kapat

13.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )


Ankara'ya teklif

Washington, Ankara'ya sordu: "İsrail Başbakanı Barak ile, FKÖ lideri Arafat arasında, Başkan Clinton'un da katılacağı zirve toplantısına ev sahipliği yapar mısınız?"

Bu sorunun nedeni, Mısır'ın, tipik sinekten yağ çıkartmak politikasından dolayı meydana gelen bıkkınlık ve barış sürecinin kesilme tehlikesi idi. ABD yönetimi, zamana sıkışmış durumda. Ve Ortadoğu'nun yeniden patlamasından korkuyor...

Washington'un bu isteği, bizim Dışişleri Bakanlığı'na resmen iletildi.

Bizim Dışişleri Bakanlığı, daha doğrusu bu sorunun cevabı, bakanlığın boyunu aştığı için, olayı hükümete ve hatta Genelkurmay'a iletti.. Peki, bu durumda bizden ne cevap çıktı:

Bu satırların yazıldığı sırada; "Cevap daha çıkmamıştı.. Ankara, haklı olarak düşünüyordu.."

Çünkü ülkemizde karar mekanizmasının kademelerine o kadar çok karışan var ki.. Böyle bir durumda 6 ayda bile çıkmaz..

Şimdi dönelim gelelim Ermeni tasarısına.. Yahudi lobisini oluşturan kurumların temsilcileri, Çarşamba günü, Başkan Hastert'e, bu tasarının geçmesinin, ABD için, Ortadoğu için Washington'un başına açacağı sorunları anlatan ve altlarında imzaları olan bir mektup verdiler..

Ama, gerek Başkan Clinton dahil, ABD yönetiminin ve gerekse Yahudi lobisinin girişimleri, bu satırlar yazılırken, Hastert'i durduramamıştı..

Durduramadı çünkü, 1948 yılından 1994 yılına kadar Kongre'de çoğunluğu sürekli Demokratlara kaptırmış olan ve bundan ancak 6 yıl önce çoğunluğu kazanan Cumhuriyetçilerin başkanı Hastert için, önemli olan, iki veya üç iskemlenin saf değiştirmesi halinde, bu çoğunluğu kaybetmenin kendisine çıkartacağı fatura.. Özetle, California'daki koltuk, ABD'nin çıkarlarının önünde..

Şimdi, bundan yaklaşık 15 yıl kadar önce bir Amerikalı diplomatın, bize neden, "Sedat, bizim Kongre, ABD'nin çıkarlarını korumak için çalışmaz.. Onu koruyacak olan yönetimlerdir.. Buradaki mantık bu.. Kongre koltuk sayısına bakar. Sistem bu" dediğini daha iyi anlıyoruz..

Çünkü, Başkan Clinton, Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve CIA, yani ABD yönetimi bütünü ile Hastert denen serseme, "Bunu sakın yapma" dediler. Ama anlatamadılar..

Ermeni tasarısı, bu Kongre'den çıkacak gibi.. Öyle görünüyor.. Peki Ankara ne yapacak?

Türkiye, bu, tamamen tek taraflı, tamamen bir koltuk için alınan bu Kongre kararına karşı tepkisini, acaba buradaki yönetime mi göstermeli, yoksa, bu tasarıyı destekleyen Ermenistan Cumhuriyeti ile ABD Kongre'sine mi?

Kararın bağlayıcı bir tarafı yok.. Ama arkadan başka istekler gelecek.. Ve Türkiye bunun rövanşını almalı ve alacaktır..

Ancak hesaplar iyi yapılmalı.. Bize göre ilk tepkimizi, Ermenistan ile ticareti tamamen keserek göstermeliyiz.. Bizden oraya hiçbir şey gitmemeli.. Sonra da, çok ciddi biçimde tehlikeli olan Ermenistan'daki nükleer santralin kapatılmasını, Atom Enerjisi Kurumu'na taşıyalım.. Hava koridorunu kapayalım.. Çünkü, Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan ve adamları bu tasarının sonuna kadar arkasında durdular.. Halkı da seyretti.. Kalkıp burada California'da lüks içinde yaşan Amerikan Ermenilerine "Siz deli misiniz? Bizi çok seviyorsanız, kalkıp gelin bizi kalkındırın" demediler.. Faturayı da ödemeliler ve ödeyecekler..

ABD şirketlerinin, Türkiye'nin gelecek 20 yılda savunmaya harcayacağı 150 milyar dolarda şanslarının azaldığını kendilerine açıkça anlatalım.. Türkiye, bu parayı gözden çıkardıktan sonra, silahı heryerden alır.. Çünkü, Amerikan silah sanayi, bu olayda "Boeing'i, Textron'u ve diğerleri ile sınıfta kalmıştır.."

Türkiye'nin ilerde belki de yapacağı başka şeyler de var.. Bunları başka bir yazıda tartışırız..

Kimbilir belki, Ortadoğu barış zirvesini Türkiye'ye taşısak, hem Kongre'deki sersemlere, hem de onlar gibi düşünenlere, böylesine gerelimli bir ortamda, ne kadar büyük bir devlet olduğumuzu gösterebiliriz.. "Siz ne karar alırsanız alın, Türkiye, yine de barış için elinden geleni yapacaktır" diyebiliriz..

Yemen'de Amerikan gemisine yapılan intihar saldırısı ve Ortadoğu'daki gelişmeler Amerikan Kongresi'nin hâlâ gözünü açmamışa benziyor. Türkiye'nin lobi şirketi Livingston ve ekibinin yapacağı tek şey kaldı: Önümüzdeki salı günü beklenen oylamayı yaptırmamak. Çünkü oylama yapılırsa sersem Amerikan politikası yüzünden tasarı çıkacak. Livingston ve ekibi salı gününe kadar başkan Hastert'e bastıracak.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır