kapat

12.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Mesaj kutumdaki dostlara

Etmesi gereken bir teşükkür telefonunu, eli varıp da bir türlü edemeyen; yazması gereken bir tebrik kartını ya da mektubu hem bir türlü yazamayıp hem de bu ihmalinin ağırlığını günlerce içinde taşıyanlardansanız, bugün yazacaklarımı çok iyi anlayacaksınız.

Bazı insanların tıkır tıkır ve büyük bir zevkle yürüttükleri bu "uzaktan iletişim" faaliyetinde ben öteden beri iflah olmaz bir ihmalciyim. Bir arkadaşımın hastalandığını duyduğumda onun için günlerce endişelenir, uzaktan uzağa merak eder ama telefonu kaldırıp da geçmiş olsun demeyi bir türlü beceremem. Sadece küçük bir not gönderemediğim için kırdığım dost, kaçırdığım fırsat sayısını bilseniz şaşarsınız.

Bu kusurum yüzünden öteden beri çektiğim sıkıntı, köşemin altına e-mail adresi koyduğumdan beri büyük bir kabusa dönüştü.

Öyle bir kabus ki, cevapsız bırakmak zorunda kalacağım mesajlar yüzünden, posta kutumu açmaya korkar oldum. Düşünsenize; açacağım ve yine her günkü gibi onlarca soruyla, istekle, ricayla ve bol bol sitemle karşılaşacağım: Yazılarımı eleştirenler, katılanlar, aynı konuda kendi görüşlerini yazanlar ve yazdıklarına cevap bekleyenler; görüşlerinin yayınlanmasını arzu edenler, kaçırdıkları yazılarımı fakslamamı, kitabı yollamamı, yaptıkları araştırma için kaynak yazmamı, yolladıkları anket sorularını cevaplamamı, merak ettikleri konularda ne düşündüğümü yazmamı isteyenler...

Önce bu özel mesajları, koyduğunuz bütün filtrelerden geçip posta kutunuzu işgal etmeyi başaran o abuk sabuk çağrılardan, fıkralardan, duyurulardan ayırıp okuyacaksınız, sonra da hepsine tek tek cevap yazacaksınız.

Hemen söyleyeyim ki, boyutları her gün artan mesaj kirliliğine rağmen, bana gelen bütün mektupları mutlaka okuyorum. Onları önemsiyorum, onlardan besleniyor, ilham alıyorum. Bazen, kendimi en yalnız hissettiğim zamanlarda, kutumu açıp da o içten destek mesajlarını okuduğumda, tazelendiğimi hissediyorum. Yanlış anlaşılmaktan bıkıp usandığım zamanlarda beni çok iyi anlayan dostlarımı yine orada buluyor, minnet duyuyorum.

Özellikle, içlerinden bazılarıyla -mesaj kutumun müdavimleriyle- sağladığımız frekans uyumuna tanık olmak; yüzünü hiç görmediğim birtakım insanlarla aynı dalga boyunu yakalamış olmak özel bir haz veriyor. Küfür dolu mektuplar bana mücadele ettiğim fikirlerin bam teline iyi bastığımı gösteriyor sadece. Onlara sinirlenmiyor, sadece ibretle okuyorum. Eleştirilere ise ayrı bir değer veriyor, çoğunu iki kere okuyor, masaüstüne alıp bir süre saklıyorum.

Ama ne kadar önemsersem önemseyeyim, bu mektupların hiçbirine cevap vermeye zaman bulamıyorum.

O yüzden bu yazıyı yazmaya ve e-mail kutumdaki dostlara topluca seslenerek onlara bir ricada bulunmaya karar verdim.

Sevgili okurlarım,

Yazdıklarınızı cevaplayamıyorum. Ama cevaplayamamanın ağırlığını çok fena yaşıyorum.

Beni bu vicdan azabından kurtarmak ve mesaj kutumla tekrar barıştırmak istiyorsanız, lütfen bu kutuyu tek taraflı bir iletme aracı olarak algılayın. Benden cevap bekleyen mesajlar atmayın.

Benim zaten bir köşem var ve görüşlerimi orada yazıyorum. Sizlerle iletişimi de orada kurmaya çalışıyorum. Siz o kutuyu, kendi görüşlerinizi ifade etme aracı olarak kullanın.

Ve yönelttiğiniz eleştirilerin, yaptığınız katkıların izlerine, bir gün bu sütunda yayınlanan bir yazının satırları arasında rastlayacağınıza inanın.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır