kapat

11.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


Tefe-tüfe ve Tufa

Ekonominin esasları hakkında bir miktar fikrimiz var ama detayları hakkında konuşmak için uzman olmak gerek...

Ekonomi, üstelik derya deniz bir konu, bir sürü alt disipline ayrıldı bu yüzden... Şimdi izninizle, sizleri, gazetelerde çok sık rastladığımız üç kavram konusunda bir miktar aydınlatmak istiyorum.

Ukalalık yaptığımı düşünmeyin, bir amacım var...

TEFE nedir?

TEFE demek, Tüketim Eşyası Fiyet Endeksi demek...

Bu eşyaların fiyatlarındaki değişim, bize TEFE'nin vaziyetini gösteriyor.

TÜFE ne demek?

TÜFE de, Tüketici Fiyat Endeksi demek... Birisi farzımisal, buzdolabı gibi malların fiyatındaki değişimi, diğeri ise zeytin, peynir gibi malların fiyatındaki değişimi gösteriyor. Şimdi geldik ana konumuza:

Peki TUFA ne demek?

TDK'nın sözlüğünde yer verilmiyor, çünkü argo... Ama öyle argolar var ki, yerine meseleyi daha iyi anlatacak kelime bulamazsınız.

Tufa argoda, kandırmak, kandırılmak anlamında... Tufaya gelmek, söğüşlenmek anlamında... Tufa yapmak ise vurgun vurmak, çalmak, çırpmak, soymak...

Aydınlandık mı? Aydınlandık!

Peki bir soru:

Türk ekonomisinde, TEFE, TÜFE mi daha önemli yoksa TUFA mı daha önemli?

Bence tufa daha önemli!.. Çünkü, devlet bankaları, krediler, teşvikler, KDV'ler, vergi muafiyetleri, indirimler, vesair sistemler, Türkiye'de yaygın biçimde tufa kurallarına göre işlemektedir.

Türk halkı, batık bankalara giden 6 milyar dolar örneğinde olduğu gibi, sık sık tufaya gelmektedir.

Bu sebeple, dikkatli olmalıyız, gazetelerdeki TEFE, TÜFE haberlerinden ziyade, tufa haberlerine kulak kabartmalıyız. Daha fazla tufaya gelmemek için...

Hepinize tufasız günler diliyorum.

Denizaltı

Ultra
zenginler, özel "denizaltı"

sipariş ediyormuş... Tüymek için ideal bir araç!

Dalton
Üç kardeş, sigortayı tokatlamak

için hastane yakmış...

Türk Dalton biraderler!

Kıbrıs
Kıbrıs'ta üç banka kepenk indirmek zorunda kalmış. Anasına bak kızını alma!

Sabahın köründe gel!
Elektrik tasarrufu amacıyla devlet dairelerinde erken mesaiye başlandı. İçişleri, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları'ndaki ilk uygulamaya göre, memurlar sabah 7.45'te işe başladılar. Akşam da 16.15'te paydos! Bizim memur kısmısı, şimdiye kadar "bugün git yarın gel" metoduna göre çalışmaktaydı. Artık duyacağımız söz değişti, hazırlıklı olun: "Bugün git, yarın sabahın köründe gel!"

Gecekondular
Maliye Bakanlığı, yasadışı gecekonduları hem yasalaştırmak hem de gelir elde etmek için bir proje başlattı. 2.5 milyona yakın gecekondu sahibine, üzerinde oturdukları arsayı ortalama 2 milyar liradan taksitle satmayı tasarlıyor.

Fakat Türkiye'de yeni bir şey yapmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor... Hemen muhalefet başlıyor... Hükümet kendi içinde anlaşmış olsa, mevzuatı uygun hale getirse bile bu kez gazeteciler feryadı basıyor, durup dinlemeden eleştiriler başlıyor. Gecekonduda oturanlara, üzerine yerleştikleri arsayı satmak, yasalara saygılı oldukları için gecekondu yapmamış vatandaşlara haksızlık, adaletsizlik değil miymiş? Maliye'nin bu kararı beleşçiliğe prim vermiyor muymuş?

Peki, o zaman halihazırdaki beleşçilik devam mı etsin? Veya adalet olsun diye, öteki vatandaşlara da gecekondu yapmaları için arsa mı dağıtılsın? Veya "kanunsuzlukta eşitlik" olsun diye, diğer vatandaşlar da boş arazilere hücum mu etsin? İnsan eleştirmeden önce bir düşünür. Evet, gecekonduculuk bir kanunsuzluktur. İşgalciliktir...

Ama bu yapılmış zaten, geçmiş, gitmiş... Siyasal iktidarların oy avcılığı yüzünden de, şimdiye kadar köklü bir çüzüm bulunamamış...

Ama gecekonducunun yerleştiği arsada bedelsiz oturmaya devam etmesi, aynı kanunsuzluğun sürmesi anlamına gelmiyor mu?

O halde şimdi ne yapılmalı? 2.5 milyon gecekondu yıkılmalı mı? Hayır!.. Şimdi artık yapılacak olan tek şey, zararın neresinden dönülse kardır, diyebilmek... O yüzden Sümer Oral akıllı bir iş başlatıyor. Bu yaklaşımı desteklemeli, gecekondudaki vatandaşı da "işgalci" pozisyondan çıkarmalıyız. Bu iş, akıllı bir iş!..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır