


TL mi? Döviz mi?
Her ayın ilk Pazar günü ekonomiye tasarrufçu açısından bakmaya çalışıyoruz. Ama bazen unutuyoruz. Geçen Pazar ayın ilk günü olduğunu atlamışız. Üstelik Eylül başında tatile çıkmıştık. Yani en son Ağustos'ta kalmışız.
Önce küçük bir özeleştiri yapalım. Uzunca bir süredir okuyucularıma tasarruflarını TL'de tutmalarını tavsiye ediyoruz. Örneğin Temmuz'da bu tavsiyemizi tekrarlamışız.
Tekirdağ'lı okuyucum Mustafa Yalçın'dan Eylül başında e-posta mesajı geldi. "Sizi dinledim, dolardaki tasarrufumu TL'ye çevirdim, ama zarar ettim" diyor.
Okuyucum haklı. Doların euro karşısında değer kazanması sonucu böyle bir durum oluştu. Ekim başında Merkez Bankalarının müdahalesi sonucu euroda küçük bir toparlanma yaşandı. Ama hala sorun devam ediyor.
Yazılarımda döviz tutanların parite riski aldığını özellikle vurgulamaya çalışıyorum. Riski alan doğallıkla bazen karlı çıkıyor. Ama uluslararası piyasalarda euro düşerse, bu kez zarar edecek. Ne diyebiliriz ki?
Kurlar belirlendi
Geçen hafta Merkez Bankası 2001 yılı Temmuz-Aralık dönemi için "1 dolar + 0.77 euro" döviz sepetinin değerini açıkladı. Günlük kurları gösteren ayrıntılı tabloyu https://www.tcmb.gov.tr sitesinden edinmek mümkün.
2001 yılı ikinci yarısında kur politikasında bir değişiklik yapılıyor. "Kur aralığı" uygulamasına geçiliyor. Artık her gün için üç ayrı kur olacak. Merkez kur, alt kur ve üst kur.
Merkez Bankası fiili kurun alt sınırın altına yada üst sınırın üstüne çıkmasına izin vermeyecek. Bu iki sınır arasında kurlar piyasa tarafından belirlenecek. Yani devalüasyonun hangi aralık içinde gerçekleşeceğini biliyoruz. Ama tam ne olacağını bilmiyoruz.
6 Ekim 2000 Cuma günü için dolar ve mark kurları, sırası ile 671 bin TL ve 299 bin TL, dolar-euro paritesi ise 0.87 idi. Paritenin aynı kalması varsayımı ile 31 Aralık 2001 için (azçok 15 ay sonrası) kurları kolayca hesaplıyoruz.
Dolarda üst değer 793 bin TL, alt değer 764 bin TL çıkıyor. Mark ise 353 bin TL ile 327 bin TL arasında bir yerde olacak. Böylece bugünden 2001 sonuna sepet devalüasyonun azami yüzde 18.2 asgari yüzde 9.6 olacağı anlaşılıyor.
Aynı hesabı tam bir yıl sonrası, 6 Ekim 2001 için yaptım. Dolar 761-732 bin TL, mark 339-326 bin TL çıktı. Yıllık sepet devalüasyon ise yüzde 9'la 13.4 arasında yer alıyor.
Getiri karşılaştırması
Bu durumda TL'nin döviz cinsinden ne getireceğini kolayca bulabiliyoruz. Yıllık mevduat için faizi yüzde 34 aldım. Şu sıralarda daha yüksek de bulunabiliyor ama ortalama o civarlarda.
Stopaj düştükten sonra, 6 Ekim 2001'de kurun üst sınırda oluşması halinde TL mevduatı döviz cinsinden net yüzde 14.2 getirecek. Alt sınırda yıllık net getiri yüzde 18.9'a yükseliyor.
Dikkatinizi çekerim. Paritenin değişmediğini kabul ediyoruz. Ama o arada dolar değer kaybederse, TL'nin dolar cinsinden faizi daha yüksek, mark cinsinden faizi ise daha düşük çıkacak.
İki ek soru var. Birincisi vade ile ilgili. Aylık ve diğer kısa vade TL faizleri daha yüksek. Evet, ama ya ileride faiz düşerse? Kısa vadeli yatırımda ek getiri var ama ama risk de var. Aynı şey repo için de geçerli.
İkincisi dövizle ilgili. Vatandaş hala TL'ye güvenmiyor, tasarrufunu dövizde tutunca kendisini daha iyi hissediyor. Parite riskini nasıl azaltabilir? Tavsiyem, tasarrufun yüzde 60'ını dolara, yüzde 40'ını marka koymak. Bunlar döviz sepetindeki dolar ve mark ağırlığına eşit. Böylece paritedeki değişmelerin yarattığı TL zararından kurtulmuş olursunuz.
Görüldüğü gibi, TL'ye devam diyoruz. Bir başka eposta mesajına cevaben şunu da eklemek istiyorum. Ben hala "A tipi fonda" devam ediyorum. Çünkü uzun vadeli yatırımcıyım. Spekülatör değilim. Bilgilerinize...