


Ermeniler'in asıl plânları ne?
Türkiye'ye çalışmak üzere gelen ve iş izni olmadığı halde burada rahatça yaşayan ve çalışan 30 bin kadar Ermeni'nin sınır dışı edilmesinin yerinde bir karar olacağını geçen Cuma "Rencide edebiliriz" başlığıyla yazmıştım.
Kısa fakat mesajını net olarak veren bu yazı üzerine okurlarımızdan çok sayıda tepki geldi. Bunların bazıları (genellikle yurtdışından gelenler) Ermeniler'in tüm ülkelerde Türkiye aleyhtarı faaliyetlerini sürdürdüklerini, Amerikan Parlamentosu'nda gelinen noktanın da bu faaliyetlerin sonucu değil henüz başlangıcı olduğunu, Ermeniler'in, eğer Amerika'da karar çıkarsa çabalarını yoğunlaştıracağını belirtiyor ve bu konuda alınacak her türlü önlemi haklı buluyor.
Bu tasarıyla bitmeyecek
İşte Chicago'dan yazan Dr. Erol Yorulmazoğlu'nun söyledikleri:
"Geçtiğimiz ilkbahar aylarında partilerin ön seçim sıralarında, Chicago çevresinden Cumhuriyetçi Parti meclis üyeliğine aday bir zat ile buluşmuştuk. Bu zatın ta kendisi bizlere bizden önce Ermeni toplumu ile buluştuğunu ve onlarla Ermeni soykırımı konusunu görüştüğünü söylemişti. Ermeniler ona ilerde Türkiye'den toprak talep edeceklerini söylemişlerdi. Evet arkadaşlar, ilerdeki tehlike budur.
Ermeni aşırıcıları artık hem ABD politikasını hem de ABD basınını arka ceplerine koymayı başarmışlardır. İnce hesaplarla, Atatürk'ün silmeyi başardığı Sevr Anlaşması'nı hortlatmaya, 'Wilson Ermenistan'ı' denen haritayı canlandırmaya çalışıyorlar. Bu haritaya göre o devrenin ABD Başkanı Ermeniler'e Trabzon'dan Adana'ya çizgi çekin, o çizginin doğusunu verecekti. Ayrıca Yahudiler nasıl İsviçre bankalarından para koparmayı başarabilmişlerse, bu fanatikler de aynı şeyi bize yapmayı arzuluyorlar. Bu tasarıların ardından Türkiye'yi cezalandırma gelecek. Yıllardır Türkiye'yi uyardık ama ses çıkmadı.
Bu fanatikler ayrıca birçok ABD eyaletinde kendi yorumladıkları tarih kitaplarını çıkararak saf ABD gençliğinin beynini de yıkıyorlar. Böylelikle yeni ABD kuşağı haliyle bize karşı olacaktır. (....)
Biz Türk Amerikalılar her ne kadar Ermeni'nin imkânlarına sahip olmasak da mücadelemize devam edeceğiz. Sizleri de aramızda görmekten memnun oluruz. Saygılarımla.."
"Ermeniler'in asıl plânları ne?" derken tabii ki sadece Dr. Yorulmazoğlu'nun yazdıkları değil beni etkileyen. Amerika'daki Türkler'in yıllardır bu konudaki yaptıkları çalışmaları, yazışmaları izliyorum. Hepsinin anlattıkları hemen hemen aynı.
Yazıma olumsuz tepki gösteren okurlarımız ise Türkiye'de çalışan Ermeniler'in Amerika'dakilerle ilgisi olmadığından yola çıkmışlar.
Oysa Amerika'daki Ermeni lobisini Ermenistan yönetiminin tahrik ettiğini hepimiz biliyoruz. Dünya biliyor. O zaman -en azından Ermenistan'a yaptıklarının bir karşılığı olacağını anlatmak için- iş izni olmadığı halde sadece vize alarak Türkiye'ye gelen ve salına salına çalışan Ermenistan vatandaşlarının sınırdışı edilmesinde ne sakınca var?. Acaba hangimiz, hangi Batı ülkesinde böyle bir özgürlüğe sahibiz bir düşünün bakalım. (Osmanlı döneminde olduğu gibi bunun Türk-Ermeni vatandaşlarla hiçbir ilgisi olmadığının altını çizelim)
Anneciğim Türkler!
Geçenlerde İtalya'da yayımlanan L'Espresso dergisi ancak İranlı olabilecek karaçarşaflı bir kadını kapak yaparak altına, "Mamma li Turchi" (Anneciğim Türkler) yazdı. Konu Müslümanlar'ın artık İtalya'ya göçmen olarak alınmasının yasaklanmasıyla ilgiliydi ve "3. bin yılda Haçlı Seferleri" de deniyordu ama esas olarak Türkler alınmıştı.
Buyrun size din ayırımı, ırk ayırımı. Bakalım sonucu ne olacak?
Ermeni ve Kürt baskısı Batı ülkelerinde giderek artacak gibi gözüküyor.. Önlemlerimizi dikkatle almak zorundayız.
Tantan görüyor mu acaba?
Şiddet, taciz ve tecavüze karşı Birleşmiş Milletler öncülüğünde başlatılan 2000 Yılı Dünya Kadın Yürüyüşü'nün Türkiye ayağı, polisin yürüyüşçülere uygaladığı şiddet yüzünden aksadı. 18 Ekim'de Ankara'da BM Genel Sekreterliği önünde yapılacak mitinge katılmak üzere Düzce'de toplanan kadınlar kısa süre önce orada yapılan yürüyüşte polisten meydan dayağı yediler.
Polisin vatandaşa şiddet uygulaması hiçbir şekilde kabul edilemez ama hele sadece kadınlardan oluşan bir topluluğa, üstelik kendilerine bir saldırı sözkonusu değilken, yürüyüş yaptıkları için şiddet kullanmasına asla göz yumulamaz. Bir ülkenin polisi kadın döverse, polisi şiddet sahneleriyle toplumun önüne çıkar kötü örnek olursa o ülkede Ğbırakın kadına karşı şiddeti- şiddetin her türlüsü nasıl önlenebilir?
Batılı ülkeler "yetkilerini yanlış kullanan polisleri eleyerek, cezalandırarak" polis teşkilatlarına çeki düzen veriyorlar. Acaba İçişleri Bakanı Sayın Tantan kadın döven polislerin fotoğraflarını gördü mü ve bu konuyu nasıl ele aldı çok merak ediyorum..