İki yıl önce bugünlerdeydi, Galatasaray'ın Juventus'u dize getirdiği gün İtalyan Parlamentosu'nda Türkiye aleyhine yeni bir tuzak kurulmuştu. Lega Norte Partisi'nin milletvekili Giancarlo Pegliarini, Fransız Meclisi tarafından alınan karara benzer bir karar için Parlamento Başkanlığı'na önerge vermişti.
Bu önergede Ermeni katliamının sorumlusu olarak Türkiye gösteriliyor ve kınanması isteniyordu. Önerge, İtalyan Parlamentosu'nda değişik partilerden 133 milletvekiline imzalatılmıştı. Hepsinin bu palavraya aynı anda inanması elbette ki mümkün değildi. Anlaşılıyor ki, iyi hazırlanmış bir plan uygulamaya konulmuştu.
Giancarlo Pegliari'nin karısı Ermeni'ydi ve baskıların odak noktalarından birisiydi. Gerçekleri saptırarak tarihten husumet çıkarma girişiminin yeni örneğini veriyordu.
Geçen yıl aynı şeyi Fransız Parlamentosu'nda yaşadık.
Bu yıl bu palavranın belalısı Amerikan Parlamentosu...
Her 24 Nisan günü Ermeniler, bu palavranın vaveylasını koparırlar. Yaşanmamış dramın yalanları ile dünyayı ayağa kaldırırlar.
Bize gelince bir asabi savunma telaşında boşa kürek sallarız...
İşin gerçeğini ispatlayan belgeler elimizde olduğu halde, bunları yayınlayıp nedense asıl gerçeği dünya kamuoyuna duyuramayız...
Tarihi gerçekler bütün açıklığı ile ortada iken seksen beş yıl sonra Amerikan Parlamentosu, bu gerçeği tahrif ederek Türkiye'nin onurunu zedeleyen kararı alma sorumsuzluğu ile tarihe geçmiştir.
Suç sadece onların mı? Bu meselede bizim hiç mi ihmalimiz yok?
Var diyorsak, bu adaletsiz kararı hiç olmazsa bir mücadele kıvılcımı sayarak gereken önlemi almaya neden başlamıyoruz?
Seksen beş yıldır Ermeni olayında hep savunmada kaldık...
Bir ara Özal'ın başbakanlığında ve Ahmet Selçuk'un müsteşarlığında Osmanlı arşiv belgelerini dünya tarihçilerinin tetkikine sunduk. Hatta bunları yayınladık.
Pekiyi acaba Ermeni arşivlerinde bu katliam iddiasıyla ilgili tek bir araştırma yapılmasına izin verilmiş midir? Tek bir belge yayınlanmış mıdır?
Tek bir tarafsız dünya tarihçisinin bu iddianın aslına inmesine izin verilmiş midir?
Ermenistan arşivleri kilit altındadır ve incelemeye izin verilmemektedir. Çünkü korkmaktadır ve tek bir belge bulunmadığı gerçeğinin farkındadır.
Dün Mesut Yılmaz grubunda yaptığı konuşmada Osmanlı arşivleri konusunu da tartıştı. Bir tarafsız tarihi araştırmalar enstitüsü kurulup bütün dünya tarihçilerini bu asılsız iddianın gerçeğini araştırmaya yönlendirmeyi önerdi.
Sorunun çözümündeki en önemli yaklaşım budur. Üç yıldır, her katliam iddiasında yolun bu olduğunu yazarım. Sürekli savunmada kalmanın sonuçları işte ortada...
Üç beş gün sonra heyecanımızın geçeceğinden ve bir yıl sonra yeniden alevleneceğimizden endişe ederim. Türkiye şimdi inisiyatifi almalı ve olayın üzerine yürümelidir.
İrtemçelik, Amerika temaslarını bütün parti liderlerine anlatmalı ve ortak anlayışın gergefini dokumalıdır. Hatta Meclis açıldığı gün, temaslarını Meclis'e sunmalı, muhtemel gelişmeleri ortaya koymalıdır. İrtemçelik çok deneyimli ve yetenekli diplomat ve siyasetçi olarak ciddi önlemleri gündeme getirecektir.
Tarihten husumet çıkarmayı meslek edinen bir kadro karşısında gerçeği savunacak cesaretin sahibi olmalıyız. Çünkü tarih de, akıl da bizden yana.
Ah!.. Bir de yüreklenip örgütleyebilsek...