öğrencileri, gözyaşartıcı bombalar atıldığı anda ilk kaçanlardandı. 10 yılda tam 4 kez savaşa katılan Ziran, "Olanlar gerçekti ama her seferinde biz, Miloseviç'in ihanetine uğramıştık" dedi. Konvoyun liderlerinden Vladimir Savja, "Aramızdakilerin en iyileri, savaş köpekleri, milisler ve gerillalardı. Miloseviç, sahip olduğumuz en önemli şeylerin, Sırbistan ve Kızılyıldız'ın grurunu lekeledi" diyerek duyduğu öfkeyi anlattı.
"Evimizde hapistik"
Motosİkletlİ eylemcilerden Joe, "Her ne kadar zayıf görünüşlü olsam da o an, kendimi hiç olmadığım kadar güçlü hissettim. Bizim için Bastille hapishanesi, Miloseviç'in her gün evlerimize girdiği radyo ve televizyonlardı" diyor ve ekliyor: "Ben artık bir kahramanım. Gücümüzü, ihtilalin simgesi haline gelen resimlerimizden aldık..." İhtilal günü halkın devlet televizyon ve radyo binalarını basmasını bu duygular sağladı. Halk, özgür medya istiyordu.
"Polisi linçten biz kurtardık"
Komİser Miladin Milojeviç, telsiziyle polislerin kordona alışını ve ilerleyişlerini muhalefet birliklerine aktarıyordu. Parlamentoya ilk girenlerden olan bir muhalefetten bir yetkilisi, "İçerdeki polisler çok korkuyordu. Linç edilmeden dışarı çıkmalarını sağlamak için sivil giysiler bulmak çok zor oldu. Parlamentodan çıkıldığında ihtilal gerçekleşmişti. Sis perdesi kalktığında, Miloseviç tahtından indirilmişti. Ertesi gün eylemcilerin arasındaki polisler, üniformalarını yeniden giydi. İstediğimiz oldu. Değişiklik değil, düzene geri dönüş..." dedi.
"Bize savaşçı lazımdı"
BaŞkentte 3 günden bu yana cesurca ve bayram havasında eylemleri düzenleyenler de Otpor gençleriydi. 20 yaşındaki Tamara Piper, "Liderimiz bize halkın hep ortalarında olmamızı söyledi" diye anlatıyor. Muhalefet saflarında çalışan bir danışman, "Kalabalığın nabzını iyi konumda tutmaları gerektiğini biliyorlardı. Ancak eylem gerektiğinde, bize savaşçılar gerekiyordu. Barış ve aşk diye seslenen küçük Belgradlılar bunu başaramazdı" diyor.
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|