kapat

11.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Genelkurmay ve Avrupa Birliği

Yüksek komuta düzeyinin bazı konularda açıklama yapması ve görüşlerini net olarak bildirmesi yararlı oluyor.

Bu tip açıklamalara karşı çıkan ve "fikir beyanı"nın sadece sivillere bırakılması gerektiğini savunanlar olduğunu biliyorum.

Batı demokrasileri açısından normali de budur.

Ne var ki bu görüşler, Türkiye'deki gerçek durumla bağdaşmıyor.

Askerler sustuğu zaman bile, onların ne düşündüğüyle ilgili spekülasyonlar kaplıyor ortalığı. Herkes kendi meşrebine uygun bir görüş yakıştırıyor. Yani ordunun konuşmaması, politik tartışmaların dışında kalmasına yetmiyor.

Son zamanlarda epey yankı bulan yakıştırmalardan biri de "Ordu üst kademelerinin Avrupa Birliği'ne karşı olduğu" idi.

Ordu, Türkiye'de özel bir konuma sahipti ve bu imtiyazı yitirmek istemezdi elbette. Hele gelecekte Avrupa Ordusu'nun kurulacak olması TSK'nın hiç işine gelmezdi.

Bir başka sıkıntı da Avrupa Birliği üyesi Türkiye'de ordunun sayıca küçülmesi ihtimaliydi.

Bunlar bol bol konuşuldu, satır aralarında yazıldı ve neredeyse bir "kanaat" haline geldi.

***

Şimdi Genelkurmay II. Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın sözleri tartışmaları noktalıyor.

Ne diyor general: "Avrupa Birliği'ne giriş, ulu önder Atatürk'ün Türkiye'ye gösterdiği çağdaşlaşma hedefinin gerçekleşmesinde jeostratejik ve jeopolitik bir zorunluluktur. Bundan hiç kimsenin şüphesi yoktur."

***

Bu sözler tartışmayı kesin olarak bitiriyor. Demek ki TSK'nın Avrupa Birliği'ne giriş konusundaki tavrı olumlu. Hatta bunu Atatürk'ün çizdiği stratejinin gereği olarak görüyor.

Demek ki Avrupa Birliği'ne tam üyeliği istemek, bazılarının ısıtıp ısıtıp sofraya koyduğu gibi "Sevr'in hortlatılması" anlamına gelmiyor.

Demek ki TSK, Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri kapsamında modernleşmesine, insan haklarının güvence altına alınmasına ve hukukun üstünlüğü ilkelerine karşı değil.

***

İnsanları ayıran değil, birleştiren noktaları bulup çıkarmaya özen gösteren bir yazar olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yüksek komuta kademesi tarafından yapılan Avrupa Birliği açıklamasını çok önemsiyorum.

Umalım Orgeneral Büyükanıt'ın bu tarihi açıklaması, Türkiye'deki spekülasyonları ve bulanık suda balık avlama çabalarını sona erdirsin.

Çünkü Türkiye'nin tek çıkış yolu Avrupa Birliği'dir.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu stratejiyi Atatürk'ün emri olarak benimsemesi de işin çok önemli adımlarından biri.

Genelkurmay II. Başkanı'nın "değişen dünya ortamında Türkiye'nin askeri, politik, jeopolitik ve jeostratejik transformasyonlara iyi hazırlanması gerektiği"ni vurgulaması ve her alanda "değişim" olgusunun altını çizmesi de çok önemli.

İyi ki bu konuşma yapıldı.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır