Halkına kan, acı ve utanç getiren Miloseviç'in, baskı, yalan, hile ve soygun üstüne kurulu diktatörlüğü yıkıldı.
Yugoslavya'yı parçalayan kin ve zulüm Miloseviç'in iktidarını öylesine çürütmüştü ki, göçmesi şaşılacak kadar kolay oldu.
Tek silâh patlamadan tarihin akışı değişti.
Perşembe günü diktatör, küçümsediği halkının yükselen bir dalga gibi üstüne gelmediğini görmeden son oyununu oynadı.
Kaybettiği seçimleri iptal ettirip yeni seçim yaptırma ve koltuğunu bırakmama kararını Anayasa Mahkemesi'ne onaylattı.
Bu kararın duyulması, Parlamento önünde toplanan yüz binleri ateşledi.
Özgürlük cesareti bir anda kanatlandı, yığınlar parlamentoya girdi, bayraklar açıldı, resmi portreler pençerelerden aşağı atıldı ve isyan amacına ulaştı.
Güvenlik güçleri, halkın sandıkta kovduğu diktatöre kulluk etmenin tehlikeli sonuçları ile bu haklı isyana katılmak arasındaki anlık kararsızlıklarını aşıp devrim safına geçince iş bitti..
Bir kaç saatlik kırıp dökme eylemini sabaha kadar süren özgürlük şenlikleri izledi.
Seçimin galibi Voyislav Koştunitsa yeni devlet başkanı olarak halkını, hemen bütün ülkeler de onu selâmladı.
Miloseviç'in geri dönme şansı yok.
Artık şeytani zekâsını sadece, Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi'ne teslim edilmemek için kullanacak.
Yeni lider Koştunitsa, halkın özlediği barış ve refahı getirebilecek mi?
Bunun cevabı, Kosova'nın kaybını içine sindirip NATO bombardımanını unutmasına ve halkına da unutturmasına bağlı.
Kendisi de aşırı bir Sırp milliyetçisi olan Koştunitsa düne kadar çok umut vermiyordu ama göreceği uluslararası destek ve dostluk ile halkının barış özlemi onu değiştirebilir.
Diktatör istemeyen Yugoslavya halkı kaderine egemendir artık.
Soykırım iftirasının onaylanmasına Amerikan yönetimi de karşı.. Ama oy avcılığı yapan milletvekillerii ya durduramazsa?.
Ankara da aynı mantığa dayanıyor:
"Biz de ABD ile olan iyi ilişkilerin zarar görmesini istemiyor. Ama Türkiye'ye bir haksızlık yapılırsa, Millet Meclisi'nin alacağı misilleme kararlarını hükümet olarak önleyemeyiz.."
Öyle bir durumda Amerika'nın bölgede Türkiye sayesinde elde ettiği siyasi, askeri ve ekonomik çıkarları büyük darbe yiyecektir.
Tabii Türkiye'nin zararı da az olmayacak.
Ama uluslar onurları için yaşarlar ve onurlarını savunma noktasında, ödeyecekleri bedeli düşünmezler. Bu yüzden hata da yaparlar.
Biz hata yapmayalım. "Saddam kartı" ile oynamaktan söz ediliyor.. Olayı kumar saysak bile bu kart kazandırmaz.
Çünkü Saddam'a biz, Amerika'nın hoşuna gitsin diye düşman olmadık. O Türkiye'ye düşmanlık yaptığı için düşman olduk.
Misilleme silâhı da onurlu olmalı.
Halkına karşı zehirli gaz kullanan bir despotu korumak, Ermeni tasarısının kabulüyle doğacak sonuçlardan bile daha ağır bir mahkumiyettir.