|
|
ŞÜKRÜ KIZILOT(skizilot@sabah.com.tr
)
|
  
Nasrettin Hoca'nın dikenli telleri...
Geçtiğimiz hafta yurtdışına çıktığımızda ilginç bir durumla karşılaştık. Gittiğimiz ülkelerde yayımlanan Türk gazetelerinde, döviz cinsinden normalin çok üzerinde kazanç vaadederek para toplayan bazı holdinglerin ilanları vardı. Ayrıca yurtdışında yayın yapan bir kanalda da, sürekli olarak, bu holdinglerin tanıtım programları ve reklamları yayımlanıyordu. Vaad edilen kâr payları, döviz cinsinden yıllık yüzde 30, iki yıllık yüzde 70 gibi oranlar olarak ilan ediliyordu.
Konunun uzmanı olmayan bir vatandaşın da, ilanları anlayabilmesi için, örneğin deniliyor ki; 10 bin markınız, birinci yılın sonunda 13 bin mark, ikinci yılın sonunda da 17 bin mark olur...
İlanı okuyan gurbetteki vatandaşımız, örneği de görünce, bir yıl sonra 10 bin markının 13 bin, 50 bin markının da 65 bin mark olacağını, ikinci yılın sonunda da başlangıçtaki 50 bin markının 85 bin mark olacağını düşünüyor...
Geçen hafta Sabah'ta ayrıntılı olarak açıkladığımız gibi, gerçek durum çok daha farklı. İlanın alt köşesinde, çok minik bir yazı ile karakteri ile bu oranlar "tahmini kâr payı" ya da "yatırım uzmanlarının öngördüğü" oranlar olarak belirtilmiş. Yani ortada garanti bir oran yok hatta zarar bile olabilir.
TV programı ve fıkra
Holdinglerden birinin, özel bir kanalda yayımlanan tanıtım programını izlerken, faaliyetlerinden biri ilgimi çekti. Holdinge bağlı kârlı şirketlerden arasında tanıtılan ve ağırlıklı olarak müzikle uğraşan, kaset ve CD çıkartacağı belirtilen şirketin, iki şarkıcı adayı ekrandaydı. Türkiye'de, TV'de ya da gazetelerde hatta gazino ve benzeri yerlerin reklamlarında hiç görmediğim, biri bayan diğeri de erkek bu sanatçıların kasetlerinin ve CD'lerinin çıkartılacağı, kendilerinin çok meşhur olacağı ve kasetlerle CD'lerin satışından büyük kazançlar sağlanıp, ortaklara dağıtılacağı açıklanıyordu...
Bunu duyunca, Nasrettin Hoca'nın şu fıkrasını hatırladım; Nasrettin Hoca'nın uzun süredir ödemediği bir borcu varmış. Alacaklısı, parayı istemek için geldiğinde, Hoca borcunu, baharda kesinlikle ödeyeceğini söylemiş. Adam dayanamayıp sormuş;
* Hoca Efendi, yıllardır beni hep borcunu ödeyeceğini söyleyerek atlatıyorsun. Peki, baharda nasıl ödeyeceksin? Bir de onu söyle...
* Bak anlatayım. Bahara doğru, şu yolun kenarına dikenli teller döşeyeceğim. Baharda, buradan geçen koyunlarla kuzuların tüyleri bu dikenli tellere takılacak. Ben de onları toplayıp, eğireceğim, sonra iplik haline getirip pazarda satacağım ve aldığım paralarla borcumu ödeyeceğim...
Hocanın anlattıklarını başlangıçta ciddi ciddi dinleyen alacaklısı, sonunda borcu nasıl ödeyeceğini öğrenince, dayanamamış ve başlamış gülmeye... Bunu gören Hoca hemen atılmış;
* Bak bak... Peşin parayı gördün de, nasıl gülüyorsun değil mi?
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|