Bundan iki üç yıl önce, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, herhangi bir açıklamayı "talihsiz" olarak değerlendirmesi ve "esefle" karşılamasıyla birlikte, o açıklama gerçekten de talihsiz bir duruma düşerdi. Bir bakardınız ki, kamuoyu önderleri, siyasetçiler ve basın, TSK'nin bu değerlendirmesine dört elle sarılır, hatta daha ileri gidip "esef"i de "hiddet"e dönüştürerek açıklama sahibine saldırırdı. Tabii bu arada, açıklamanın içeriği de tümüyle güme gider ve tartışılmadan kalırdı.
"Neden talihsiz? Ya da kimin için talihsiz" diye sormak yürek isterdi.
Şükürler olsun ki artık durum farklı.
Artık bu "sihirli" söz, akan suları durdurmuyor. İnsanlar tartışıyor. Neden talihsiz, kimin için talihsiz olduğunu sorguluyor. Ne "şeriatçı kesime göz kırpma" suçlamalarıyla, ne "türban istismarına alet olma" korkutmacalarıyla insanların zihnine ipotek konamıyor.
İstanbul Üniversitesi'ndeki polemikten sonra basında esen havaya baktığımızda, kamuoyunda Mumcu'nun değil, asıl Türk Silahlı Kuvvetleri'nin açıklamasını "talihsiz bir açıklama" olarak görme eğiliminin daha ağır bastığını görüyoruz.
Çünkü artık toplum, bir görüşün mutlak doğru olarak dayatılmasını istemiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kendi birlik ve disiplin anlayışını, kendi hiyerarşik yapısını, kendi itaat geleneğini ve hatta kendi duyarlılıklarını toplumda aynen bulmak istemesini haklı bulmuyor.
Ordu içinde varolan "toplumu askerileştirme" eğilimlerini paylaşan Gürüz ya da Alemdaroğlu gibi siviller hızla tecrit oluyor.
Şimdiye kadar Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ortaya attığı fikirler talihsiz beyan ve esefle karşılama söylemleriyle yaratılan atmosfer yüzünden tartışılamadı. Şimdi bu iklimin değişmesiyle birlikte, belki gerçek tartışma başlayabilir. Ultimatom, muhtıra ya da zehir zemberek açıklama döneminden, görüş açıklama dönemine geçilebilir. Komutanlar, ülkeye ve rejime ilişkin fikirlerini tehdit kokmayan ifadelerle ortaya koymayı öğrenebilir.
İşte o zaman, normalleşme sürecine girilmiş, eşitler arası bir tartışmanın ortamı doğmuş demektir. İrticai tehlikenin son yirmi yılda yükselip yükselmediğini de, Türkiye'ye ha bölündü ha bölünecek bir ülke gibi bakmanın doğru olup olmadığını da ancak böyle bir ortamda tartışabiliriz.
Birilerinin, herhangi bir açıklamanın "talihsiz" olduğunu söylemesiyle, o açıklamanın talihsiz olmadığını hep birlikte gördük. O birileri Silahlı Kuvvetler bile olsa...
Sanırım önümüzdeki dönem, Silahlı Kuvvetler'in de bu gerçeği içine sindirme süreci olacak.