


Kural, her yerde ve herkese kural!..
Sydney'i Sydney yapan şeylerin başında, yaşamı düzenleyen kuralların, ödünsüz, ayrıcalıksız ve yorumsuz uygulanması geliyor.. Orada kurallar ihlal edilmek değil, uygulanmak için konmuş. Vatandaş da, devlet de bunun bilincinde..
İki minik anekdot..
Atletizm için Olimpiyat Stadına koşa koşa geldik. Kapıya koştuk.. "Buradan giremezsiniz" dedi görevli.. "Medya girişi yan kapıdan.."
Yan kapı dediği, bir metre ötede.. İkisi de ayni yere açılıyor.. Amma velakin, bu bir metre aralıkta bir tel kafes var, geçemiyorsunuz.. Geçmek için, bir kilometreye yakın bir tur atmanız gerekiyor.. Kızıyor, söylene söylene uzun yürüyüşe başlıyorum..
Ertesi gün, gazetede okuyorum.. Avustralya Mülteciler Bakanı, Sevgili Cumhurbaşkanımız gibi "Halk neyse ben de o" diye, kuyruğa girip 45 dakika beklemiş.. Tam kapının önüne gelmiş.. Görevli "Buradan giremezsiniz sayın Bakan" demiş.. "VİP Kapısı, ötede.."
Ötede dediği kapı, tel örgünün, yani bir kilometre yolun ötesinde..
Rus boksörü Saitov, maçını bitirmiş, ringden inmiş, bir bakmış ringe bir başka Rus çıkıyor.. "Aman arkadaşımı seyredeyim" diye, sporculara ayrılan yere oturmuş.. Üzerinde şort ve forma.. Elinde bandajlar sarılı.. Suratı, tam anlamı ile kan ter içinde.. Görevli anında başında bitmiş..
" Akreditasyonunuzu görebilir miyim?.."
Orası sporcu yeri ya.. Oraya oturmak için sporcu olduğunu gösteren kartın boynunda asılı olması gerek..
Şimdi gülüyoruz ama, gülmemek gerek.. Bizde kuralların cılkını çıkaran şey, uygulayıcılara verdiğimiz yorum hakkı..
Böyle bir hak olunca da, kural, yerine, zamanına ve kişiye göre değerlendiriliyor ve sonunda kural olmaktan çıkıyor..
Sydney'de kuralların tümü, uygulanması için.. Herkes, her kurala kayıtsız şartsız uyması gerektiğini biliyor..
Önceleri bu kadar kuralcılık, bizim gibi başıboş yaşamaya alışmış olanları sıkıyor, ama zaman içinde, yaşamın ne kadar kolaylaştığını hissetmeye başlıyorsunuz..
Tabii bu arada, en önemli not..
Sizi kurala davet edenlerin hepsi, ama hepsi güler yüzlü insanlar.. Hepsi ama hepsi önce "Nasılsınız?.. Keyifler iyi mi" diyor.. Sizinle kısa, tatlı bir sohbet yapıyor hatta.. Ama kuralı uyguluyor.. Siz muhabbetin sıcaklığına bakıp "Tamam galiba sıyırdık" diye düşünmeye başlarken.. Sıyırma diye bir şey yok.. İşin sırrı işte bu..
SEVDİĞİM LAFLAR
Yaşarken başkalarının hatalarından
da ders almayı öğrenmeniz gerekir. Zira ömrünüz bütün hataları bizzat yapacak kadar uzun sürmeyebilir.
Anonim
Hakan&Utku'dan tatil keyfi
Şimdi Reklamlar
İXTİR
Banu Alkan kokoreççi ile kestaneciye doğru yaklaşmaktadır. İkilimiz Banu'yu fark ettiklerinde çok geçtir. Yine yakalanırlar.
Kokoreçci: Kestaneciii
Kestaneci -Söyleee
Kokoreçci- Oğlum yandık.. Safrodit Banu geliyor lan Kestaneci- İxtiiiiiirrr!
Banu- Merhabaa hahaha. yine ben. Benim kasetim çıktı, siz aldınız mı?
Dans etmeyi severmisiniz? Ayol niye bıçaklıyorsunuz kendinizi? Bildim bileli siz harakiri yapıyorsunuz. Ayol niye öldürüyorsunuz ki kendinizi? İstanbul'da boş mezarlık kaldı mı ki, sizi gömelim? Hem kan grubunuz ne sizin? Siz hiç kanguru gördünüz mü? Öldü ayol bunlar. Kokoreçi kim hazırlayacak peki şimdi bana? Hadi bakalım. Hahahaa
***
Hazır Kırat
Süleyman Demirel Güniz sokaktaki evinden çıkıp kapının önünde bağlı hazır duran kıratına binerek Anadolu'da dolaşmaya başlar.
Demirel- Bi İslamköy vardı ya, Isparta'da ben doğdum.. Bi soru vardı ya, ben demagoji yaptım. Bir köşk vardı ya yukarlarda ben indim. İlksan paraları sorun olmuş, ne var ki? Verdimse ben verdim. Ombudsman deme, diilim. Cumbaba deme, diilim. Ben özgürüm, sadece üzgünüm. Hazır ol kıraat.. Binaleyh yeni maceralar bizi bekliyor deeh.. Kıraaat. Ben özgürüm.
Dış Ses- Kahramanımız siyasetle bir daha nerede karşılaşacak bilin, sponsor olun. Bakanlığı kapın.
***
İş Bankası
Kenan Işık- İyi geceler İş Bankası.. İyi geceler İş Bankası.. Kapa şu ışıkları İş Bankası. Şşşşş! Kime diyom İş Bankası? Senin yeni tasarruf genelgesinden haberin yok mu İş Bankası? Bak hiç duyuyor mu İş Bankası. Ayıp oluyor ama İş Bankası.. İş mi yani senin bu yaptığın şimdi İş Bankası? Son kararın mı İş Bankası?
***
İxtir II
Kokoreçci ile kestanecinin yanına bu sefer Deniz Baykal gelir.
Kestaneci- Baykal Abey, sana kısaca Hizipçi diyebilir miyim?
Deniz- Tabii canım.
Kestaneci- Hizipçiii, sen kendine bir parti kurup CHP'yi rahat bıraksan olmuyo mu?
Deniz- Haaaahaha ayol ben Erbakan mıyım ki zırt pırt parti kurayım?.. Hem ben de o kadar delege ne gezeeer?,,, Hem Ankara'da taban mı kaldı? Ben CHP'ye genel başkan oldum, siz oy verdiniz mi? Ben çok değiştim duydunuz mu? Hizip yapmayı sever misiniz? Siz ayrılsanıza. Niye sürekli berabersiniz? Ayrı ayrı daha çok iş yaparsınız. Kokoreçci bu kestaneci senin için ne dedi biliyor musun? Gel kulağına söyleyeyim.
Kokoreçci- Deme ya.. Alçaaakkk.
Kestaneci- Anaaa. ne vuruyon lan?
Kokoreçci- Deniz abim haklı.. Ben artık ayrı çalışıcam.
Kestaneci- Yürüüü. anca gidersin..
Deniz- HaHaaHaha. hadi bakalım.
***
Demirelbank
Dış ses yeğen Demirel görüntülerinin üzerine konuşmaktadır. Fonda Sezen'den "Kalbim EGE'de kaldı" nın melodisi çalmaktadır.
Dış Ses- En son ne zaman amcanız olan cumbabanızın elini öptünüz? Ne zaman kafanızı kaldırıp görkemli binalara bakarak "Ulan buraları keşke benim olsa" diye sordunuz? Ya da gözleriniz dolar dolar baktı? En son ne zaman yağmurun altında korumasız dolaştınız? Ne zaman çirkin sesinizle etrafa tehditler savurdunuz? Bırakın bankacılık işlemlerinizi biz yapalım, bu arada siz yaşamaya bakın, gidin yatın uyuyun.. Biz paracıklarınıza bakarız. Bir şey olmasın diye çuvallarda saklarız.. DEMİRELBANK, iyi günler diler.
hakanutku@hotmail.com
BİZİM DUVAR
Beşiktaş'ın durumu giderek kötüleşiyor. Bahtı kara kartal
Hakan& Utku
Pazar neşesi
Fıkra Yıldırım Tuna'dan
Uçak kalktıktan sonra Kaptan anonsuna başlamış "Sevgili yolcular, kaptanınız konuşuyor..
AA293 no'lu sefer ile New York-Los Angeles seferini yapıyoruz.. Hava nefis.. güzel bir yolculuk yapacağımızı umuyorum..
Şimdi rahatça arkanıza yaslanın ve.. AMAN TANRIM!¥"
Sessizlik uzun bir süre devam etmiş..
Bir kaç saniye sonra "Sayın yolcular sizi korkuttuysan özür dilerim!" demiş Kaptan.. "Sizinle konuşurken Hostes büyük bir fincan sıcak kahve getirdi ve tam önüme döktü.. Pantolonumun önünü görmelisiniz..!"
"O ne yazar Ulan!"
Diye bağırmış yolculardan biri "sen benimkisinin arkasını gör..!!"
Eğer
.. sinema tarihinden bir filmin yönetmeni
olsanız, hangisini seçerdiniz?..
..hayatınızın geri kalan tatillerinin
hepsini ayni kentte geçirmek zorunda
kalsanız, nereyi seçerdiniz?..
..lotoda kazansaydınız, ilk yapacağınız
şey ne olurdu?.
Duvar!..
Dalan haklı.. Dolmabahçe'nin emsalsiz güzelliğini, yoldan geçenlerden saklayan o iğrenç duvarlar yıkılmalı..
Yıllar önce bu kampanyayı açan gazeteciyim ben.. Zamanın Belediye Başkanı Bedrettin Dalan hak vermiş, ama duvarı yıkmaya ömrü yetmemişti..
Yerine gelen Nurettin Sözen'in tek ilkesi, Dalan'ın her yaptığını tersine çevirmek olduğu için, yıkılanı da yeniden yaptırmıştı..
Bu aslında bir utanç duvarıdır. Hiçbir güzelliği, mimari açıdan hiçbir özelliği yoktur. Tarihsel değeri de on para etmez..
Dolmabahçe'nin güzelliklerini saklayan bir tesettür örtüsüdür adeta..
Bu ülkede, her şeye karşı çıkmayı marifet sayanlar, kendilerini sivil toplum örgütü, sivil toplum lideri sanıyorlar..
İşin acısı, bu ülkenin entellerinin çoğu da onların peşinden gidiyor..
Ortaköy'de Mimar Sinan Hamamı'nın ne hale getirildiğine bakmayanlar, oradaki tarihsel yapı Rum Okulunun leş halini yıllardır seyredenlerin, bu utanç duvarına sahip çıkmalarını anlamak mümkün değil..