kapat

11.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
Kanolu gezginleri Ahmet Vardar kurtardı
İki maceraperest Alman... Kano ile Avrupa turuna çıktılar. Birçok zorlu yolu aştıktan sonra İstanbul Boğazı'nda fırtınaya kapıldılar... İmdatlarına Ahmet Vardar yetişti ve çifti teknesinde misafir etti

Geçen gece haberlerde bu çifti gördüğümde, "Aferin gençlere" demiştim. Taa Almanya'nın ULM şehrinden kalkıp, nehirleri takip ederek, özellikle de Tuna yoluyla Karadeniz'e ulaşmışlar. Kanoları ile çıktıkları Avrupa turunda İstanbul'u bulmuşlardı...

Dikkatle izlediğim Alman çiftin, önceki gece benim teknede misafir olacakları nereden aklıma gelebilirdi ki... Rainer ve Franziska çifti, pazar akşamı tanrı misafirimdiler. Nasıl mı oldu?... İsterseniz bu enteresan olayı size anlatayım...

DENİZ BU, ŞAKASI YOK
Olta ile balık avlama, biliyorsunuz günün konusu... Kulakları çınlasın Hatemi Hoca biraz hassas davranıp, olta ile balık avlamayı günah ilan edince konu bir anda dillerde dolaşmaya başladı. Hatta bizim gazetede benim beyanatım bile var; "Balıkları Allah biz yiyelim diye yarattı" demiştim. İşte o hızla pazar günü tekneme atlayıp, denize çıkmış, balık avı yapıyordum. Selimpaşa açıklarında lüfer yakalamaya çalışıyordum. Bu arada hava patladı. Karada seller aktı, denizde ise çakan şimşeklerin, gök gürültülerinin ve kabaran dalgaların dehşetini yaşadım. Gerçi benim teknem dayanıklıdır. Ama yine de deniz bu, şakası yok...

TANRİ MİSAFİRLERİ
Bu havaya direnir, dururken meğer Rainer ve Franziska, kanoları ile yelken basmış gidiyorlarmış. Hava patlayınca kaçacak yer aramışlar. Sahilde demir atmaya çalışırlarken gördüm onları... Gerçi kendilerini kurtarmışlardı ama yine de yanlarına gidip, yardım isteyip, istemediklerini sordum. Onlar teşekkür ettiler ama beraber balığa çıktığımız, köyün tanınmış balıkçılarından Ramuş, "Olmaz ağabey, bağlayıp limana çekelim" dedi.

Sonunda onları Selimpaşa Limanı'na aldık. Benim teknenin üzerine bağladık. Gece vakti olmuştu. Kamarada üst baş değiştirip, kurulandılar ve geceyi geçirmek için içeri girmeden önce kısaca maceralarını anlattılar.

Planları kanolarıyla, kürek ve yelken kullanarak bütün Avrupa'yı dolaşmak. Yolculuklarını Almanya'nın ULM şehrinden başlatmışlar. Tam 105 günde Avusturya, Slovakya, Macaristan, Yugoslavya, Romanya ve Bulgaristan'ı aşarak İstanbul'a gelmişler. Şimdi Bodrum'a oradan da Atina, İtalya, Fransa, İspanya, Portekiz ve Manş Denizi'nden geçerek Hamburg'a varmak niyetindeler.

Teknemde bir gece kalan çifti, benden sonra Selimpaşalılar da yalnız bırakmadı. Köyde Almanca bilen birçok kişi olduğu için lisan sorunu da yaşamadılar.

Kendilerini uğurlamadan evvel "İstanbul'u ve Boğaz'ı nasıl buldunuz?" diye sordum. "Boğaz trafiği çok karmaşık ve kalabalık. Nizam, intizam yok... Ayrıca Tuna dahil, suyun üzerinde bu kadar çok pislik yüzen bir yer görmedik. Yazık, yöneticiler o güzelim Bosfor'a hiç değer vermiyorlar herhalde" yanıtını verdiler.

Hiç hesapta yokken bir gece tanrı misafirim olan macera tutkunu Alman gençlere başarılar diliyorum. İnşallah bir terslik olmaz da 2 yıl sonra Hamburg'da onları karşılamaya gider, o mutlu günlerini birlikte kutlarım.

AHMET VARDAR


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır