|
|
Buğdayın yüzde 70'i tarlada yandı
Muş İl Müdürü Sarıfakıoğlu 3 yıldır devam eden kuraklığın bu yıl çok ağır vurduğunu anlattı ve "Ürün verimi dekar başına 120 kilodan 40 kiloya düştü" dedi
Gazetecileri Elazığ'dan Bingöl'e taşıyan askeri helikopter, havalanır-havalanmaz manzaranın dehşeti, insanı sarsmaya başlıyor. Başbakan Ecevit'in, Enerji Bakanı Cumhur Ersümer'in, aylardır sözünü ettiği felaket, işte karşımızda duruyor:
Kuraklık, koca Keban Baraj Gölü'nü, sönen bir balon gibi küçültüyor. Bir zamanlar su kıyısında, dizilen bazı çay bahçeleri, şimdi 100 metre kadar içeride kalmış. Kıyıdan karaya uzanan yemyeşil bahçeler, bostanlar sararmış. Kuraklık burada sadece elektriği değil, her şeyi vuruyor.
FELAKETİN RESMİ
Helikopter dağlara doğru yükseldikçe, manzara kötüleşiyor. Keban'a su taşıyan Karasu, yer yer 1.5-2 metre alçalmış, can çekişiyor. Murat Nehri, yatağının 3'te 1'ini ancak dolduruyor. Nehirler dereye dönüşmüş, derelerse kurumaya yüz tutmuş durumda.
Muş Dağları'ndan, Bingöl Dağları'ndan, Şeytan ve Şerafettin Dağları'ndan, Murat'a, Karasu'ya, oradan Keban'a can veren su yolları şimdi arazide uzanan derin çatlaklardan başka bir şey değil. Barajların hızla boşalması ve Türkiye'yi son yılların en ciddi enerji kriziyle karşı karşıya bırakmasının ardında bu tablo var.
Muş İl Tarım Müdürü Dr. Cemil Sarıfakıoğlu, "Kuraklık, zaten 3 yıldır etkiliyordu" diyor ve ekliyor: "Ama bu yıl çok şiddetli vurdu. Nisan/Mayıs yağmurları yağmadı. Hububatın yüzde 60-70'i tarlada kaldı. Ürün de düştü, verim de. Dekar başına 110-120 kilo buğday alan çiftçi, şimdi 40-50 kilo anca alıyor."
Kuraklık hayvancılığı da vurmuş. Çiftçi zaten az üretebildiği buğdayın kilosunu, 90-100 bin liraya satarken, hayvanını beslemek için samanın kilosunu 130-140 bin liradan ancak alabiliyor. Hükümetin, kuraklıktan etkilenen 38 ile yardım olarak gönderdiği tohumluk buğdayın, Bingöl ve Muş'ta dağıtımına dün başlandı. Köylü ne yapacağını bilemiyor.
SUSUZLUK VURGUNU
Talip Çetin 43 yaşında. Muş'a 45 kilometre uzaklıkta Yelalan Köyü'nde tütün yetiştiriyor. Çetin şöyle diyor:
"Kuraklık 3 senedir yakamızı bırakmıyordu. Bir de tütüne kota getirilince, tarlanın bir kısmına fasülye ektik. Daha yeni çiçeklenmişti ki, susuzluktan tarlada kurudu. En büyük derdimiz su. 90 haneli, 750 nüfuslu Yelalan Köyü'nün bütün su kaynağı, parmak kadar akan bir tek çeşme."
TOPYEKÜN ÇABA
Bu manzarayı gördükten sonra, bir yandan enflasyonu düşürmek için istikrar programı, diğer yandan artan petrol fiyatları ile boğuşan hükümetin, aslında üçüncü bir cephede, kuraklık cephesinde de savaştığı anlaşılabiliyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Doğu ve Güneydoğu'da, 16 yıl devam eden kanlı mücadelenin ardından, bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınma çabasına yaptığı katkının önemi de böylece daha iyi görülebiliyor.
Depremlerle geçen 1999, kuraklık ve dünya petrol krizi ile geçmekte olan 2000'in ardından, 2001 yılını en az zararla atlatmak için, topyekün bir çabanın gerekli olduğu giderek ortaya çıkıyor.
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|