Belediyeler üzerine yazı yazmak zor ve çetin bir iş. Hemen itirazlar geliyor
TURGUT Özal döneminde yapılan reformla birlikte büyük kentlerde tek başkanlıktan ilçe başkanlıklarına geçildi ve yerel yönetimlere büyük imkanlar sağlandı. Yerel yönetimler, halkla içiçe, onun sorunlarına ve kentlerin gelişmesine doğrudan katkıda bulunan, ellerindeki büyük bütçeleri kullanırken, kaçınılmaz olarak "ulufe dağıtan" merkezler haline geldiler.
Bu nedenle günümüzde yerel yönetimlere yaklaşmak belalı bir iş.
Övseniz de, yerseniz de hemen ciddi tepkiler oluşuyor. Her kafadan bir ses çıkıyor, çok farklı görüşler beliriyor.
Bakırköy Belediyesi için yazınca da böyle oldu.
Ben, bilmediğim bir semtin sorunlarına iyi niyetle daldım, karşımda enerjik, sempatik ve çalışkan bir başkan buldum, yaptıklarını gördüm ve yazdım.
Hemen tepkiler geldi. Birkaçını yayınladım. Ama şimdi elimde çok daha ciddi bir suçlayıcı mektup var. Geçen dönem başkan yardımcısı olduğunu ifade eden Derviş Duva'dan gelen...
Özetle, nedense sürekli "siyasetçi şeyh Ahmet Derya Bahadırlı" diye söz ettiği başkanın açtığı tüm sağlık merkezi, huzurevi ve kreşlerin 'ruhsatsız' olduğunu, 'şevkatevi'nde "Her biri 2-3 daire sahibi, torunları-çocukları iş-güç sahibi, kendileri devlet kuruluşlarından emekli, ekonomik durumları gayet iyi" kişilerin kalmakta olduğunu, Çırpıcı çayırındaki belediye mülkü 15 bin metrekare arsanın Carrefour-Sabancı şirketine değerinin onda birine satıldığını, ilçelerde afet yönetim merkezi kurmanın yasaya göre Büyükşehir Belediyesi, Valilik ve Kaymakamlığa verilmiş bir görev olduğunu yazıyor.
Ve belediyeden "Yolsuzluk ekonomisine dayalı çeteleşme" diye söz ediyor.
Bu yazı bana pek inandırıcı gelmedi.
Velhasıl belediyeler üzerine yazmak zor ve çetin bir iş.
Ama, asıl yargıç olan halk, elbette en doğru kararı verecek.