kapat

15.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Elma
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Kime iş güvencesi? (1)

"İş Güvencesi Yasa Taslağı" olarak anılan Yasa Tasarısı gündeme geldiğinden bu yana, son derece yanıltıcı bir tartışma ve kaba-saba bir saflaşma yaşanıyor.

Görünüşte, bir yanda işçi dostu Yaşar Okuyan, arkasında sendikalar ve kolay tarafından popülizm yapmaya heveslenen muhalefet partileri; öbür tarafta da "işçi düşmanı" işverenler ve onların örgütleri var. "İşçi dostları" çalışan kesimin iş güvenliğini sağlamaya çalışıyor; diğer taraf ise işçileri aç-açık ve işsiz bırakmaya...

Oysa konu üzerinde biraz düşünüldüğünde, bu saflaşmanın yapaylığı da, tasarının amacının çok farklı olduğu da hemen görülecektir.

En son söyleyeceğimi baştan söyleyerek gireyim: Tasarıyı dikkatle inceleyen herkes, Bakanlığın amacının işçiye iş güvencesi sağlamaktan çok, sendikalara üye güvencesi sağlamak olduğunu hemen anlayacaktır. Sayın Yaşar Okuyan, bu tasarıyla, sendikaları devlet desteğiyle ayakta tutmaya çalışıyor. Burada söz konusu olan devlet desteği parasal destek değil elbette. Yasal destek...

Nasıl mı?

Tasarı İş Kanunu'nun, işverenin gerekli gördüğü hallerde bir işçinin kıdem ve ihbar tazminatını ödeyerek işten çıkarmasına imkan veren 13. Maddesi'ne bir ek yapıyor. Bu eklemeyle işveren, 13. Madde'ye dayanarak işçi çıkardığında, işten çıkarma sebeplerini açıkça belirtmeye zorunlu tutuluyor. İlk bakışta önemsiz bir ekleme... Ama aynı tasarının 5. Maddesi'yle birleşince önemli hatta vahim oluveriyor.

Çünkü, tasarının 5. Maddesi, bir işçinin sendikal faaliyet nedeniyle işten çıkarılması halinde, işverene ek yükümlülükler getiriyor: 12 aylık giydirilmiş ücret toplamı kadar tazimnat ve dava süresince işçinin ücretini giydirilmiş olarak ödeme zorunluluğu...

Bu iki maddeyi bir arada ele aldığımızda, 13. Madde'ye yapılan küçük ekin anlamını da kavrıyoruz. Bu tasarı yasalaştığı takdirde, 13. Madde'den işten çıkarılan her işçinin, "sendikal faaliyet" yüzünden çıkarıldığı iddiasıyla yargıya gitmesi mümkün. Yeter ki cebinde bir sendikanın üyelik kartı bulunsun. Eğer işyeri sendikasızsa, "sendikalaştırma faaliyeti yürütüyordum" diyebilir. İşyeri sendikalıysa, yine "sendikal çalışmalar yürütüyordum" diyebilir. İşçi bu iddiayla yargıya gittiği anda, işverenin işçiyi işten çıkarmak için haklı olup olmadığını ispatlaması gerekiyor. Peki işveren bunu nasıl ispatlayacak? Hangi bilirkişi heyeti, o işyerinin ekonomik nedenlerle işçi çıkarmasına gerek olup olmadığına, ya da kendince bir optimum nokta yakalama amacıyla küçülmesi gerekip gerekmediğine; ya da söz konusu işçinin veriminin gerçekten de düşük olup olmadığına, ya da o kişinin o işe uygun olup olmadığına nasıl karar verecek?

Bütün bunlara bir mahkeme karar verirse, o işverenin kendi işyerini yönetme hakkından nasıl söz edilecek?

Mahkeme, işverenin gösterdiği gerekçeyi haklı bulmazsa, işçi kıdem ve ihbar tazminatının yanısıra yüklü bir tazminat alıyor. Kısacası, tasarı bu haliyle yasalaştığında, sendika üyeliği her işçi için, bir yıllık maaş tutarında tazminat garantisi haline geliyor. Tabii böyle bir garanti de, sendika üyeliği için büyük bir teşvik unsuru oluyor. İşte, Sayın Bakan, son yıllarda giderek güçsüzleşen ve üye kaybeden sendikalara "taze kan" sağlamanın yolunu böylece bulmuş oluyor. Çağa ayak uyduramayan ve fonksiyonunu kaybeden sendikacılık, bu yolla, yani işçilere "ekstra tazminat koparma" vaadiyle ayakta durmaya çalışıyor.

***

Türkiye'de birçok işyerinde sendikalaşma faaliyeti sırasında işçi kıyımları yaşandığını herkes gibi ben de biliyorum. Bu yüzden de Bakan'ın kamoyuna sunduğu ilk taslakta "İlk defa toplu iş sözleşmesi kapsamına girecek olan işyerleri" için getirilen koruyucu düzenlemenin yerinde olduğunu düşünüyorum.

Ama Sayın Okuyan'ı taslağın ilanından dört beş gün sonra alelacele değişiklik yaparak bu düzenlemeyi bütün işyerlerine ve her döneme yaymaya iten sebebin ne olduğunu merak ediyorum.

SSK'da yaptığı düzenlemelerle sendikaların tepkisini çeken Okuyan, bu tasarıyla kendini sendikacılara "affettirmeye" çalışıyorsa bilsin ki Türkiye ekonomisi, bu affın bedelini çok ağır ödüyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır