|
|
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr
)
|
  
Los Angeles'tan mektup var..
Teveccüh göstermişler ve "Sessiz çoğunluk için, bürokrasiye karşı verdiğiniz mücadele için çok müteşekkiriz" demişler. Aslında yaptığımız iş belki yapılan benzetme gibi değil ama yine de bu hitap hoşuma gitti. Onun için değindikleri konuyu kendi ağızlarından veriyorum. Zira Amerika'da yaşayan ve çifte vatandaşlık alan Türklerin sayısı hayli fazla... Onların derdi ne diyecek olursanız, işte şöyle;
"Sayın Ahmet Vardar,
Dış ülkelerde yaşayan ve bulunduğu ülkenin de vatandaşlığını alan çifte vatandaşlı bizlerin büyük bir sorunu var. Büyük çoğunluğumuz aldığımız ikinci vatandaşlığı Türkiye için aldık. Bulunduğumuz ülkelerde Türkiye için yattık, Türkiye için kalktık. Emekliliğimiz geldi, çoğunluğumuz maddi ve manevi yatırımlarımızı yaptığımız yurdumuza döndük ve dönüyoruz. Türkiye'ye dönenler için Gümrükler Genel Müdürlüğünün hazırladığı, Mart 2000 tarihli rehberin 27. ci sayfasında, bedelsiz ithalat hakkından yararlanamayan kişiler çifte vatandaşlık statüsündeki vatandaşlar diye belirlenmiş.
31 Temmuz 99 tarihli Milliyet Gazetesinde ise, 31 senedir Almanya'da çalışıp emekli olan çifte vatandaş, Akal T Ocak Ankara 8.ci idare mahkemesinde açtığı davayı kazanarak, çifte vatandaşlık hakkı kazananların da bedelsiz otomobil ithal edebileceğine karar verdi. Danıştay tarafından da onaylanan bu kararın bu konumda olan vatandaşlar için de bir emsal teşkil etmesi gerekir.
Hal böyle iken gerek Konsolosluklar, gerek Gümrük Ateşeliği ve başvurduğumuz her bir merci hala çifte vatandaşlara bedelsiz ithal hakkı olmadığı şekilde bilgi vermekteler. Sizden ricamız, Danıştay tarafından da onaylanan kazanılmış hakkımızın diğer yetkili merciler tarafından da tanınıp, yazılı olarak bildirmelerini sağlamanız."
Balık Hali rezalet durumda...
Sağlık-mağlık diye konuşmakta üstümüze yoktur. Ama nedense bu işler hep lafta kalıyor. Televizyonu bulduk mu, ya da bir basın organını, başlıyoruz konuşmaya... Yok insan sağlığı imiş... Ahlak mış... Kanunları çiğnememek miş... Falan, filan... İyi, güzel konuşuyoruz da, konuşmalarımızla yaptığımız işler arasında pek bir uyum yok doğrusu...
Şimdi size bahsedeceğim yer, İstanbul Balık Hali... Kumkapı'daki bu yer sabahın karanlığında çalışmaya başlar. Saat 09.00-10.00 sıralarında ise, işler biter. Geriye ne kalır diyecekseniz söyleyeyim; çamur, palık leşi, kokmuş deniz mahsülleri ve alabildiğine pislik... Bereket ki havalar soğudu. Yoksa insanların oradan geçerken burun delikleri çatlar. Bu pislik ve insan sağlığına zararlı nesnelerin bir kısmı denize dökülür, bir kısmı ise garibanlar tarafından karıştırıla, karıştırıla hoşaf olur. Burada görevli yok mu dersiniz, olmaz olur mu... Var, hem de bir sürü... Ama hepsi kendi derdinde... Büyükşehir mi, Eminönü Belediyesi mi, kim bakıyorsa lütfen buraya bir el atsın... Zira bu böyle devam ederse, burası içine girilemeyecek bir hal alır. Bu da insan sağlığı bakımından sakıncalıdır. Daha ne diyeyim ki...
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|