kapat

15.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Elma
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Ne kadar talihlisiniz, hiç düşündünüz mü?

Buzdolabınızda yiyecek birşeyler, sırtınızda bir elbiseniz, başınızın üstünde bir çatı ve uyuyacak bir yatağınız varsa, bu dünyada yaşayan insanların yüzde 75'inden daha zenginsiniz demektir.

-Bankada ve cüzdanınızda paranız, bir yerlerde saklı, yedek birkaç mücevheriniz varsa, dünyanın en varlıklı yüzde 8'i arasında olduğunuzu bilin.

-Bu sabah kalktığınızda kendinizi sağlıklı hissettinizse, hafta sonunu göremeyecek milyonlardan daha talihli olduğunuz açıktır.

-Eğer bir savaşın korkunçluğu içinde yaşamamış, hapishanenin yalnızlığını tatmamış, işkence acılarına katlanmamış, açlık içinde kıvranmamışsanız, bu dünyada yaşayan 500 milyon insandan daha önde olduğunuzu unutmayın.

-Anne ve babanız hala birbirleri ile evli ve hayattalarsa, bu şansa sahip çok ender evlatlardan olduğunuzu da bilin.

-Yüzünüzde bir gülümseme ile başınızı dik tutabiliyorsanız, tanrının kutsadığı insanlardan biri olduğunuza inanın. Çünkü hemen herkes bunu yapabilir, ama çoğu yapmaz.

-Ve eğer bu yazıyı okuyabiliyorsanız, okuyacak bu dünyada hiçbir şeyi olmayan 2 milyar insandan çok ama çok talihli olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın..

Tanrı sizi kucaklasın, sarsın, güçlendirsin ve saklasın!..

***

Bu güzel satırları Sami Behar yollamış bana.. İngilizcesini defalarca okudum.. Sonra, sizler de okuyun istedim..

Aslında benim yaşam felsefemi yansıtan sözler bunlar..

Bana her zaman "Nasıl oluyor da, bu kadar keyifli olabiliyorsun.. Bu kadar kendine güvenebiliyorsun" diye soranlara verdiğim yanıttır.. Sevdiklerime verdiğim öğüttür..

Keyfiniz mi yok.. İçinizden "Ooofff.. Oofff.." demek mi geliyor?.. Talihin size küs olduğunu mu düşünüyorsunuz?.. Huzursuz ve mutsuz musunuz?.. "Onların neleri var, benim niye yok" diye kahır mı ediyorsunuz..

O zaman..

Hep önünüze değil, biraz da arkanıza bakın..

Gerinizde kalanlar, önünüzde olanlardan hem de kaç misliyle kalabalıktır..

Sahip olamadığınız şeylere ağlarken, sizin sahip olduklarınıza gıpta ile bakanların milyarları aştığını düşünürseniz, belki de ağlama hakkınızın dahi olmadığını görürsünüz..

Belki şükretmeniz gerekirken, hem de nasıl nankörlük ettiğinizi..

Sakın yanlış anlamayın..

Yarışta olduğunuz yeri muhafazaya çalışın yeter, demek istemiyorum asla..

Yaşamın kendisi bu yarıştır. Yarış bitince yaşam biter.. En önde olmak için yarışın hep.. Önünüzdekileri geride bırakırken, ara sıra geriye dönüp, arkanızda kalanlara da bakın, diyorum sadece..

Mutlu azınlık, belki de sizsiniz, dostum!..

SEVDİĞİM LAFLAR
Dün öldü, bugün can veriyor, yarın ise henüz doğmadı. Zamanınızı bu açıdan görün ve faydalı iş yapın.

Bişr-i Hafi

BİZİM DUVAR

CHP hem hem tatlı suda hem tuzlu suda yaşamaya çalışıyor. Önce barajın altı şimdi tekrar Deniz.

Hakan & Utku

Karakoyunlu!..

Meclis'te üye olsaydım, oyumu Yılmaz Karakoyunlu'ya verirdim.. Dengeli kişiliği, edebiyatçı kimliği, engin kültür ve deneyimi ile o koltuğa ne kadar yakışırdı iyi biliyorum..

Ama ilk tur sonunda adaylıktan vazgeçti.. Meclis Başkanları kişilik ve kimlikle değil, siyasal taktikler ve pazarlıklarla seçildiği için..

Yılmaz Ağabeyi, geçmişte bir defa daha desteklemiştim.

Gene kaybetmiştik..

***

Mekteb-i Mülkiye'ye gireli daha bir ay olmamış. Öğrenci Birliği seçimleri var.. Okul iki grup.. Yatılı olanlar, genelde Anadolu'dan gelen çocuklar.. Hafiften sağcı.. Adayları Sadrettin Yedidağ.. Gündüzlüler, biz kent soylular.. Hafiften solcuyuz. Adayımız Yılmaz Karakoyunlu..

Kongre başladı. Kongre başkanlığı seçiminde fark attık, bizim aday kazandı. Seçimi de açık ara götüreceğiz demek..

Sonra Yalçın Küçük çıktı kürsüye.. Karakoyunlu başkan olursa, onun sağ kolu, genel sekreteri olacak.. Şu meşhur Yalçın Küçük işte..

Bir başladı konuşmaya.. Adam anadan doğma hatip.. Nasıl keyifli, esprili konuşuyor.. Biz bayıla bayıla dinliyoruz.. Her cümlesi ile karşı kampı yerle bir ediyor, ama sözünü kesen yok. Taciz eden yok.. "Kifayet-i müzakere" öneren yok. Yalçın konuştukça açılıyor, açıldıkça konuşuyor.. Saatler geçti.. O zaman yatılıların taktiği anlaşıldı.. Vakit geçtikçe biz kent soylular birer ikişer eve dönmeye başlamışız.. Oysa onların evi zaten orası.. Yalçın'ı en çok alkışlayan, en çok konuşmaya teşvik eden de onlar değil miymiş meğer..

Yalçın'ın sözlerini bitirip inerken biz şehir çocukları azınlığa düşmüştük bile..

Kongre başlarken fark atan bizler, son oylamada fark yedik, Sadrettin Yedidağ seçildi..

Şimdi Yılmaz Ağabey, Meclis'te.. Yalçın Küçük düşüncelerinden dolayı hapiste..

Şu feleğin işine bak!..

ABBAS
Leylek beni bu sene havada gördü. Abbas gene yollarda... Galatasaray ile Glasgow'a gidiyoruz. Oradan 3 gün Londra, sonra gene Galatasaray'ın peşinde Monaco... Bu demektir ki, öbür haftaya cumartesiye kadar kapalıyız. Tabii, spor sayfası hariç...

Pazar Neşesi
Kazım Okçuoğlu dostumuz, İstanbul tatilini bitirdi, ben Sydney'de iken, Los Angeles'e geri dönmüş. Döner dönmez de mesaiye başladı.. Pazar Neşemiz onun faksından çıktı..

Kalabalık parkta amaçsız aşağı yukarı dolaşan delikanlının yolunu, tipik çingene kılığında bir kadın kesti..

"15 dolara" dedi, "Avcunu okurum ve gelecekteki aşk yaşamını anlatırım.."

Delikanlı parayı çıkarıp saydı ve elini kadına uzattı.

Kadın, delikanlının avcuna baktı baktı ve işaret etti..

"Bak bu aşk çizgin.."

Sonra anlatmaya başladı..

"Şu anda bir sevgilin yok.."

"Yok" dedi, delikanlı..

"Felaket bir halde yalnızsın.. Uzun zamandır tek başına yaşıyorsun" dedi, kadın..

"Bunların hepsini o aşk çizgisinden mi okuyorsun" dedi, delikanlı..

"Hayır" dedi, kadın.. "Avcundaki nasırlardan.."

Hakan&Utku'dan tatil keyfi

Kaynak Arayışları

Enerji Bakanlığında görevli birkaç adam elektrik kesintileriyle ilgili toplantı yapmaktadır...

-Arkadaşlar bugün burada toplanmamızın sebebi elektrik kesintileri. Bu kış zor ve soğuk ve karanlık geçeceğe benzer. Karanlıkta görünmeyen köy kılavuz istemiyor. Halkımız infial halinde. Geçen hafta da söylediğim gibi yeni enerji kaynakları yaratamazsak bu millet bizi topa koyar bilesiniz. Herkes dersini çalıştı mı? Fikret Bey?

-Elektrikler kesikti çalışamadım.

-Bravo Fikret Bey sizden de böyle bir yanıt beklenirdi zaten.. Başka?

-Bence elektrik kesintilerini protesto etmek için mumlarımızı yakıp söndürelim, yakıp söndürelim..

-Ben derim ki hani arabalara binerken kapılara dokunduğumuzda ya da biriyle el sıkışırken çarpılırız ya, işte o boşa akan bir elektrik. Bu elektriği biriktirmenin yollarını arayalım. Böyle bir santral olduğunu düşünsenize. Devamlı el sıkışan insanlar ya da otomobil kapılarına dokunan insanlar var.

-Peki şuna ne dersiniz? Yaz kış hep kazak giyelim.. Kazak giyen insanda elektrik de oluyor. Ya da bayanlar ikinci bir arzuya kadar elektrikli vibratör kullanmasın. Nasıl fikir ama?

-Süppeerr. Eşiniz Ayten Hanım'ı pilot bölge seçip ondan başlayalım bu işe..

-Tamam. Nasıl yani? Sen ne demek istiyorsun. Salih Abi?

-Ciddi olalım arkadaşlar lütfen. Burada vatan millet işlerine bakıyoruz.

-Madem nükleer santrallere kamuoyu karşı çıkıyor, o zaman biz de rüzgar gülü projesini hayata geçirelim..

-Hah bakın işte.. Ağzınızdan ilk defa normal mantıklı bir laf çıktı..

-Çok teşekkür ederim. Meclis'te bir sürü zırt pırt parti değiştiren rüzgar gülü gibi milletvekili var. Boş oturacaklarına, sıra kapaklarını döveceklerine döne döne enerji üretsinler. Yalan mı?

-Aklıma daha parlak bir fikir geldi. Fenerli Lazertiç santral gibi adam, fevkalade enerjik. Ondan yararlanalım. Eskiden Atom Karınca Rıza Çamlıbay vardı onun kadrini kıymetini bilemedik bari şu Sırp çocuğu değerlendirelim.

-Yok arkadaş.. Öyle elin gavuruyla bu iş olmaz. Öz kaynaklarımızı değerlendirmek şart. İlle de futbolcu kullanacaksak komple milli takımı kullanalım.

-Ohooo.. Bizim milli takımını daha kendine hayrı yok.. Takımın başına Şenol Güneş geçti. Takım uyuştu.

-Evet her başına güneş geçen gibi baygınlaştılar. Daha Azerileri zor yeniyorlar. Milli takımla bu iş olmaz. Başka kaynak bulalım.

-Erdal Acar, Kaya Çilingiroğlu gibi medyatik ve enerjik gece insanlarını kullanalım. Bir gecede 8-9 yer gezip bir batında 10 sevgili ile beraber olabiliyorlar. Bu arkadaşlara bir cihaz bağlayalım, hareketten kaynaklanan enerji biriktirelim. Hem arkadaşlar o zaman havaya da girerler, "Türkiyee için çalışııyorum" diye gezer dururlar. Deli gibi elektrik üretiriz.

-Anlaşıldı, sizden bi şey çıkmayacak. Ben bu konuyu Allah'a havale etmemizi öneriyorum. Nasıl olsa işimiz Allah'a kaldı.. Enerjik hocalar vasıtasıyla "Elektrik Duasına" çıkalım. Yalnız bunu yağmurlu ve gök gürültülü bir havada yapalım ki bol bol yıldırım düşsün. Düşen yıldırımları bi kaynakta topladık mı bir yıllık elektriğimiz çıkar.

Seneye Allah kerim

hakanutku@hotmail.com

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır