


Nobel ve tanıtım fonu...
Nobel Edebiyat Ödülü'nün yüzüncüsü Çinli yazar Gao Xingjian'a verildi ve Çin Hükümeti ayağa kalktı. Çin Dışişleri Bakanlığı ödülün Gao'ya verilmesini edebi değil siyasi tercih olarak yorumladı. "Çin'de nice ünlü yazar varken, ödülün Gao'ya verilmesi siyasi bir tertiptir" diyordu.
Oysa bu ödül, "evrensel değerlerin geçerliliğini kavrayan, keskin bir edebiyat zarafeti ve dil kullanım ustalığı" gerekçesiyle verilmişti.
Geo, bireyin içsel mücadelesini anlatan ve gerçek özgürlüğü savunan kişiliği ile Nobel ödülüne layık görülmüştü.
Yüz yıllık Nobel edebiyat ödülü uygulamasında ilk kez ödülün bir Çinli yazara verilmesine rağmen, işin içine siyaset karıştıran ve hâlâ ideolojik davranan Çin yetkilileri bu değerli ödülü reddettiler.
Çünkü Gao, ülkedeki haksızlıklara, adaletsizliklere dayanamayarak kaçmış ve Fransa'ya yerleşerek Fransız uyruğuna geçmişti.
***
Nobel edebiyat ödülleri 1901 yılından bu yana dağıtılmaktadır. Aslında 2000 yılı için verilen ödül yüzüncü değil, doksan dokuzuncudur. Çünkü 1914 yılında ödül verilmemişti.
En çok Nobel edebiyat ödülü Fransa'ya verildi. Onu sırasıyla ABD, Almanya, İsveç izliyor. İlk yıllarda kadim Avrupa ülkeleri yazarlarına verilen ödüller son yıllarda Afrika ve Uzakdoğu ülkelerine dağıtılıyor.
Güney Amerika ülkelerine üç kez ödül verilmiş. Ortadoğu ülkelerinden, Kafkas ülkelerinden henüz ödüle layık görülen ülke yok.
Türkiye uzun yıllar bu arzu, hatta hayal içinde oldu ama bir türlü gerçekleştirme imkanı bulunamadı.
***
Türkiye turizm tanıtımı için doğrusu bir fırtına estirdi; başardı ve bugün dünyanın sayılı turistik merkezleri arasında Türkiye'nin yeri olduğu kabul ediliyor.
Pekiyi neden aynı yaklaşımı Türk edebiyatının dünyaya tanıtımı için benimsemiyoruz? Bu çok daha pahalı bir girişim mi olacaktır? Hayır...
Türkiye'nin tanıtım giderlerini karşılamak için önemli büyüklükte bir fonumuz var. Bunun adı Türkiye Tanıtma Fonu...
Bu fon Türkiye'nin dünya kamuoyuna tanıtılmasında kullanılmak üzere her yıl artan oranlarda başbakanlığın emrine veriliyor. Bu fonun kullanım yetkisi Devlet Bahçeli'ye verilmiş durumdadır.
Türkiye her yıl, Türk romanının, Türk şiirinin, Türk öyküsünün, Türk tiyatrosunun seçkin örneklerinden beşer tanesini, beş dile çevirerek dünya yayıncılarının ilgisine sunabilir.
Yabancı dillere çevrilecek eserler, fonu yönetenlerin eğilim ve edebi zevklerine göre belirlenirse istenen sonuca ulaşılamaz. Etkin bir seçici kurulun belirleyeceği eserler önem taşıyacaktır. Bu husus, işin can alıcı noktasıdır.
Önümüzdeki günlerde yeni bütçeyi görüşmeye başlayacağız. Türkiye'nin kültürel tanıtımı için, Kültür Bakanlığı emrinde ama sırf Türk edebiyatını tanıtmak amacıyla kullanılmak üzere bir fon oluşturularak Kültür Bakanlığı emrine verilebilir. Bu seçim için çok tarafsız ve ciddi çalışacak bir kurul seçimi yapılabilir.
Erken dönem Cumhuriyet romanından günümüz romancılarına uzanan bir geniş yelpazede seçimlere şimdiden başlanabilir.
***
Geçen yıl, Türkiye'yi bilgisayarlarla donatma heyecanına kapılmış eğitimcileri dinlemiştik. Türkiye'yi kütüphanelerle donatma heyecanına kapılmış yiğit ve yürekli Kültür Bakanlığı yöneticilerini dinlemiştik.
Onlara, Batı'da kitap sözcüğünün odun sözcüğünden geldiğini anlatmıştım. Bugün kitap anlamına gelen Yunanca "biblos" ile Latince "libar" sözcüklerinin, kabuğu soyulmuş iri kıyım kütük anlamına geldiğini söylemiştim.
Okunmayan şeyin "menşeini" bilmenin ne faydası var diyenler çıkmıştı.
Kafa bu olursa, bu teklifi reddedenler de çıkacaktır. Her yıl tamamı yarım milyon doların çok altında olan bu kaynak tahsisini esirgersek, o zaman neler kaybettiğimizi düşünmeye bile gerek kalmaz...