kapat

06.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


Eski insanlar yok ama Beyoğlu elimizde!

İlker Sarıer Beyoğlu ile ilgili röportajımı okuduktan sonra şöyle diyor köşesinde; "Eski özenli, şık, saygılı insanlar artık yok. Onlar olmadıktan sonra Beyoğlu'nu eskiye benzetmenin ne faydası var?"

Önce eleştirisi için arkadaşım Sarıer'e teşekkür ediyorum. Sonra da diyorum ki sadece bu cümle üzerine bile sayfalar dolusu yazı yazılabilir. Eğer Batı ülkeleri benzer bir anlayışı benimsemiş olsalardı ne Londra, ne New York, ne de Prag veya Roma bugünkü durumunda olurdu.

Bu konuda cevabı ben vermeyeyim, yazıyı okur okumaz beni arayan, Beyoğlu Güzelleştirme Derneği kurucularından Deniz Adanalı versin. İşte Deniz Hanım'ın İlker Sarıer'e cevabı;

"Bundan daha yanlış bir düşünce tarzı olamaz. Dünyanın her yerinde insanlar değişti ama şehirler olumsuza değil, iyiye doğru değişime uğradı. Onlar eskiyi koruyup güzelleştirdikleri için aptallık mı ediyorlar, yoksa biz mi büyük bir hatanın içindeyiz?

San Fransisco kaç yangın geçirdi, kuşaklar değişti, şehirde birşey değişmedi. Artık San Fransisco'nun en şık konser salonlarında da insanların kıyafeti eskiyle kıyaslanamayacak kadar özensiz ama salonlar aynen duruyor.

Budapeşte'ye kaç yıl sonra gittik. Komünizm döneminde bile ortadan kaybolmayan şık şapkalı insanlar, düzen artık yoktu. Ama dünyanın en ünlü edebiyatçılarını, sanatçılarını ağırlayan 'Gerbeau' çay salonu tertemiz ve bakımlı olarak eski şıklığıyla yerindeydi. Biz de Pera Palas'a yaptığımız gibi ünlü Markiz pastanesini restore edip açsak, İstiklâl Caddesi'ni eski canlılığı ve düzeniyle yaşatsak fena mı olur?"

Ben de aynen Deniz Adanalı gibi düşünüyorum. Eğer biz şehirlerimize, ülkemize, sorunlarımıza zamanında sahip çıkmayı öğrensek bugün Ermeni Soykırım Tasarısı da bu şekilde gündeme gelemezdi. Artık eksik ve hatalarımıza doğru gözlükle bakmanın zamanı geldi (Bazı konularda geçti bile).

Gürtuna ne diyor?

Neyse ki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna Beyoğlu'nu ele aldıklarını bildiriyor;

"Beyoğlu için ciddi projeler hazırlandı. Gelecek Pazartesi bu konuda toplantı yapılacak. Büyükşehir kesinlikle gereken desteği verecektir. Öncelikle Eminönü ve Beyoğlu tüm semtleri ve ara sokaklarıyla ele alınacak ve 'Binaları giydirme' projesiyle başlanacak. Hemen uygulamaya geçiyoruz."

Sayın Gürtuna'dan bu sözü aldıktan sonra ben rahatladım. Çünkü onun sözlerinin takipçisi olduğunu biliyorum.

Eski Beyoğlu'nu tekrar kazanacağız.

Toplu nikâhlara dikkat!
Eski İzmir milletvekili Erol Yeşilpınar'ın anlattığı olayı duyunca yine boş bulunup "Bu kadarı da olmaz artık" demişim. Ne komik. Türkiye'de bu sözü her söyleyişimizde "olmaz"ların olduğunu bile bile..

Yeşilpınar, olayı bir işi için gittiği İzmir Nüfus Müdürlüğü'nde duymuş. Çalışanlar "Bu toplu nikâhlardan neler çekiyoruz" diyerek anlatmışlar. Onlar şikayet edince Erol Bey;

"Ne var toplu nikâhlarda? Daha iyi ya, gayrimeşruluk ortadan kalkıyor" demiş. Cevap şöyle; "Bildiğiniz gibi değil. Evlenenlerin çoğu 50-60 yaşında. Arkalarında 25-30 yaşlarında 7-8 kişiyle muhtarlığa gidiyor ve 'Bunlar bizim çocuklarımız. Kayıtları yok' diyerek muhtardan kağıt alıyorlar. Sonra da Nüfus Müdürlüğünden nüfus kağıdı çıkarıyorlar. Bu şekilde, Türkiye'ye sızmış ne kadar Suriye-Irak kökenli Kürt varsa hepsi Türk vatandaşlığına geçiyor. Nikâhlananlar bu iş için o kişilerin herbirinden 200-300 milyon civarında para alıyor. Olayın önünü alamıyoruz."

Erol Yeşilpınar, böylece Bakanlar Kurulu kararıyla zorlukla elde edilen Türk vatandaşlığının artık parayla satın alınır duruma geldiğini, bunun şehirlerde ve özellikle doğu kökenli belediye başkanlarının bulunduğu ilçelerde yaygın bir ticaret şekline döküldüğünü ve kesinlikle önlenmesi gerektiğini vurguluyor.

İçişleri Bakanlığı veya MİT'in dikkatine sunuyoruz!

Baykal eleştirsin mi, eleştirmesin mi?
Hatırlayacaksınız 18 ay kadar kısa bir süre önce Deniz Baykal sert eleştirilerinden ötürü şiddetli tepki almış ve hatta hükümetin düşmesine neden olduğu için CHP'nin oy kaybına uğrayarak barajı aşamadığı söylenmişti.

Türkiye bir buçuk yıl içinde onun eleştirilerini arar duruma geldi ve Baykal görevine geri döndü.

Şimdi ise ondan eleştiri bekleniyor. Acaba CHP Genel Başkanı bu durumda ne yapacak? Eleştirecek mi, eleştirmeyecek mi?

Ya o da "Bunlar beni eleştirilerimden dolayı gönderdiler, bari biraz sessiz kalayım" derse.. Haydi çıkın işin içinden çıkabilirseniz..

Deniz Baykal'ın nasıl bir siyaset izleyeceğini çok merak ediyorum.

Sağlık Bakanlığı karışık!
Sağlık Bakanı Osman Durmuş "Solcuları kovmakla hata ettik" diyerek Hıfzısıhha'dan kovulan bilimadamlarını geri çağırıyor.

O bunu yaparken, müsteşarı Haluk Tokuçoğlu ne solculukla ne sağcılıkla ilgisi olmayan ve görevini yapmaya çalışan başhekimleri "İstifa et" diye sıkıştırıyor. Onların da kafaları, son günlerin trendine uygun olarak "iyice karışık" galiba..

Geçenlerde mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına uyularak görevine iade edilen Bakırköy Hastanesi Başhekimi konusunda Bakan'ı kutlayan bir yazı yazmıştım. Bu başhekim sadece "MHP'li olmadığı için" ve yerine MHP'li bir başhekim getirilmek istendiği için görevinden alınmış, sonra tekrar atanmıştı. Şimdi de müsteşarın baskısı altında olduğunu ve bu yüzden işine bir türlü gerektiği gibi başlayamadığını duyuyoruz.

Bu particilik meseleleri nasıl halledilecek, keşke Bakan onu da solculuk meselesi gibi açıklasa da öğrensek!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır