Geçen hafta "e-mailler birikti bu nedenle bugün de yayınlıyorum" diye yazınca pekçok okurdan "e-mailleri hiç olmazsa haftada bir mutlaka yayınlayın. Bizim için çok hoş oluyor, üstelik hem eğlenceli hem de yararlı" şeklinde tepki aldım. Eğer bir aksilik olmazsa, yani mesaj akışında bir tıkanma olmazsa, Pazar günleri biriken mesajları size de aktarmak istiyorum. Buyrun, bu hafta seçtiklerimden örnekler. Bu arada, şunu bir kez daha belirtmek istiyorum, burada gelen bütün mesajlar yayınlanmıyor. Pekçoğu eleniyor. Ayrıca mesajların pekçoğunu da özetliyorum.
* Yanlışınız var. Temsilciler Meclisi'ne sağduyu değil çıkar hakim olacak. Ama unutmayın, Türkiye'nin işine gelen bu çıkar politikası yarın bir gün aynı Türkiye'nin başını da yakabilir. Tabii biz kendimizi eleştirmeye başlamazsak.
* Home Elecktronic fuarında başınıza gelenen başka türlüsü İletim Yayınları tarafından bize de uygulandı. 24 milyon lira yıllık aboneliği olan bir dergiye abone olmamız halinde DVD hediye edileceği belirtiliyordu. İkinci bir dergiye daha üye olursak bu kez hem DVD hem de mont veriliyordu. Ben sadece birine abone olmak istediğimi söyleyip formları doldurdum. Ertesi gün beni arayan yayınevi yetkilisi tek dergiye abone olmakla DVD verilemediğini söyledi. Ben de ikinci bir dergiye abone olmayacağımı söyleyince aboneliğimin kabul edilmediğini söyleyip telefonu kapattı. Tüketici ile bu kadar kolay oynanabilir mi?
* Fuarda başınıza gelen benim de başıma geldi. Çirkin davranışta bulunan kişiye "sizi şikayet edeceğim" dedim. Gülerek kartını uzattı ve "Beni bana şikayet edeceksiniz farketmez" dedi. Kartın üzerinde Levent Coşkun yazıyordu.
* Mesut Yılmaz için "Askerle iyi diyalogta olmalı ki Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt Türk askerinin Avrupa Birliği'ne karşı çıkmasının mümkün olmadığını, zaten Atatürk'ün işaret ettiği yolun da bu olduğunu söyledi" diyorsunuz. Oysa Orgeneral Büyükanıt "Ancak Türkiye bu hedeflere üniter ve seküler yapısını koruyarak ulaşması hakkıdır" diyor. Okuduğunu anlamayana ne derler. Atatürk "Bağımsızlık benim karekterimdir" diyor.
* Abi o adam sana nasıl öyle davrandı böyle. Ne kazma adamlar var. Bence yanlış konuşmuşsun, terbiyesize terbiyesizce cevap vermek gerek.
* Efendim Mesut Yılmaz iyi çalışıyormuş, siyasiler gayretliymiş, karakollar aynalıymış, camlıymış. Bunlar sonuç getirmez. Asıl irade Avrupa'yı istiyor mu? Avrupa zorlamadıkça ne hukukun egemenliği ne liberal ekonominin gereği uygulanmaz.
* Size gelen bir e-mailde okurunuz maçlarda milli marşın çalınmasına karşı çıkmış. Amerika'da liselerarası maçlarda bile milli marş çalınır, herkes sağ elini göğsünün üstüne koyup öyle dinler. Bizde her fırsatta milli marşımızı gururla söylemeliyiz.
* Fuarda aynı kişiler bize de aynı şeyi yaptı. Adının Levent Coşkun olduğunu söyleyen kişi Teksas usülü yaklaşımla beni ve arkadaşımı rencide etti.
* 22 Ekimde bizi koyun zihniyetiyle evlerimize tıkan zihniyeti protesto ediyorum. 5 yıl önce de bunun son olduğunu söylemişlerdi. Sokağa çıkamayacağıma göre protesto için eve gelen sayım memuruna kapımı açmayacağım.
* Çok bilmiş gazeteci havası taşımıyor ve içten yazıyorsunuz. Erbakan'la ilgili görüşlerinize katılıyorum. 24 M formülü bir harikaydı. İnşallah okuması gerekenler okumuştur. Sigara ile ilgili yazınızı maalesef kaçırdım.
* Ben lise öğrencisiyim. Murat Demirel'in evliliği ile ilgili aklıma takıldı. Amca Demirel eskiden her nikaha gider şahitlik yapardı. Bu sefer yeğenine şahitlik yapması kısmet olmadı.
* İlhan Kesici yazınız için teşekkür ederiz. İyi yetişmiş, medeni, akıllı, dürüst insan gücüne sahip çıkmakla ülkeye hizmet ediyorsunuz.
* 31 yıldır işlenen ve halen devam eden cinayetlerin hesabının sorulmasından yanayım. Hem de biran önce, çünkü bunların hesabını verecek olanlar çok yaşlandı, bu dünyadan göçüp gitmelerine az kaldı.
* Belgrad Ormanının çıkış kapısından 1 kilometre sonra Atatürk Arbetoryumu adlı Orman Bakanlığı'na bağlı nefis bir yer var. Hafta içi ücretsiz giriliyor. Hafta sonu sadece 125 milyon lira aidat yatıran üyelere giriş hakkı tanınıyor. Biz hafta içi çalışıyoruz gidemeyiz, o kadar aidatı da ödeyemeyiz. Piknikçilerden korunmanın yolu bu olmamalı.
* Rahmi Koç iş güvencesi yasasına karşı çıkıyor, bunun felaket olacağını söylüyor. Bu ülke 70 yıldır felaketle uğraşıyor zaten. Demiryollarının kenara itilmesi felaketi, ihtillaller felaketi, bankerler felaketi, hayali ihracat felaketi, 70 yaşın üstündeki politikacılar felaketi, bankaları hortumlama felaketi. Bir de bu felaket olsun birşey olmaz.
* Sizce de yazılarınızı yorum üzerine yazmanız daha iyi olmaz mı? Unutmayın ki istatistik ve çeşitli alıntılar sizi yansıtmıyor. Biz sizi daha iyi tanımak istiyoruz.
* Sizi severek okuyor ve televizyonda hergün izliyorum. Kendini sanatçı zannedenlerden, birbiriyle soyunma yarışına girenlerden, özel hayatlarını herşeyiyle ortaya serenlerden, bütün bu çirkinlikleri yetmiyormuş gibi kaliteli insanlara sataşanlardan, magazin programlarından midem bulandı artık. Buna dur diyelim, protesto edip izlemeyelim.
Mantıkla matematik
Fıkra yine internetten geldi. Lale Tunçerler göndermiş. Çok güldüm, size de aktarayım.
Rahibe Matilda, daha iyi bilinen ismiyle Rahibe Matematik ve Rahibe Marie daha iyi bilinen bilinen ismiyle Rahibe Mantık pasta satışı günü sonrası kiliseye geri dönüş yolundadır. Rahibe Matematik ve Rahibe Mantık'ın başlarında şöylesi bir olay geçer.
Mantık: Dikkat ettin mi, adamın teki bizi 10 dakikadır takip ediyor.
Matematik: Ne istediğini merak ediyorum doğrusu.
Mantık: Mantıken bize tecavüz etmek istiyor.
Matematik: Ne kadar kötü ve bize sadece 3 metre 47 santimlik uzaklıkta, bizi yakalayacak. Ne yapabiliriz?
Mantık: Mantıken daha hızlı yürümeliyiz.
Ve adımları hızlandırırlar.
Matematik: Bir işe yaramıyor.
Mantık: Haliyle o da hızlandı
Matematik: Ne yapacağız, bize uzaklığı 1 metre 13 santime düştü, bizi yakalayacak.
Mantık: Hemen ayrılalım.
Ve ayrılırlar. Rahibe Matematik sağa, Rahibe Mantık ise sola gider. Sapık sola saparak Rahibe Mantık'ı takip eder. Rahibe Matematik kiliseye dönerek sabırsızca Rahibe Mantık'ı beklemeye başlar ve gelir gelmez hemen sorar:
Matematik: Anlat, ne oldu?
Mantık: Sapığın bir karar vermesi gerekiyordu ve beni takip etti.
Matematik: Daha sonra?
Mantık: Elimden geldiğince hızlı koştum.
Matematik: Ya o?
Mantık: O da koştu.
Matematik: Ya sonra?
Mantık: Doğal olarak o daha hızlı koşuyordu ve beni yakaladı.
Matematik: Ya sonra?
Mantık: En mantıklı olan şeyi yaptım ve eteği kaldırdım.
Matematik: Aman Tanrım, ya o?
Mantık: Tepkisi doğaldı, pantolonunu indirdi.
Matematik: Felaket, ya sonra?
Mantık: Doğal olarak etekleri yukarıda olan bir kadın, her zaman için pantolonları aşağıda olan bir adamdan daha hızlı koşar.