Ben 5.10.97 tarihinde Bilsan Ltd.Şirketine, asgari ücretli personel olarak işe başladım. Çocuklarımın doğumuna kadar geçen 6 ay zarfında firmanın sigortamı eksik göstermesinden dolayı 120 iş günüm dolmadı. Dolayısıyla eşim, çocuklarım sigortamdan faydalanamadı ve eşimin doğumunu kendi imkanlarımla karşılamaya çalıştım. Hastanenin bana çıkarmış oludğu 83.450.000 TL faturanın 50.000.000.-TL'nı karşıladım. Kalan 33.450.00.000.TL için taahhütname imzaladım. Aradan bir ay kadar geçti evime gelen bir kağıtta, hastaneye olan borcumu 7 gün içinde ödemem gerektiği yazılıydı. Ben de yazıyı alarak hastanenin sosyal servisine başvurdum. Bu parayı hemen ödeyemeyeceğimi, iyi niyetli olarak iki eşit taksitle ödemek istediğimi belirttim. Oradaki görevlinin "Tamam kardeşim, sen git... Madem ki durumun bozuk, biz hallederiz, bu borcu düşünme.." dedi. Aradan 2,5 yıl geçti bana Bursa Üçüncü İcra Dairesinden 7388 dosya no.lu ödeme emri geldi. Gelen yazıda, Zübeyde Hanım Doğum Evine 33.450.000.-TL borcum olduğu ve bu borcun yasal faiziyle birlikte 740.000.000.-TL olarak 7 gün içinde ödemem gerektiği, aksi halde icra yoluyla tahsil edileceği tarafıma bildirildi.
Şimdi işsiz, güçsüz bir insanım. Çocuklarımın geçimini bile aile efradım karşılamaya çalışıyor. Evim kira, aylık 60 milyon.... Elektrik, su, doğal gaz, telefon 100 milyon... Mutfak giyim, hastalık herşey hariç... Yukarıda belirttiğim gibi, şu an işsizim. Çalıştığımı kabul edin, asgari ücretle bunların altından nasıl kalkarım. İkizlerin birinin iki gözüde katarakt olmuş. Bir gözünü zar-zor ameliyat ettirdik. Diğer gözünü imkanımız olmadığından gerçekleştiremedik. Şimdi size soruyorum; "İlkokul mezunu olanlar, elinde bir mesleği olmayanlar iş bulamayacak mı?... Bu vatanın evladı değil miyiz?... Biz bu vatan için Doğu'da gece-gündüz demeden savaşmadık mı?.. Tek suçumuz ilkokul mezunu olup, bu ülkede dürüstçe yaşamak istememiz mi?... Size soruyorum, ne yapayım?... Hırsızlık mı?... Yoksa benim gibi üç-beş kişi bir araya gelip, çete mi kuralım?... Yoksa yuvamızı yıkıp, 4 tane çocuğumuzun da hayatını mı karartalım?... Yoksa cinnet geçirip, intahar mı edeyim?... Ya da ömür boyu hep birilerinin gölgesinde mi yaşamam gerekiyor?..."
Yok aslında bunların hiçbirini yaşamak istemiyorum. Tek isteğim, bana güvenecek yanında beni kimseye muhtaç etmeyecek, kimsenin gölgesi altına sokmayacak, çocuklarımın geçimini temin edebilecek, beni topluma kazandırabilecek bir DEVLET BÜYÜĞÜMÜZ ya da bir iş verenimiz çıkmayacak mı?... Özür dilerim, aslında yazmak istediğim daha çok sorunlarım var ama başınızı ağrıtmak istemiyorum. Sizi bir büyük olarak gördüğüm için size yazmaktan başka çarem yoktu. Sizin aracılığınızla devlet büyüklerime ve iş verenlerime sesleniyorum. Artık bu isyana kulak kabartsınlar lütfen..."