312'yi kaldırmak şart değil
Meclis'in gündemindeki Ceza Kanunu tasarısında düzenlemeler yapılabilir.
İşkenceyi önlemek için mevzuatı değiştirmek yetmez, eğitim şart. Gerekli adımların atılması için hükümette görüş birliği gerekiyor. AB talepleri gerçekçi olmalı. Kıbrıs ve etnik azınlık konularını kabul etmeyiz
Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Avrupa Birliği'ne üyelik görüşmelerine başlaması öncesinde atması gereken adımlara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Mallorca Adası'ndaki uluslararası 'Akdeniz Güvenliği' toplantılarına katılan Mesut Yılmaz'a AB üzerine sorduğumuz sorular ve yanıtları şöyle:
* AB ile üyelik görüşmelerinin başlaması için Meclis'ten bazı yasaların geçmesi, bunun için de hükümetin düzenlemeleri Meclise getirmesi gerekiyor. Hükümetin düzenlemeleri Meclise getirmesi için ne gerekiyor?
Ortaklar arasında konsensüs gerekiyor.
*AB'ye ilişkin görüş birliği var mı?
Hükümet programında var.
*Ama hükümet programında takvim yok. Oysa Türkiye Aralık 2000 sonuna dek Ulusal Program'ını AB'ye vermek zorunda. Buradaki sorun ne?
Sorun zamanlama.
* Peki neden adım atılamıyor?
Geçmiş nedeniyle. Türkiye üyelik müzakerelerine başlamak için atması gereken bazı adımları, yakın geçmişindeki bazı kötü tecrübeleri nedeniyle atmakta tereddüt ediyor.
*PKK ile mücadeleyi mi kastediyorsunuz?
Evet.
Neler kabul edilmez?
* Bu sorunlar nasıl aşılabilir?
AB bize bir belge verecek; Katılım Ortaklığı Belgesi. Helsinki kararlarında ifade edilen bir şeyleri, detaylandırıp bize verecekler. 8 Kasım gibi bunu bekliyoruz. Bizim ulusal programımızın bunu karşılaması lazım.
* Belgede neler olacağı az çok biliniyor: İfade özgürlüğü, ölüm cezası, ana dilde yayın, işkencenin önlenmesi gibi... Bunların hangisinde bir ilerleme ışığı görüyorsunuz? Öncelik hangisinde?
Önemli olan, bizim programda vereceğimiz taahhütlerle, belgedeki talepler arasında bir uçurum olmaması. Onun için belgeyi hazırlarken gelip bize soruyorlar. Bizim yapacağımız temasların bir amacı da bu: Taleplerin gerçekçi olmasına çalışıyoruz. Kopehag Kriterleri'ni dikkate alarak bir belge kabul ettik. Rüştü Kazım Yücelen'in koordinasyonunda hazırlanan İnsan Hakları Üst Kurulu belgesi. Hükümet şimdi bunun üzerinde çalışıyor. Bunu esas alacağız. Avrupa'da bu belgenin müzakerelere başlamak için yeterli olacağı söylendi bize.
* Gerçekçi talepler dediniz. AB'nin gerçekçi olmayan Türkiye'nin kabul edemeyeceği talepler neler olabilir?
Örneğin, Kıbrıs sorununu Birleşmiş Milletler şemsiyesinden çıkarıp AB ile ilişkilendirilmesini kabul etmeyiz. Örneğin, Türkiye'de etnik azınlık tanımını kabul etmeyiz. Zaten Avrupa Parlamentosunda olmasa da Komisyonda bu konuda mutabakat var.
* Başka ne tür sorunlar var?
Uygulama mevzuatla uyum içinde olsun istiyorlar. Örneğin işkence konusu... Uygulamanın yasalarla uyum içinde olmadığını biliyorlar. Sadece yasa çıkarmakla, anlaşmalar onaylamakla beklentileri karşılayamayız. Adalet Bakanlığı'nın İçişleri Bakanlığı'nın yoğun eğitim programları uygulaması lazım. Sadettin Tantan Kasım ayı içinde AB'ye bu konuda bilgi verecek.
İşkence önlenmeli
* İşkencenin önlenmesi için eğitim yeterli mi? Cezaların artırılıp uygulanmasını düşünüyor musunuz?
Geçen yıl zaten yeni bir ağırlaştırıcı yasa çıkardık. Bu işkence gibi şikayetlerin uygulamada da önlenmesi lazım. Bakın, 3 tür tedbir var: Bağlayıcı yasa, uygulayıcıya eğitim ve denetim. Yasa var. Uluslararası denetim de var. İstedikleri zaman heyet gönderip denetliyorlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuru hakkı da mevcut. Yapmamız gereken polisleri, savcıları, hakimleri eğitmek.
Akdeniz'in güvenliği
BaŞbakan Jose Maria Aznar'a yakınlığıyla tanınan Repsol YPF Vakfı tarafından İspanya'nın tatil köşelerinden Mallorca Adasında düzenlenen "Akdeniz Güvenliği" konulu toplantı dün başladı.
Toplantılarda Akdeniz ülkelerinin güvenlik siyaseti, Kuzey-Güney karşıtlığı gibi sorunlara çözüm aranıyor. Dünkü bölümde "Akdenizde Ekonomik İşbirliği" ve "Akdeniz Güvenlik Politikası" konuları ele alındı. Bugün ise "Akdeniz Bölgesinde Göç Sorunları" oturumu yapılacak.
Yılmaz konuştu
Akdeniz güvenlik politikası konulu oturumda İspanyol Dışişleri Bakanı Josep Pique, Avrupa Birliği'nin Ortadoğu Barış Süreci Temsilcisi Miguel Angel Moratinos ve Ürdün Eski Başbakanı Abdelkerim Kabariti ile birlikte konuşmacı olan Mesut Yılmaz, Akdeniz'de güvenlik unsurları, Avrupa savunma ve güvenlik politikaları ve Türkiye'nin yerinin konu edildiği bir de tebliğ sundu.
Toplantılara Türkiye'den Yılmaz'ın yanısıra Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel, ANAP İstanbul Milletvekili Cavit Kavak da katılıyor. Yılmaz'a toplantılar ve ikili görüşmelerde dış politika danışmanı Büyükelçi Barlas Özener de eşlik ediyor.
Toplantılara Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'tan, Portekiz Başbakanı Antonio Gurretes'e birçok önemli siyasetçi katılıyor. Cengiz Uysal
Suç iyi tanımlanmalı
Kohl bizi Avrupa'dan dışlamaya kalkışmıştı
Hükümette AB ile uyum konularını üstlenen Mesut Yılmaz, 1997 yılında 55'inci hükümetin başbakanı olduğu dönemde, Lüksemburg Zirvesi'nde Türkiye'nin AB üye adaylığından dışlanması olayını unutamıyor ve bundan dolayı dönemin Almanya Şansölyesi Helmut Kohl'ü sorumlu tutuyor.
Yılmaz'ı Mallorca'ya getiren uçakta, ANAP İstanbul Milletvekili Cavit Kavak'la birlikte, Yılmaz'ın "AB ile siyasi ilişkileri dondurma" kararı almasıyla sonuçlanan süreç şöyle anıldı:
C.Kavak: Biz o zamanlar (Lüksemburg Zirvesi öncesi) Mesut Yılmaz ile hemen hepsiyle görüştük. Blair, Chirac, Aznar, Klimt... Bülent Bey de İskandinav ülkelerine gitti. Hepsi Türkiye'nin engellenmesinden Alman Şansölyesi Kohl'u sorumlu tutuyorlardı.
*Kohl size ne diyordu? O zaman siz "Kohl söz verdi" diyordunuz, Kohl yalanlıyordu. Kohl size neyin sözünü verdi?
M.Yılmaz: 'Ben engel olmayacağım' dedi.
*Engelleyenin Kohl olduğunu saptadınız mı?
M.Yılmaz: Evet.
*Nasıl engellemiş, ne demiş?
M.Yılmaz: Lüksemburg Zirvesi'nden önce Brüksel'de yapılan muhafazakar parti liderleri toplantısında diyor ki, "Avrupa Hıristiyan değerler üzerinde kuruludur." Eski Belçika Başbakanı Martens çıktı bunu açıkladı. Ama Kohl yalanladı.
MURAT YETKİN
|