"Nedir ki öpücük?" ve "O güzelim yıllarım"
Kızın eline küçük parmağımı değdirdim.. Sanki kaza.. Kız elini çekmedi, ters bakmadı.. Demek ki...
O sırada adam kalın, okkalı sesiyle "-Dudaklarınız birbirini bulacak; Sende bu kumral bıyık, onda o pembe dudak varken" dedi. Bende bıyık yok ama, şartsa bırakırız..
Kalın sesli adam devam ediyor:
"-Evet buseden (öpücükten) söz ediyoruz... İsmi dudağınızı yakarsa ne yapar artık cismi?"
Adam doğru söylüyor, anlamak için denemek gerek. Kalın ses, sinema perdesinden...
Birden o adamın karısı geldi aklıma. Karısı da demez miydi "Öp beni, öp.. Herşey çılgın.." diye. Öpücük familyası bunlar.
Aaaa "THE END" yazıyor. Ne kısa film yahu... Işıklar yandı, elimi çektim. Kalktık. Gülümsedik. Mutluyduk. Gençlik heyecanları işte..
Cyrano de Bergerac filmini seyretmiştik. Muhteşemdi, eşsizdi, yeganeydi Cyrano.. Filmi izlerken aşık olmuştuk, kahraman olmuştuk, sonunda ağlamıştık...
Filmde Cyrano'yu canlandıran aktör Jose Ferrer yılın Oscar'ını almıştı. Karısı ise "bir daha gelmez" şarkıcılardan Rosemary Clooney idi.
Film bizi öyle kavramıştı ki, Marmara Sineması'nın merdivenlerinden inerken dayanamadık, el ele tutuştuk. Bir kaç yıl sonra o merdivenlerde atlı polislerin coplarına karşı savaş verecektik. Bizim 58 Kuşağı'nın demokrasi savaşı... 28 Nisan 1960'ta.. Hey gidi günler. O anları hatırladıkça kulağıma Chopin geliyor nedense; Scherzo n. 2 si bemol minör.. Neden acaba, bilemiyorum.
"Bir daha gelmez"
Ne demiştim? Bir daha gelmezlerdendi şarkıcı Rosemary Clooney. Bugün onun, 1950'li yıllarda altın plak alan şarkısı "Mambo Italiano" yeniden gözde...
"-Nasıl geçti habersiz O güzelim yıllarım"
diyen hanımefendi de "bir daha gelmez" şarkıcılardandı.. Şarkıyı kulağına söylediği ve de eğilip öptüğü beyefendi de "bir daha gelmez"di.
Beyefendinin adı: İsmet İnönü.
Hanımefendinin adı: Behiye Aksoy.
Hilton havuzbaşı. Yıl 1972, Ağustos sonu...
İstanbul'un "bir daha gelmez" manzarasını seyrediyorum.. Belediye başkanı kılığındaki vandalların dünyanın incisine tecavüz etmediği yıllar..
İsmet Paşayı öpmek, ne şans. Gülüyor paşa, eşi Mevhibe hanım da...
Behiye Aksoy mutlu.
Böyle muhabbetlerden hep uzak durmuştu paşa.. O gece İsmet Paşa'nın gözlerinin içini görmeyi çok istedim. Gözlerinin perdesinde tarihin filmi oynuyordu mutlaka. O günlerde İsmet İnönü ağır kararlar almıştı.
Türkiye'nin gemisini batırmamak için ömrü boyunca fırtınalarla savaşmıştı. Tayfunlar yıldıramazdı Paşa'yı ama, bu defa evinin balkonundan denizi seyretmeye karar vermişti.
Neler olmamıştı ki 4 ay önce.
İnönü, 8 Mayıs 1972'de genel başkanı olduğu CHP'den istifa etmişti. Siyasi tarihimizin en beklenmeyen olaylarındandı.
İsmet İnönü, CHP'yi Atatürk ile birlikte kurmuştu. İlk başbakandı, ikinci cumhurbaşkanıydı. Türkiye'ye demokrasiyi hediye eden mucize adamdı. 1972 Kurultayı'nda, Ecevit yanlıları İnönü'ye oylarıyla karşı çıkmıştı. Paşa bunun üzerine; CHP'den ve de milletvekilliğinden istifa etmişti. Eski cumhurbaşkanı olduğundan "tabii senatör" olarak Meclis'e geliyordu.
-Günün birinde
"Bir yiğidin kılıcı saplansa da bağrıma
Kalbimden vurularak ölsem" demiştim ama,
Ne yaparsınız, kader, arkadan çullanarak,
Kılıç yerine odun, yiğit yerine uşak...
Böyle diyordu Cyrano... Yaşamının son anlarında.
Gençler İsmet Paşa düşmanı eşeklere aldanmayın. Can Dündar'ın güzelim "İnönü" belgeselini izleyin. Mutlaka...
Bir gece yarısı sonrası izledim. Yayınlayan TV bile sabaha geçen saatlerde yayınlamakla İsmet Paşa'ya nankörlük ediyordu. Belgesel, ancak konulu film gibi işlenmiş. Dramatik kurgusu usta işi... Oscar'ım olsa Can'a verirdim.
"Nasıl geçti habersiz O güzelim yıllarım"
Paşanın şarkısıydı sanki.. Onun yılları; Kurtuluş Savaşı için İstanbul'daki makamını terkedişi, İnönü zaferleri, Lozan, İkinci Dünya Savaşı politikası... Ve dünyada benzeri görülmemiş olay ile "demokrasi adına bir başka partiyi iktidara buyur ederek çekilmesi!". 24 saat çalışan muhalefet lideri. İnönü; savaşta ve barışta devlet adamlığı çeşitlemelerinin en güzel örneklerini veren anıttı.
Behiye Aksoy şarkısını söylüyordu. Bir hafta sonra oğlu evlenecekti orada, Hilton havuzbaşında... Oğlu Ahmet, Ayben'i seviyordu. Ayben Erman güzeldi, yetenekli bir tiyatro oyuncusuydu. Aile artistti, ablası TV'de "domates güzeli" olarak ne sevilmişti, ne şöhretliydi. Büyük abla da öyle.
Ahmet Aksoy, Kuaför Muammer'in çapkınlık arkadaşıydı. Ayben'e aşık olunca durulmuştu. Nikahında Muammer bıyık altından gülüyordu ama, iki yıl sonra Sevil ile tanışınca, sarışın Don Juan'ın yelkenleri suya inmişti.
Sevil kimdi? Türkiye dışındaki bir ülkede, müzik listelerinde "Bir numara"ya yükselmiş tek şarkıcıydı. Hem de 6 hafta number one olarak.
"Aşığım, tahammülüm kalmadı, acısına;
Bir çıngırağın dili gibi gönlümde ismin."
Böyle derken Cyrano, çapkın Muamme- r'in gönlü de "Sevil" diyordu. Sevil'in hem sesi, hem kendisi çok güzeldi. Bir çapkının sonunu getirmişti.
Sevil yine güzel, Muammer yine yakışıklı... Onların şimdi kocaman çocukları var.
Koca burunlu adam
Behiye Aksoy neler hatırlattı bakın. "İsmet Paşa" derken 58'lere gitmemek mümkün mü? Paşanın müthiş muhalefet yıllarıydı.. Öte yandan, İncirlik üssü, 1958'de Amerika'ya açılıyor. Lübnan'da iç savaş var. İncirlik gerekli. Dost ABD'ye topraklarımızı açıyoruz.
Osmanlı zayıfladığından beri Batı, Türkiye'yi hep itmiş. Çevresi düşman dolu... Dost şart. NATO'ya girmek için Kore'de 1.500 şehit verilmiş.
"Ah benim de kolumda biri olsaydı!.." derim.
Böyle diyordu Cyrano... Biz de ABD ile kolkola girmiştik. Rus baskısından havasız kalan Türkiye derin bir "Oh" çekiyordu. Söylenip duruyorum "Cyrano" diye... Kimdi bu Cyrano de Bergerac?
O bir gerçek kahraman, önemli bir tiyatro eseriydi.
"Üç yüzyıllık bir sanat dalının son çiçek açışı"ydı.
Sahneye konduğu ilk günden itibaren heyecan yaratmıştı. 1897'den, bizim filmini seyrettiğimiz 50'li yıllara ve bugüne kadar...
Cyrano tipini, ilk Coquelin canlandırmış. Fransızların bütün zamanlardaki büyük aktörü... O aktör İstanbul'a da gelmiş. Cyrano'yu oynayacakmış. Ancak, o dönemin padişahı Abdülhamid. Padişahın sansür kurulu ürkmüş. Cyrano'nun burnu kocaman, Abdülhamid'in burnu da okkalı. Hele Cyrano'nun yergileri.. Olamazdı. Coquelin'e "Başka tiyatoralar yap mösyö..." demişler.
Cyrano, lafını esirgemeyen, kılıcı çok keskin şair, fizikçi ve filozof. Sevdiği kıza sokulamıyor, çünkü kocaman burnuyla çirkin sayıyor kendisini... Yakışıklı bir gencin yerine aşık olduğu kıza mektuplar yazıyor. Ancak kız, nişanlısı gencin fizik güzelliğine değil, Cyrano'nun nişanlısı yerine yazdığı mektuplara aşık oluyor. Kız da, Cyrano da gerçeği, iş işten geçtikten sonra öğreniyorlar.
Cyrano de Bergerac, (1619-1655) yıllarında gerçekten yaşamış. Fransız yazar Edmond Rostand 1897'de Cyrano'yu oyunlaştırmış. Yazar o sırada 29 yaşında...
Cyrano'nun kaderini belirleyen özelliği burnu... Burnu çok iri, kendi deyimiyle "Kuş mu, yoksa balık mı, yoksa tohuma kaçmış bir salatalık mı?" Veya "lavantacıya ne güzel bir tabela, bir de kanarsa ne bela...".
Cyrano'yu kısaca anlatmak mümkün değil. Kitabı var.
Ya Taksim, Ya Ölüm
50'li yılların sonuna doğru hayretle yolsuzluklara siyasilerin karıştığını ilk defa görüyorduk. Soylu hırsızlara kılıç çeken dürüst Cyrano bizi etkiliyordu.
Yolsuzluklar sürüyor, biz öğrenciler de meydandan meydana koşarak "Ya Taksim, Ya Ölüm" diye bas bas bağırıyorduk Kıbrıs mitinglerinde... Rumlara öfkemizi gösteriyorduk.
Sonra, iniyorduk Taksim Meydanı'ndan Galatasaray'a, doğru Rum meyhanelerine.. Ya Panoyot'a, ya Diamandi'ye, Cyrano'dan mısralar okuyan Toma'ya veya Lefter'e gidiyorduk:
-Ver saki...
-Yassu pasam.
in veritas vino/ gerçek şaraptadır
Sonra kız arkadaşımıza dil döküyorduk:
"-Nedir ki buse (öpücük)? Biraz daha yan yana
Yapılan bir vaittir. Yemindir kanmayana.
Bir itirafın candan bir delil bulmasıdır;
Sevişmek masdarının gül pembe noktasıdır.
Bir sırdır ki söylenir ağza, kulak yerine.
Bir gönül hazzıdır ki, hep derinden derine
Yayılır. Bir visaldir karanfil lezzetinde.
Dudakların ucundan tatmaktır ruhu biraz."
Böyle demişti Cyrano güzel Roksan'a...
Sami Ayanoğlu dublajda ne güzel konuşturmuştu Cyrano'yu.. Ve Sabri Esat Siyavuşgil ne güzel tercüme etmişti... Belki de, eserin yazarı Edmond Rostand'a yaklaşan deha ile..
Cyrano öyle bir tutku ki, asla modası geçmiyor. Bugün internette Cyrano de Bergerac siteleri bulabiliyorsunuz. Cyrano sizler için aşk mektupları yazıp gönderiyor bile...
https://www.cyrano.kensai.com
TEVFİK YENER
|