


Yabancı sermaye neden gelmiyor?
Bizim uzun süredir ilgi ile izlediğimiz bir konu şu sıralarda kamuoyu gündemine de geldi. Yabancı sermaye Türkiye'ye gelmiyor. Hatta, tersine, Türkiye sermayesi dışarıya gidiyor.
Önce sayıları kısaca gözden geçirelim. Temmuz ayı ödemeler bilançosu yayınlandı. Bu yıl Ocak-Temmuz yedi aylık dönemde yabancı firmalar Türkiye'de 850 milyon dolarlık yatırım yapmışlar. Hiç fena bir sayı değil diyeceksiniz. Fakat, o arada bazı yabancılar Türkiye'deki yatırımlarından 720 milyon dolarlık kısmını yerli yatırımcıya satmışlar. Böylece yabancı yatırımı sadece 130 milyon dolarda kalmış.
Halbuki aynı yedi ay boyunca Türk firmaları dışarıya 820 milyon dolar yatırmış. 160 milyon dolar ise geriye getirmiş. Neti 660 milyon dolar tutmuş.
Durum ortada. 660 milyon dolar bizim dışarıda yolladığımız, 130 milyon dolar yabancıların Türkiye'ye getirdikleri. Yani yılın ilk yedi ayında Türkiye net 530 milyon dolar sermaye ihracatçısı olmuş. Ağustos 1999-Temmuz 2000 arası son oniki aya bakınca da aynı manzara ile karşılaşıyoruz. Bu dönemde net 660 milyon dolar dışarıya sermaye çıkışı var.
Hep söylüyoruz. Türkiye garip bir ülke. Bir yandan kaynaklarımız az, dış kaynağa çok ihtiyacımız var diyoruz. Ama öte yanda farkına varmadan sermaye ihracatçısı bir ülke haline dönüşmüşüz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu...
Bir bilmece
Haklı olarak iktisatçılar bu garip durumu anlamaya çalışıyorlar. Türkiye büyük bir iç pazara sahip. Üstelik AB ile Gümrük Birliği anlaşması yapmış. Piyasa sistemi işliyor. İnsangücü bol ve vasıf donanımı çok kötü değil. Ücretler ise düşük.
Böyle bakınca, gelişmiş ülkelerin çok uluslu şirketlerinin gelip yatırım yapmaları gerekiyor. Ama gelmiyorlar. Tam tersine, Türk firmaları başka ülkelere gitmeyi tercih ediyorlar.
Kendi hesabıma son iki yıldır bu bilmeceye kafa yoruyorum. Nedenlerini bulmaya çalışıyorum. Maalesef, başka konularda olduğu gibi, elimizde çok az ayrıntılı araştırma var.
O yüzden hipotezlerimizi ampirik testlerle denetleme olanağına sahip değiliz. Biraz afaki kalıyoruz. Kusura bakmayın. Hiç yoktan iyidir diye düşünün.
Enflasyonun etkisi
Yabancı sermaye girişindeki küçük değerlerin arkasında bence yüksek enflasyon ve devalüasyon yatıyor. Bunlar yabancı sermaye girişini iki yoldan etkiliyor. Birincisi, yabancılar yüksek enflasyonu ekonomide ciddi bir istikrarsızlığın işareti olarak tefsir ediyorlar. Haklılar da. Yüksek enflasyon, geleceğin belirsizliklerle dolu olduğu, ekonominin her an büyük çalkantılara ve dalgalanmalara düşebileceği anlamına geliyor. Bu olgu yabancıları korkutuyor. Türkiye'ye yatırım yapmadan kılı kırka yarıyorlar.
İkincisi biraz daha karışık. Kanunen, yabancı firma Türkiye'de sahip olduğu şirkete özkaynağı TL cinsinden koymak zorunda. Halbuki devalüasyonlar bu değerin döviz cinsinden sürekli erimesine yol açıyor.
Yabancı şirket ne yapıyor? Buradaki şirketinde sermaye arttıracak yerde, kaynağı döviz borcu şeklinde getiriyor. Böylece onun muhasebesinde bu para devalüasyondan etkilenmiyor.
Dikkat edin. Yabancı yatırımı yapıyor. Ama parayı sermaye yerine borç diye getiriyor. Dolayısı ile istatistiklere öyle giriyor. Yüksek devalüasyon yüzünden, yabancı yatırımlarının sadece küçük bir bölümü sermaye şeklinde geliyor. Ödemeler bilançosuna bu sayı yansıyor.
Enflasyon ve devalüasyon dışında başka nedenler de var. Örneğin vergi kaçağı ve kayıt dışı ekonomi, yabancı yatırımcı için haksız rekabet oluşturuyor.
Ancak, bence en önemlisi enflasyon ve devalüasyon. O bakıma, enflasyon tek haneye doğru geriledikçe, yabancı yatırımlarda önemli artışlar olacağını öngörüyorum.