Doğu Avrupa diktatörlerini perişan eden özgürlük rüzgârları, Slobodan Miloseviç'i de Çavuşesku'nun, Honecker'in ve diğerlerinin yanına gönderdi.
Sırplar da, zalim diktatörü deviren ulusların şeref listesinde yerlerini aldılar.
Çünkü hiçbir diktatör zamana direnemiyor ve zulmünü sürekli kılamıyor.
20. yüzyıl başları krallıkların, imparatorlukların sonunu getirdi; pek çok tacidar devrilip gitti.
Ne var ki birçok ülkede kralların yerini diktatörler aldı. 1930'larda güçlenmeye başlayan faşist diktatörlerin çoğu, ikinci dünya savaşı sonunda lanetli birer isim bırakarak tarihe karıştılar.
Yine bu savaşın paylaşım stratejileri sonunda, özellikle Doğu Avrupa'da komünist diktatörlükler belirdi.
1989 devrimleri bu diktatörlerin de sonunu getirdi.
Miloseviç gibileri ise totaliter rejimlerin, uygulama bakımından birbirine ne kadar benzediğini ortaya koyan trajik örnekler oluşturdular.
Yıllarca komünist parti yönetiminde olan Miloseviç, Yugoslavya'nın dağılmasından sonra aşırı milliyetçi kampın lideri oldu ve "etnik temizlik" adını verdiği Hitler yöntemlerine başvurdu.
Çünkü ister komünist olduğunu söylesin, ister sosyalist, onun özü de Kamboçya'daki Pol Pot gibi Adolf Hitler'den farklı değildi.
Ayrı ilkeler uğruna savaştıklarını söylüyor ama sonunda aynı işi yapıyorlardı: İnsanları dininden, dilinden, soyundan ötürü kitleler halinde imha etmek yönteminde birleşiyorlardı.
Masum halk kitlelerini bebek, kadın, çoluk, çocuk demeden katlediyorlardı.
Bu sapık katillerin elinde devlet gücü ve ordu, birer zulüm makinesine dönüşüyordu.
Franco, Hitler, Salazar, Pinochet, Çavuşesku, Pol Pot ve benzerleri gibi Slobodan Miloseviç de lanetli katiller kategorisinde yerini aldı.
Yeni lider Kostunica, Miloseviç'i Lahey Mahkemesi'ne teslim etmeyecek gibi görünüyor.
Savaş suçlusu olarak yargılandığı mahkemenin eline geçmesine engel olmaya çalışıyorlar.
Belki de onun cezasını Yugoslav halkı verecek.