İnsanın kanını donduracak şiddette hadiseler cereyan etmekteyken...
Dalga geçmenin sırası mı diyeceksiniz, biliyorum.
Ben de zaten dalga geçmek niyetinde değilim, ciddi ciddi yazacağım, bu düşüncemi...
Biliyorsunuz, son zamanlarda bir "öteki Türkiye"den söz ediliyor.
Bizim yıllardır, "İki Türkiye var" diye yaptığımız tespite, farklı bir etiket konuldu, bu etiket sevildi, rağbet gördü, ezilen, kazanamayan, sıkıntı çeken, perişan şartlarda yaşayan insanlarımızın Öteki Türkiye'ye ait oldukları ifade edilmek istendi bu söylemle...
Peki, Öteki Türkiye'nin ezilen insanları nasıl kurtulacak?
İşte yazarların, ekonomistlerin ve gazetecilerin kollektif bir çözüm bulamadıkları soru bu!..
Oysa ben usul usul, örtüler altında gizli gizli gelişmekte olan bir kurtuluş yolunu galiba keşfetmiş bulunuyorum. Bence Öteki Türkiye'nin kendiliğinden kurtuluşudur bu...
İzah edeyim:
Haberleri dikkatle izlerseniz, göreceksiniz...
Milyonlarca dolarlık hayali ihracatla, devleti dolandıran şirketler ortaya çıkartılmıştı Balina Operasyonu'nda...
Peki bu şirketlerin yönetim kurullarında kimler vardı?
Hamallar, şoförler ve bekçiler...
Ardından Egebank hadisesi patlak verdi...
Sayın Murat Demirel'in kurduğu bir sürü şirketin yönetim kurulunda kimler var, dikkat ettiniz mi?
Çaycılar, garsonlar, şoförler, ofis boylar, getir götürcüler vesaire...
Bir soru daha:
Şu anda faaliyet gösterdiklerinden emin olduğumuz fakat henüz deşifre olmamış buna benzer "yürütme" şirketlerinde kaç garsonun, bekçinin, şoförün, garibanın, işsizin, kuryenin, lokantacının, hamalın, vesair "Öteki Türkiye" mensubunun "etkinlik gösterdiğini" biliyor muyuz?
Belki de on binlercesi yönetim kurullarında, aslanlar gibi çalışıyor...
Öyleyse...
Sizce de "Öteki Türkiye" kendince bir kurtuluş yolu bulmuş değil midir?
Bence bulmuştur!
Hem de "yönetim kurulu üyesi" şeklinde onore edilerek!..
Öyleyse, böyle bir yönetim kurulu üyeliği bulamamış, kazandığı üç kuruşla yaşamaya çalışan "gururlu" Öteki Türkiye mensupları kendi derdine yansın!
İşbu ahvalde...
Öteki Türkiye'yi de ikiye ayırmak gerekiyor.
1- Yönetim kurulu üyesi olabilmiş Öteki Türkiye...
2- Yönetim Kurulu üyesi olamamış Öteki Türkiye...
Sonra polis, kayınvalidenin evini bastı ve bir sürü banka kaydına, banka cüzdanına rastladı. 2 milyon dolara yakın bir parayı ifade eden...
Birden kafamda bir ışık parladı.
Üç günlük kayınvalidede böyle bir "kirli çıkı" varsa, benim yılların kayınvalidesinde kimbilir ne "çıkı" vardır diye... Hemen kayıvalidenin evine seyirttim. Giderken de hayal kuruyorum, ister misin, diyorum, bizimkinde de birkaç banka cüzdanı çıksın da, bırak kandırmayı, borç istesem yeter!
Baksana elin kayınvalidesi İsviçre bankalarını sollamış...
Dedim ki kayınvalideye, ne kadar banka cüzdanın varsa çıkart göreceğim... Gördüm de...
Çıkara çıkara buruşuk bir emekli cüzdanı çıkarmaz mı, üç aylığını aldığı... Onun da dibine gelmiş, üç aylık çoktan suyunu çekmiş...
Neredeyse üzüntüden cebimdeki parayı bırakacağım...
Zor kaçtım evden...
Anamızdan şanslı doğsaydık, Tanrı bize de Murat Demirel'inki gibi kayınvalide nasip ederdi, diye söylene söylene...
3. Yahya var mı?
Bizim bildiğimiz bir yeğen Yahya Demirel vardı...
Ardından ikinci yeğen patlak verdi... Murat Demirel...
Fakat dikkat ettiyseniz, Murat Beyin de adı, Yahya Murat Demirel olarak geçiyor...
Ya birinci adı Yahya, ya da göbek adı...
Şimdi bu sinirli ortamda telefon açıp da, Demirel ailesinden birine, "Neden bu arkadaşların hepsinin de adı Yahya ile başlıyor?" diye soramam... Onun için yorum yapmak durumundayım.
Sanırım bu "Yahya" adı, atalardan birinden geliyor...
İhtimal, Süleyman Bey'in babasının yahut dedesinin adı olsa gerek...
Fakat samimi hissimi söylemeliyim ki... Bu Yahya isminde bir talihsizlik var... Kime koysanız, hadise çıkıyor!..
Birinci yeğene Yahya demişler, hayali suntacılıktan enselendi , şimdi de Kıbrıs'taki bankası kredileriyle gündeme yaklaşıyor.
İkinci yeğene de Yahya denildi, Egebank olayı gümledi.
Korkmaya başladım, üçüncü bir Yahya var mı diye...