HOZAT, Tunceli'ye 60 kilometre. Hozat'ın nüfusu, sivil nüfusu 4 bin. Hozat'ta, 51. İç Güvenlik Tugayı var; nüfusu 4 bin. Aileleri ile birlikte, Hozat'ın askeri nüfusu, sivil nüfusundan çok. Hozat'ta 2-3 yıldır çatışma yok, ama iş de yok. CHP'li belediye, yatırımı bırakın, maaşları bile ödeyemiyor. Kasabanın, asfaltlı tek yolu üzerinde alışveriş merkezi inşa edilmiş dükkanlar boş. Açık olanlar da Tugay'ın alışverişi sayesinde ayakta duruyor. Tugay olmazsa Hozat aç.
Abdullah Çokyiğit 65 yaşında. 1994'te "köyler yakılırken" Hozat'a 6 kilometre uzaklıktaki Karacaköy'ün Bulanık Mezrası'ndan göçmüş.
- Köyde evimiz vardı, davarımız vardı, geçinebiliyorduk.
- Şimdi ne yapıyorsunuz?
- Kaldırım döşüyoruz. İş yok. Bir aspirin bir milyon lira. Köyde olsak, bir keçiyi 60 milyona, bir tavuğu 4 milyona satar, tedavi olurduk. Bıraksınlar artık köyümüze dönelim. Ailelerimiz parçalanıyor.
- Dönemiyor musunuz?
- Hâlâ yasak. Bize çok dokunan da ne biliyor musun?
- Ne?
- Türkiye'de Tuncelili kadar laik, Atatürkçü insan bulamazsınız. Ama önce terör, sonra işsizlik bizi bitiriyor.
- Ne istiyorsunuz?
- Köye dönelim. Onu da askerden, Genelkurmay Başkanı'ndan istiyorum. Ne varsa onlarda var.
Hozat'ın bir köşesinden, "köye dönüş" çığlığı yükselirken, bir başka köşesinden, bir başka çığlık yükseliyor.
Tümgeneral Dursun Bak, Tunceli İç Güvenlik Komutanı.
"Burada 10 yıllık bir deprem var" diyor. "Şimdi biz, yaraları sarmaya koşuyoruz. Ama yalnız bizim koşmamızla olmuyor. Biz üzerimize düşeni yapıyoruz. Herkesi üzerine düşeni yapmaya çağırıyoruz"
- Çağrınız hükümete mi, özel sektöre mi, kime?
- Herkese. Bakın Tunceli'de doktor açığı var. Her yıl doktor atandığını duyuyoruz. Ama kimse gelmiyor.
Örneğin, en son 1999 Aralık ayında İstanbul Harp Akademileri'ndeki "21. Yüzyılda Türkiye" seminerinde karşılaştığımız Yüzbaşı Haldun Yalçınkaya, Hozat'ta karşımıza çıktı. Burada "kitap okumak için daha fazla zaman" bulduğuna seviniyordu.
Bir başka örnek, gazetecileri burada konuk eden 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Engin Alan'ı, Şemdin Sakık ve Abdullah Öcalan'ın yakalandığı dönemin Özel Kuvvetler Komutanı olarak tanıyoruz. Bölgedeki 3. Ordu Komutanı Orgeneral Tuncer Kılınç ise 28 Şubat döneminin Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı idi.
Başbakan Ecevit'ten Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu'na kadar, devletin zirvesinden gelen mesaj şu: Doğu ve Güneydoğu'nun yeniden kan gölüne dönmemesi için, ekonomik ve sosyal kalkınma, bir an önce sağlanmalı.
Asker, önündeki bu zor görev için, en iyi elemanlarını, en iyi imkanlarını seferber ediyor ve sivillerden de aynı şeyi bekliyor.
TUNCELİ- Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, yasadışı PKK örgütüne karşı yürüttüğü mücadelenin "başarıyla sonuçlandığı"nı açıkladı. Genelkurmay Başkanlığı basın mensuplarına düzenlediği 3. Ordu'ya bağlı 8. Kolordu'nun sorumluluk alanında bulunan Elazığ, Tunceli, Bingöl ve Muş illerini kapsayan bir gezi düzenledi. Turda gazetecilere bir broşür dağıtıldı. PKK'ya karşı 1984 yılından bu yana yürütülen mücadele sonunda yapılan bu tarihi açıklama da, bu broşürün girişinde şöyle yer aldı: "Türk Silahlı Kuvvetleri; milli birlik, toprak bütünlüğümüzü parçalamaya, laik ve demokratik devlet düzeninin yıkılmasına yönelik PKK terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadeleyi başarı ile sonuçlandırmış bulunmaktadır."
8. Kolordu Komutanı Korgeneral Engin Alan, "Amacımız, bütün mülki ve idari kurumlarla omuz omuza vererek, terörün yarattığı tahribattan etkilenen vatandaşlarımızın problemlerini hafifletmek ve geleceğe güvenle bakmalarını sağlamak" dedi.
3. Ordu Komutanı Orgeneral Tuncer Kılınç da "Dikenler büyük ölçüde ayıklandı. Geri kalanları da bölge halkının desteği ile ayıklayacağız" diye konuştu.
Mahmut BULUT - MURAT YETKİN