İnanılmaz kötü oynadığımız bir maçta kazanmanın keyfini doya doya yaşayalım. Çünkü böylesine aciz bir futbol sergileyerek maç kazanmak ancak 15-20 yılda bir kez olur.
Milli Takım, kötü olan bir sahada ne yaptığını bilmez, plansız, programsız görüntü sergileyerek seyredenlere büyük sıkıntı yaşattı. G.Saray'daki futboluna hayran olduğum Suat tek bir pas yapamazken, sayısız top kaybı ile Azerbaycan'ın maçın genelinde futbol olarak üstünlük sağlamasına neden olan adamdı.
Bizim futbolcularımız rakibi küçümser tavırlarıyla "çantada keklik" gördüğü bu maçı "Kazanmasına sevinsin, kaybetmediği için de Allah'a şükretsin" derim.
Grubumuzun en zayıf takımı olarak görünen Azerbaycan karşısında böylesine isteksiz görüntü sergileyen millilerimizin rakibine inanılmaz sayıda gol pozisyonu vermesi de ilginç görüntüler olarak aklımıza takıldı. Güçlü takımsan topsuz oyunu iyi oynayacak, top ayağında değilken pozisyon hazırlayıcısı olacaksın. Rakip takım topu ayağına aldıktan sonra bizim kazanma isteğimiz biraz garip kaçtı.
Bu maçta geçtiğimiz maçlara oranla lüzumsuz ileriye savruk toplar atılmadı. Genelde ileriye atılan toplar bilinçli ve görerek oldu. Aynen ikinci yarıda Bülent'in Arif'e uzattığı gol pasını Arif'in de Hakan'a "al da at" dercesine yolladığı orta gibi... Bu atak, bizi galip getiren Hakan'ın golüyle neticelendi.
Rakibimize çok gol pozisyonu verirken elbette biz de gol pozisyonuna girdik. Özellikle ilk yarıda frikik vuruşunda topun direkten dönüp Ogün'ün önüne gelmesi, bu oyuncumuzun bu golü kaçırması hem talihsizlik hem de beceriksizlikti. Hele ki Hakan Şükür'ün ikinci yarı boş Azerbaycan kalesine gol atamayışı hiçbir mazeret kabul etmez. Allah'tan Hakan Şükür golünü attı da, hem kendini hem de milli takımızı kurtardı.