Ülkemizde zaman zaman çeşitli sebeplerle insanların intihar ettikleri veya intihar teşebbüsünde bulundukları bir vakıadır. Esasen intihar olgusu sadece ülkemizin bir meselesi değil, bir insanlık meselesidir. Yapılan araştırmalar; dünya üzerinde her yıl beş milyon kişinin intihara teşebbüs ettiğini ve bunlardan yaklaşık beşyüzbininin hayatını kaybettiğini, intihar olaylarında giderek büyüyen bir artışın gözlendiğini, her bin kişiden on kişinin intiharla ilgili duygu ve düşüncelerinin bulunduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır. Bu tespitler maalesef kaygı vericidir.
Teknolojik gelişmelerle sağlanan eşi görülmemiş refah ortamına rağmen, yeni bin yıla hazırlanan insanlık alemi, kişileri içten kuşatıp kontrol eden manevi değerler alanında aynı gelişme başarısını gösterememesi sonucu, büyük huzursuzluklar içine düşmüştür. Sanayi devriminin insanlığa adeta bir hediyesi olan aşırı ferdileşme, toplumda dayanışma duygularını zayıflatmış, telafisi imkansız tahribatlara sebep olmuştur. Üst üste biriken sorunlar karşısında insanlık çaresizliğe itilmiştir. Kişilikleri şekillendiren manevi değerleri sağlıklı kaynaklardan yeterince öğrenememiş ve hayatın yüksek gayesini kavrayamamış olanlar, kendilerine ve topluma yabancılaşarak güçsüz olma duygusu, hayatın manasızlığı, kaidesizlik, toplumdan tecrit olunma şeklinde tezahür eden duygulara kapılmakta ve bunun neticesinde de intihara sürüklenmektedirler.
Batman ilimizde son iki ayda kaygı verici derecede yüksek oranda intihar olayları meydana gelmiştir. Bir yörede 40 kadın canına kıymaya teşebbüs ediyor ve bunların 27'si hayatını kaybediyorsa orada çok önemli sosyal, ekonomik, kültürel ve dini problemler yaşanıyor demektir. Bu yüksek intihar oranı, ciddi olarak araştırılması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmıştır. Öyle tahmin ediyorum ki, bu olayı araştıran toplumbilimciler, sosyologlar, psikologlar çok değişik ve enteresan psiko-sosyal bulgulara ulaşacaklardır. Devlet kurumlarının bu ciddi sorun karşısında gerekli duyarlılığı göstermeleri ve işbirliğine gitmeleri esastır. Başkanlığımız, Batman'daki intihar olaylarının duyulmasından hemen sonra konuya yakın ilgi göstermiş, mahalli teşkilatımız olan Müftülük vasıtasıyla bir dizi çalışma başlatılmıştır. Başkanlık merkezinden iki bayan din hizmetleri uzmanı ve intihar olayları üzerine mütehassıs bir bayan psikologtan oluşan üç kişilik bir ekip teşkil edilerek 27 Eylül 2000 tarihinde bölgeye gönderilmiş, bu yolla mahali yetkililerle işbirliği halinde çok yönlü bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Başkanlığımız, ayrıca bu konuda önümüzdeki günlerde bölgede çeşitli çalışmaları uygulamaya koyacaktır. Görevli olan bu ekibimiz, intihar vakalarının sebepleri üzerine geniş araştırma ve incelemelerde bulunmuş ve ilginç sonuçları tespit etmiştir. Buna göre; Batman ilinde patlak veren olayın arkasında derin siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik sebeplerin olduğu anlaşılmaktadır.
Bu ilimizde yaşayan vatandaşlarımızın geçmişte PKK ve Hizbullah terör örgütlerinin yoğun faaliyetlerine maruz kalması, işsizlik, gelir dağılımındaki dengesizlikler, lüks hayat özleminin yaygınlık kazanması, hızlı değişime ayak uyduramama, yaşanan kültür şoku ve kimlik arayışları, eğitim seviyesinin düşük olması, ailelerin; özellikle kız çocuklarının eğitimleri hususunda takındıkları olumsuz tavırlar, gençler üzerinde aile baskısı, aile içi şiddet ve geçimsizlikler, aile başına düşen çocuk sayısının çok olması, kız çocuklarının küçük yaşlarda çok eşli evliliklere zorlanmaları, bölgede hurafe ve batıl inançların yaygınlığı, dini istismar eden bazı kişilerin halk üzerinde etkileri, sosyal kurumların yetersizliği vb. olumsuzluklar bu sebeplerin en önemlileridir.
Hayat Cenab-ı Hakkı'nı bize lütfettiği en büyük nimettir. Cana kıymak Allah'ın verdiği bu güzel nimeti ortadan kaldırmak ve yok etmektir. İster kendi nefsine kastetsin, ister bir başkasının canına kıysın, bu güzelliği yok etmeye kimsenin hakkı yoktur. Zira bu nimete son vermek, ancak onu verene aittir. Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de "Allah'ın dokunulmaz kıldığı canı haksız yere kıymayın" (En'am, 151) buyurmaktadır.
İnsanımızı içine düştükleri buhrandan kurtarabilmeki için ana-babalara, eğitimciler, din görevlilerine, basın yayın organlarına, kısacası tüm kurum ve kuruluşlara büyük sorumluluk ve görevler düşmektedir. Devletimiz bölgedeki yatırımları artırarak işsizlik oranını azaltacak tedbirleri almalı, eğitim şartlarını geliştirmeli, bölgenin özel yapısı dikkate alınarak kız liseleri, kız meslek liseleri gibi okulları yaygınlaştırmalı, nüfusa kayıtlı olmadığı için okula gidemeyen çocukların tespiti yapılarak en azından zorunlu eğitime tabi tutmalı, okullara yeterli sayıda rehberlik uzmanları tayin etmeli, bölge illerinde ruh sağlığı ve rehabilitasyon merkezleri açmalıdır.
Son olarak gerek Batman'daki ve gerekse ülkemizin diğer yörelerdeki genç kız delikanlılarımıza seslenmek istiyorum. Hiçbir şey sizin hayatınızdan daha önemli ve kıymetli olamaz. Ümitsizliğe düşmeyin. Zamanın halledemeyeceği hiçbir güçlük yoktur. Çözülmez gibi gördüğünüz sorunlarınız zaman içinde mutlaka çözüme kavuşacaktır. Allah her zorluk için kolaylık yaratmıştır.
Geleceğimizin aydınlık olması dileğiyle, bir sonraki yazımızda buluşmak üzere...