Daha, diplomatlarının telefon parasını bile ödemeyen Ankara, Washington'da nasıl kalkıp, Türkiye'nin çıkarlarını koruyacak? Söyler misiniz nasıl?
Türkiye, kendisi için bu en önemli başkentte sadece 9 diplomatı ile, nasıl kalkıp, herşeye yetişecek? (Bilgi notu: ABD'nin Türkiye'deki personel sayısı 800 dolayında.. Gerisini varın siz düşünün..)
New York'tan, gecikmeler yüzünden Washington'a 5 saatte gelmenin gerilimini üzerimizden attıktan hemen sonra, bizim ünlü Beltway ekibinden bazılarını bulduk.. Bunlar, çok uzun yılların arkadaşlığı ve güveni ile sağlanmış dostluklar.. Bu hafta içinde Temsilciler Meclisi'ne gelme şansı, dün itibariyle yüzde 90, gelmeme şansı yüzde 10 olan Ermeni tasarısı konusunda bakın neler anlattılar.. Başımızı önümüze eğmemiz, gereken özeleştiriyi yapmamız için gereken dersler bunlar... Birlikte okuyalım:
"Sedat, Ermenilerin bu girişimi geçen yıl başladı. Peter Jennnings bunlara 5 dakikalık bir film yaptı.. Komitelerde gösterilen filmi.. Türkiye buna kızdı.. Tepki gösterdi.. Peter Jennings'e bu anlatıldı. O da, Türkiye'nin görüşünü yansıtan bir film yapmayı kabul etti. O gün bugün adama malzeme vereceksiniz.. Bunu biliyor musun? Daha bitmedi; Bu Ermeni yanlısı filmde, bazı bölümlerin gerçekle hiçbir ilgisi olmadığı belirlendi.. Örneğin, Osmanlı askeri diye Rus askerleri gösterildi.. Örneğin Sıvas diye başka yerin görüntüleri yer aldı.. Bunu tespit eden de, Ortadoğu ve Balkan uzmanı, ABD'nin saygın isimlerinden Prof. Justin McCarthy.. Peki sizin tarihçileriniz nerede? Sizin akademisyenleriniz nerede?"
Dinlemeye devam edelim: "Öylesine yanlışlar yapıyorsunuz ki.. Lobinizi yapmanız için seçtiğiniz Livingstone, eski bir Kongre üyesi olduğu için, bazı üyelerle eskiden kalma hesaplaşmaları da var.. Bunu da gözardı ettiniz.. O da, yerine seçtirdiği Temsilciler Meclisi Başkanı'na "Bana ihanet ettin" demenin ötesine geçemedi.. Alt Komite'de Türkiye aleyhine veryansın eden McKinney, bir üst komitede hiç konuşmadı.. Neden acaba? Çünkü onun seçim bölgesinden gelen 4 Türk asıllı Amerikalı, kadını etkiledi de onun için. Şimdi bu aşamada, Delay'in tutumu çok önemli.. Sizler kalkıp, vaktinde uyanıp, Demokratlara, eğer bu tasarı çıkarsa, Kongre'de çoğunluğu kendi elinizle Cumhuriyetçilere vereceksiniz.. Bütün komitelerde Başkanlar onlardan olacak. Bunun faturasını ödersiniz, diye yüklenseydiniz, bu gerçeği onların gözlerine soksaydınız, belki işler bugün bir başka noktada olurdu.. Çünkü iki fazla iskemle alırlarsa, Demokratlar gelecek bütün komisyonların ve komitelerin başına.." Biraz daha dinleyelim:
"Sizin buradaki büyükelçiliğinizde, kariyerden diplomat sayısı, en az 40 olmalı.. Bugünkü kadro ile ne kadar çabalasanız boş.. Yine de mucizeler yaratıyor diplomatlarınız.. Bak Sedat; Ermeni tasarısı bu yıl ertelense, bir yıl, bilemedin iki yıl sonra yine gelecek gündeme..Açın arşivlerinizi.. İsteyen gelsin incelesin.. Buraya, Amerikalı Kongre üyelerine dağıtılmak üzere, kitap gönderdiniz.. Bir; kitap Türkçe, iki; yazarının kim olduğu belli değil, üç; basıldığı yer olarak sadece "kitapevi" ibaresi var.. Nerede basıldığı bile yazılı değil.. Olur mu böyle bir ciddiyetsizlik? Aptal mı buradaki insanlar?"
Ardından Amerikan yönetiminin tasarıyı durdurma konusundaki girişimlerinden örnekler verdiler. Clinton'un, Cumhurbaşkanı Sezer'e, bu konuda neler söylediğini açıkladılar. Sonra şunu da söylediler: "Sen bir yıldır bu konuyu yazıyorsun.. Nisan ayından itibaren daha da yoğun yazdın.. Nasıl oluyor da Ankara uyanmadı. Bunu anlamamız mümkün değil... Parlamentonuz niye uyudu?"
Onlara cevap verdim: "Bizim parlamentomuzun üyeleri dış gezilerde, (az iş, çok alışveriş) prensibini uygular.. Burada böyle bir olanak yoktu ki, uyanamadılar.." Masanın üzerinde oylanacak olan 596 sayılı tasarının tam metni duruyor.. Tasarının, yönetimi bağlayan bir yanı yok.. Tavsiye niteliğinde.. Kullanılan kelimeler hoş değil.. İnsanın ister istemez canı sıkılıyor, sinirleniyor.. Ama, yine de bir tepki vereceksek, "Lütfen kendimizi ayağıızdan vurmayalım" diyoruz ..
Ankara'da oturup, Amerika'daki sistemi bilmeyen insanlar, Amerikan politikası hakkında ahkam keserse, sonu böyle olur işte.. Burada birkaç konferans vereceğiz.. Birinde, "Dış politika perspektifinden Türk-ABD ilişkileri" konusunda konuşacağız.. Ardından "Lobi nedir? Nasıl yapılır?" üzerine tartışacağız.. Sizce, neler dememiz lazım bizi dinleyecek olanlara? Bakalım önümüzdeki yoğun haftaya.