The Economist Dergisi, Avrupa sayısında, bu hafta, "Türkiye'nin en son politik pimi (temel taşı)" dedikleri, Devlet Bahçeli'ye yer verdi. ABD Temsilciler Meclisi'ndeki Sözde Ermeni Soykırımı tasarısına Türk liderlerin öfkeyle feryat ettiği belirtilen yazıda, "Merkez Solcu Başbakan Bülent Ecevit buna çok sinirlendi. Ordunun başındaki kişi Washington'a düzenleyeceği ziyaretini iptal etti. Amerika ile silah alışverişi gibi ilişkilerin dondurulması isteniyor. Fakat bir hükümet ortağı var ki, en çok ondan yabancı düşmanlığı yapılması bekleniyor; Devlet Bahçeli. Ancak o bu konuda neredeyse tamamen sessiz kaldı" deniyor.
"Bahçeli, stili ne olursa olsun, bir ümitle kendisini ileride bir gün Başbakan olmak için yeniden yaratıyor" diye devam eden yazıda, Bahçeli'nin baş taktiği "partisini orta alana çekip kendisini de orta sınıf Türkler'e karşı daha fazla kabul edilir kılmak. Bunu da ülkedeki birçok konuda son söz sahibi olan askerlere yaranmayı sürdürerek yapmak" deniliyor. Bahçeli'nin esnekliğ ile merkez sol parti ile 2 yıl önce yaptığı koalisyonun beklenenden daha kalıcı olduğunu belirten yazıda, bu sıradışı ve büyük değişikliğin nedenleri ise şöyle sıralanıyor: "Çünkü Bahçeli'nin üç yıl önce liderliğine geldiği parti, bugüne kadar çeteciliği ve yanlılarının karıştıkları şiddet dolu olaylarla bilinirdi. Bugün ise Bahçeli'nin milliyetçileri birçok kişinin gözünde saygıdeğer oldu. Geçmişte generaller onları kötü birer rakip olarak görürdü. Şimdi ise görüşmeler başlamadan önce askeri politikada istenmeyen ve insan hakları konusunda adımlar bekleyen AB baskısına karşı Bahçeli'yi gizli müttefik olarak görüyor." Bahçeli'nin partinin başına geçmesinden itibaren bazı önemli sloganlara son verildiği kaydedilen yazıda, bunların başında ırkçı ve pan-Türk hareketlerin geldiği anlatılıyor. Ancak "The Economist"e göre, Bahçeli'nin Kürtler'e karşı izlediği sert politika, seçimlerdeki yükselişin nedeni oldu. Diğer partilerdeki yolsuzluklar da partinin yükselişine katkıda bulundu. Bahçeli, Kıbrıs konusunda milliyetçi görüşlerini bir kenara bırakabilmiş değil. Ama Ecevit ve birçok Türk de Bahçeli ile aynı görüşte. AB ülkelerinden diplomatlar, Türkiye'nin insan hakları konusunda çok büyük adımlar atmayışından şikayet ediyor ancak çok azı bundan Bahçeli'yi sorumlu tutuyor. Kısa dönemde Türkiye'nin soğukkanlı olmasına yardım eden Bahçeli, demokrasi ve işkencenin Türkiye'nin düşmanları ve misafiri olduğuna inanıyor.