BAŞKAN Selami Öztürk'ün Kadıköy'ü istila eden seyyar satıcılara karşı giriştiği yaygın mücadelenin sonuçları alınıyor. Seyyarlar ana caddelerden ve meydanlardan ara sokaklara ricat etmeye başladı. Kökleri tamamen kurutulabilecek mi bilemiyoruz, ama şu anda oldukça sindikleri bir gerçek.
NE var ki bir zamanlar İstanbul'un en seçkin, huzurlu ve düzenli ilçelerinden biri olan Kadıköy, o günleri mumla arıyor. Adı bizde saklı bir okurumuz, mektubunda Kadıköy'ü pençesine alan "kapkaççı dehşeti"ne dikkat çekiyor ve şöyle yakınıyor:
"MİNİBÜSLE Bostancı'dan Kadıköy'e geliyordum. Minibüs tıklım tıklım doluydu. Ayakta 5-6 yolcu vardı. Ayaktakilerden biri, cebine girip cüzdanına doğru uzanan eli son anda farkedip yakalamış. Şoförden hemen karakola çekmesini istedi. Şoför böyle yapacağına aracı durdurup kapıyı açtı. Kapkaççı da fırlayıp kaçtı. Şoföre niçin böyle yaptığını, yankesiciye kaçması için fırsat tanıdığını sorduk, 'Belki bıçağı vardı. Aracın içerisinde bela çıksın, kan dökülsün istemiyorum' diye yanıt verdi."
ANLAŞILAN, ayakta balık istifi yolcu alan minibüsler de, Kadıköy'de kapkaççıların gözde iş alanları arasında girmiş. Sokaklar güvenli değil. Çarşı içerisinde güpegündüz çantasını yankesiciye kaptıran insanların haddi hesabı yok. Akşam sular karardıktan sonra tinerci, zorba korkusundan ara sokaklarda yürümek, "yürek ve bilek meselesi" haline geldi. Görülen o ki, Başkan Öztürk'ün "seyyar temizliği" gibi bir operasyonu da polisin düzenlemesi, onun da kendi önünü temizlemesi gerekiyor.