Ermeni tasarısının kabulünden çok buna tepki gösterirken kendimize yapacağımız kötülüklerden korkmak lâzım.
Bu bir yasa tasarısı değil, karar tasarısı..
Suçlanan Türkiye değil Osmanlı hükümeti..
Ayrıca, soykırım iddialarının hiç bir hukuki temele dayanmadığı, girişimin Amerika ve Avrupa zeminlerindeki perişanlığından bir kez daha ortaya çıktı.
Soykırım iddialarının, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı topraklarını paylaşmak hesabındaki müttefiklerin, özellikle Amerika'yı etkilemeye dönük yalana dayalı bir "savaş propagandası" olduğu gerçeğini, geçen her gün biraz daha netleştirecektir.
Ama bugün yapılacak yanlışın geleceğimize telâfisi zor zararlar vereceği unutulmamalı.
İncirlik'i kısıtlamak, Türkiye'nin Kuzey Irak'taki istihbarat olanaklarını sınırlayarak terörle mücadeleye zarar vermeyecek mi?
Irak petrol boru hattını açmak, Türkiye'yi Birleşmiş Milletler'le karşı karşıya getirmeyecek mi?
Savunma ve enerji ihalelerinde Amerika'yı afaroz etmenin, bizi daha geri teknolojilere ve daha pahalı kredilere mahkum etmekten öte ne yararı olacak?
Gafletle ve ideolojik saplantılarla malül tepkilerin maliyeti konusunda emekli büyükelçi Yalım Eralp'in dün Milliyet'te başlayan anıları, tarihi bir derstir:
"Ortak Pazar'daki büyükelçimiz Saraçoğlu Ankara'ya 'Yunanistan'ın tam üyelik müracaatı dolayısiyle Türkiye'nin de başvuruyu hemen yapması ulusal menfaatimizedir' telgrafı çekti. MC hükümeti iş başındaydı. Telgrafa cevap bile verilmedi.."
"1978 yılında Başbakan Ecevit Brüksel'de Türk büyükelçileriyle bir danışma toplantısı yaptı. Ortak Pazar ile ilişkilerin dondurulduğunu açıkladı. Türk büyükelçiler dehşet içinde kaldılar.."
Yalım Eralp soruyor:
"Türkiye tam üyelik başvurusu yapsaydı 1980 ihtilâli olur muydu? Güneydoğu'da 15 yıl süren facia bu boyutta yaşanır mıydı?
Güneydoğu'daki olay bize 130 milyar dolara mal olurken Yunanistan 15 yıl içinde AB'den 35-40 milyar dolar aldı."
Bu acı tecrübenin Ecevit'i benzer yanlışlardan koruyacağını ümit edebilir miyiz?
Ne yazık ki buna mahkumuz.
Çünkü bu ümidi güvenceye dönüştürecek siyasi akıl bugün mecliste Ecevit'ten daha güçlü görünmüyor.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Sütbeyaz bu soruya cevap veriyor..
Rektör, kızları türban eylemi yapan ailelerden kendisine şu ihbarın geldiğini söylüyor:
"Kızım türbanını açarak derslere girmek istiyor. Aile olarak biz de doğru yapacağını söyledik. Ancak eylemin arkasında olanlar 'Eğer türbanı açarsanız yüzünüze kezzap atarız' diye tehdit ediyorlar.."
Bu durum, türban eylemi ardındaki niyetin inanç özgürlüğünü savunmak değil, doğrudan inanca saldırı olduğunu gösteriyor.
.. Ve bir sonraki aşamada, başı açık kadınlara uygulanacak "ikna yöntemi" konusunda da ip ucu veriyor!